TÜRKİYE’DE YAPILACAK EN TREND AKTİVİTELER


Eşsiz doğal güzelliklere, köklü bir tarihe ve kendine has bir kültüre sahip olan Türkiye, her yıl milyonlarca turisti kendine çekiyor. Turistlerin büyük bir kısmı güney kıyılarında deniz tatilini tercih etse de, ülkemizin sunduğu turizm aktiviteleri açısından çok daha fazlasına sahip. Türkiye’de yaşıyorsanız veya Türkiye’yi geziyorsanız, gittiğiniz bölgelere göre mutlaka yapmanız gereken, yapmadan dönmemeniz gerekenler vardır. İşte Türkiye’nin dört bir yanında mutlaka yapmanız gereken şeyler…

KIŞ AYLARINDA ÇILDIR GÖLÜ’NDE BALIK TUTMAK

TRANS KAÇKAR YÜRÜYÜŞÜ

NEMRUT’TA GÜN BATIMI YAPMAK

MARDİN SOKAKLARINI GEZMEK

PAMUKKALE’DE ANTİK HAVUZDA YÜZMEK

ÇORUH NEHRİNDE RAFTİNG

LİKYA YOLU YÜRÜYÜŞÜ

FETHİYE’DE BABADAĞ’DAN YAMAÇ PARAŞÜTÜ

EFES ANTİK KENTİNİ GEZMEK

KONYA’DA MEVLANA ZİYARETİ

VAN GÖLÜ’NDE YÜZMEK

KAPADOKYA’DA BALON TURU

KASTAMONU’DA VALLA KANYONU’NU GEÇMEK

AĞRI DAĞI’NIN ZİRVESİNE ÇIKMAK

EGE’DE MAVİ YOLCULUK

İZMİR SELÇUK’TA PARAŞÜT ATLAYIŞI

DOĞU EKSPRESİ İLE ANKARA’DAN KARS’A YOLCULUK

1981’DE DOĞAL KORUMA ALANI İLAN EDİLEN HASANKEYF’İ GÖRMEK

VAN’DA KAHVALTI YAPMAK

İSTANBUL’DA EMİNÖNÜ-ANADOLU KAVAĞI VAPURUNA BİNMEK

BOZCAADA GEZİNTİSİ YAPMAK

ÇEŞME’DE SÖRF YAPMAK

KAŞ’TA DALIŞ YAPMAK

ŞANLIURFA’DA SIRA GECELERİNE KATILMAK

ESKİŞEHİR’İ GEZMEK

GALATA KÖPRÜSÜNDE BALIK TUTMAK

YILDIZ PARKINDA YÜRÜYÜŞ YAPMAK

BURSA’DAKİ MURADİYE KÜLLİYESİNİ GEZMEK

YEMYEŞİL DOĞADA KAÇKARLAR’A TIRMANIŞ

Dakota DC-3 cinsi kargo uçağının batığını görmek için Akdeniz’in derinliklerine dalış



Kaynak: ntv.com.tr

İLKBAHAR MEVSİMİNDE GÖRÜLESİ EN TREND YERLER ||

Ülkemiz, dört mevsimin de güzel yaşandığı bir ülke. Her köşesinde muhteşem güzelliklere sahip ülkemizde çoğu yer sadece yaz aylarında değil, kış ve bahar aylarında da bir harika. Doğası, havası ve Anadolu’nun eşsiz tarihiyle keşfedilecek birçok yer var. Güneşin kendisini iyice hissettirdiği, yazın müjdecisi İlkbahar, gezmek için de harika bir zamandır. Çünkü hem doğanın uyanmasına tanıklık eder hem de ılıman havanın etkisiyle rahat rahat gezmenin keyfini sürebilirsiniz.  Şimdi sizlere görülesi bu güzel yerlerden en çok tercih edilenleri paylaşacağız…




1- ASSOS / ÇANAKKALE

Mitolojik hikayelere konu olmuş tarihi değeriyle dört mevsim bir başka güzel Assos. Bilen bilir bu güzellikleri bilmeyenlerse; hadi düşün yollara buraları keşfetmeye. Baharda bir başka güzeldir; Assos, Yeşilyurt Köyü, Behramkale, Antik Liman.
Assos, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km güneyindeki Behramkale Köyü’nde yer alan bir antik kent. Antik Çağda Troas diye adlandırılan bölgenin güney ucunda volkanik bir tepenin zirvesi ve yamaçlarında, Midilli adasının karşısında kurulmuştur. En uygun ASSOS Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

2- DATÇA


İnsanın ömrüne ömür, yaşam enerjine enerji katan yerdir, Datça. Muhteşem doğası ve temiz havasının yanında tarihi-kültürel mirası ve mavi suları yazın olduğu kadar ilkbahar gezginlerinin de Türkiye’deki ilk tercihleri arasında yer alıyor. Masmavi göz alıcı güzelliğe sahip denizine en az bizler kadar hayran kalan kişiler arasında dünyaca ünlü isimler de var; Prens Charles, Tom Hanks ve Bill Gates her biri Datça’da mavi tura çıkıp bu sulara hayran olan isimlerden sadece birkaçı.
Türkiye’nin batısındaki en uç noktalarından biri Datça, ilkbaharı yeşeren doğası, papatya, gelincik tarlalarıyla karşılar. Yazın aksine Palamutbükü, Tütünbükü, Mesudiye gibi koylarda hareket yeni başlar. Ancak teknelerin vazgeçilmez adresi Selimiye Köyü ve Bozburun’da konaklayacak yer bulabilirsiniz. Eski Datça’daki Can Yücel’in evine ve Knidos antik kentine uğramadan Datça’dan ayrılmayın. İnce bir hırkayla rahatlıkla üşümeyeceğiniz bahar aylarında Datça için tek handikap, yağmura yakalanmak. Eğer gittiğiniz zaman yağmur yağıyorsa aralıksız 1-2 gün sürebilir. Onun dışında Nisan ayında Datça’da hava sıcak olur. Yeme içme ve konaklama konusunda hiç sorun yaşamak istemiyorsanız 1 saat mesafedeki Marmaris’e gidebilirsiniz. 
Sayısız koyları ve ormanlarıyla ünlü sakinliğin hayatla buluştuğu tatil duraklarındandır Datça ilkbaharı yaşanacak en güzel mevsim yapar. Datça maki türlerinin en iyilerini barındırır. Ayrıca Türkiye’nin en iyi bademi de burada yetişir. Datça’da Afrodit Tapınağı’nın yanı sıra mevsimleri ve zamanı gösteren saat ve antik kalıntılar görülebilecek tarihi yerlerden sadece bazılarıdır.
En uygun DATÇA Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

3- BODRUM

Bir Bodrum sevdalısı olan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın da dediği gibi ‘Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler’ Sadece yaz aylarında değil bahar aylarında da bir başka güzeldir; Bodrum. Baharda içinizi ısıtan Ege güneşinin tadını doyasıya çıkarırsınız Bodrum’da. Kalabalıktan uzak, yeşil ve mavinin kucaklaşmasına şahitlik edersiniz her gün Bodrum sahillerinde.
En uygun BODRUM Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

4- MERSİN

Misafirperver Anadolu insanının, birbirinden leziz yemeklerin, yemyeşil doğanın masmavi deniz ve harika bir tarihle birleştirdiği yerdir, Mersin. Kızkalesi’nde tarihin izlerinin peşinden giderken, Narlıkuyu’da Yörük kahvaltısının ve en lezzetli Akdeniz balıklarının tadı damağınız kalacak.
En uygun MERSİN Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

5- SAFRANBOLU

18 ve 20. yüzyıllar arasında yapılmış ve bozulmadan günümüze kadar gelebilmiş Osmanlı evleriyle ünlü bir ilçe. Anadolu’nun kuzeybatı kesiminde tarihte Paflagonya (Paphlagonia) olarak adlandırılan bölgede bulunan Safranbolu’nun bilinen geçmişi M.Ö. 3000 yıllık bir tarihe sahip. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan ilçe en çok Rumlar ve Osmanlılar’dan izler taşıyor. Bu dönemlerden kalma cami, kilise, han hamam, köprü ve konaklara sahip olan Safranbolu, geleneksel Türk evlerini yansıtan konaklarıyla tanınıyor. UNESCO’nun, korunması gereken 2000 kültür varlığı arasında bulunuyor.
Tarihin tozlu sayfalarında değil bizzat içinde yaşayabileceğiniz bir yerdir, Safranbolu. Karabük’ün de en önemli turizm bölgelerinden biridir. Geleneksel Türk toplum yaşantısını tecrübe edebileceğiniz en iyi yerlerden biri olan Safranbolu’nun günümüze kadar gelmeyi başarabilen köklü tarihi geçmişi, kültürel miraslarıyla her mevsim tablo gibi bir manzaraları serer gözler önüne. Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Safranbolu’yu nisan ayı rotalarınıza ekleyebilirsiniz.
En uygun SAFRANBOLU Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

6- ESKİ FOÇA

Denizin verdiği huzurun adresi: Eski Foça. Eski bir balıkçı kasabası olan bu topraklarda güneşin, denizin ve huzurun tadını çıkarmak paha biçilemez. Ege’de gün batımı bir başka güzeldir, Eski Foça’da ise bambaşka… Güneşin denizin üstünden yavaş yavaş kayboluşunu izlerken yöresel Ege otları ve enfes balığın size eşlik ettiği o gün batımıysa tarif edilmez yaşanır cinsten.
En uygun FOÇA Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

7- İĞNEADA

Yaz aylarında da güzel ama bahar aylarında, hele ki mayıs ayında bir başka güzel bir başka keyifli İğneada. Adeta doğanın bir mucizesi olarak görünen İğneada, 2007 yılından beri milli park statüsünde bulunuyor. Kırklareli sınırları içerisinde yer alan bu muhteşem doğa, İstanbul’a sadece 5 saatlik bir mesafede. Yıldız Dağları’nın orman dokusunu yansıtan, kökleri suların altında kalmış ağaçları ile bilinen longoz ormanları ile ünlü olan İğneada, 20 km’lik sahil şeridiyle de muhteşem bir doğa oluşumu olduğunu kanıtlıyor.
En uygun İĞNEADA Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

8- KAPADOKYA


Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir. Dünyanın en iyi balon turu güzergâhı olarak seçilen Kapadokya, Times Gazetesi’nde yayımlanan “Dünya’nın Yeni 25 Harikası” listesine 5. sıradan girmiştir. 1985’ten beri UNESCO Dünya Kültür Mirasları Listesi’ndedir. Güzel beyaz atların, rengarenk sıcak hava balonlarının diyarı Kapadokya… Güvercinlik Vadisi, Kızıl Vadi, Uçhisar Kalesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağı, Ihlara Vadisi ve daha fazlasıyla Kapadokya bahar rotalarının kesinlikle vazgeçilmez destinasyonu.
Kapadokya, bahar deyince ilk akla gelen yerlerden biridir. Ihlara Vadisi, Göreme Açık Hava Müzesi ve mağaraları gezmek için en uygun zamandır ilkbahar. Baharda peribacalarının etrafında açan çiçekler buraya ayrı bir güzellik katar. Kapadokya’da baharın güzelliğini en iyi gözlemleyebileceğiniz aktivite balon turu yapmaktır. Balon turu için sabah erken kalkmayı göze alın. Tur şirketleri saat 05:30 gibi sizi alacaktır.
En uygun KAPADOKYA Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

9- MARDİN

Uçsuz bucaksız Mezopotamya topraklarının farklı kültürleriyle harmanlanmış sürpriz coğrafyası Mardin. Güney Doğu’nun ülkemize sunduğu değerli bir hediye. Tarihi kalenin eteklerine kurulmuş eski bir kent olan Mardin’de çağlar boyunca farklı etnik kökene sahip halk bir arada yaşamış ve yaşamaya da devam ediyor. Tüm gizemi ve sürprizleriyle Mardin’i keşfetmek için en ideal zamanlardan biri de nisan ayıdır.
Baharı daha farklı bir atmosferde örneğin yüzlerce yıl geçmişi olan tarihi bir konakta karşılamaya ne dersiniz? Mardin binlerce yıllık kültür geçmişine tanıklık edebileceğiniz iyi bir seçenek olur. Yazı çok sıcak geçtiği için Mardin’i gezmek için en ideal zamandır ilkbahar. Mardin’de Süryani kiliseleri, 4. yüzyılda kurulmuş Deyrülzeferan Manastırı gibi yerler ve muhteşem konakları gezilebilir. Taş işçiliğinin harika örneklerini bulabileceğiniz bu konakların Dara Konağı gibi bir kısmı bugün otele çevrilmiş. Konaklama için iyi bir tercih olacaktır. Yine yarım saat mesafedeki Midyat ve yaklaşık 2 saat mesafedeki Hasankeyf’e mutlaka gidin. Gümüş telkâri işçiliği şahane takılardan da almadan dönmeyin. 
En uygun MARDİN Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

10- CUNDA ADASI

Yaz mevsiminde cıvıl cıvıl sokaklarında iğne atsan yere düşülmez Cunda’nın. Ama baharda öyle mi? Ilık ılık rüzgar eser yel değirmeninin bahçesinde ve çayınızı yudumlarsınız güneşin içinizi ısıttığı manzarada. Siz siz olun Cunda’nın keyfine bir de baharda bakın.
Ayvalık, Cunda Ege’de ilkbaharı en iyi karşılayabileceğiniz yerlerden biri olarak dikkat çeker. Rum mimarisi izlerini taşıyan şirin bir ada olan Cunda’da artık doğa uyanmaya başlamıştır. Dolaştığınız her yerde sizi rengarenk çiçekler, papatyalar karşılayacaktır. Cunda’da Taksiyarhis Kilisesi, Despot Evi, Agia Triyada Kilisesi ve Ayışığı Manastırı gibi yerler gezilebilir. Balıkçıların bir kısmı baharda açıktır. Deniz kenarı manzara eşliğinde bir şeyler yemek, Ege mezeleri tatmak hava güneşliyse çok keyifli olacaktır. Cunda, Marmaris, Datça ve Fethiye’ye göre biraz daha soğuk olabilir ama hava güneşliyle rahat gezebilirsiniz. Ayvalık Şeytan Sofrası’na çıkıp şahane manzara eşliğinde çayınızı içmeden Cunda’dan ayrılmayın.
En uygun CUNDA ADASI Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

11- ŞİRİNCE

İşte ülkemizin canlı tarihini yansıtan, yeşilliklerle kucaklaşmış harika bir yer daha; Şirince. Dönüp dolaşıp kendimizi Ege’de bulduğumuz bahar rotalarının diğer bir destinasyonu olan Şirince’nin yemyeşil doğasını ilkbaharda keşfedin, sokaklarında sıralanmış eski Türk konakları arasında gezinin ve buranın eşsiz lezzetlerini tadın.
En uygun ŞİRİNCE Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

12- UZUNGÖL

Adını ev sahipliği yaptığı gölden alan Uzungöl, mayıs ayında keşfedebileceğiniz ideal bir Karadeniz rotası. Soğanlı ve Kaçkar Dağları’nın birleştiği noktada yer alan bu doğa harikası yer, Türkiye’nin en yaşlı yağmur ormanları arasında misafirlerini eşsiz bir deneyime davet ediyor.
En uygun UZUNGÖL Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız..

13- YEDİGÖLLER

Şehrin hengamesinden, gürültüsünden kaçmak ve doğayla ama sadece doğayla baş başa kalmak isteyenlerin rotası. Batı Karadeniz’in yemyeşil cenneti, Bolu’nun gözbebeği olan Yedigöller, kışın karlar altında yazın güneş içinde de güzel ama baharda hele ki nisanda burası başka bir güzel. Milli park özelliği de taşıyan Yedigöller, bahar rotaları için mutlaka aklınızın bir köşesinde bulunması gereken yerlerden.
En uygun YEDİGÖLLER Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız…

14- ESKİŞEHİR

Eskişehir’in son yıllardaki hızlı değişimini duyup da gitmek istemeyen yoktur sanırım. İşte Eskişehir gezisi için en uygun zamandasınız. Yazları sıcak, kışları soğuk geçen Eskişehir için ilkbahar harika bir zaman. Eskişehir’de Odunpazarı’nda tarihi evleri gezip, Porsuk çayında gondol gezintisi yapıp, Sozova Parkı ve Kent Parkı gitmek harika olacaktır. Lületaşından el yapımı bir şeyler alıp, çiğ börek ve Balaban Köftesinden yiyerek karnınızı doyurabilirsiniz. Eskişehir’e otomobilinizde ya da hızlı trenle gidebilirsiniz.
En uygun ESKİŞEHİR Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız…

15- POLONEZKÖY

İstanbulluların baharda ilk koştukları yerdir Polonezköy. Yeşillikler içerisindeki bu doğa harikasında, Polonya mimarisine özgü evler bugün pansiyon ve restoran olarak işletiliyor. İster kahvaltı edip köy içindeki yürüyüş parkurunu tamamlayın, isterseniz de önce yürüyüp, sonrasında kendinize mangal keyfi yaşatın. Köyün dışında çok sayıda hayvanın bulunduğu bir yer var. Çocuklar için ideal olabilir. Cumhuriyet köyü ve Ömerli’ye doğru at çiftlikleri de bulunuyor. Ata binmek isteyenler için iyi bir alternatif. Trafik boşsa Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden Polonezköy’e ulaşmak 30-40 dakika sürer.
En uygun POLONEZKÖY Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız…

16- ÇEŞME

Ege’nin bir başka incisi de son yılların popüler tatil adresi Çeşme’dir. Özellikle Alaçatı, yaz aylarındaki kalabalık yerine sakin sokaklarıyla sizi karşılar. Ama sakin olduğu için Alaçatı’nın o eski halini koruyan Rum mimarisi binalarının güzelliğine daha iyi varabilirsiniz. Burada harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Sörf yapmak için biraz erken olabilir. Profesyonel sörfçüler için sorun olmaz. Ancak sörf okulları genelde yazın faaliyete geçiyor. Konaklamak için Ilıca ya da Çeşme merkezde otel bulmakta zorlanmazsınız.Ilıca’da kaplıca keyfi da yaşayabilirsiniz.
En uygun ÇEŞME Otellerine ETSTUR aracılığıyla rezervasyon için tıklayınız…

Kaynak: ntv.com.tr, enuygun.com

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Çalışacaklara Püf Noktalar

Bilindiği gibi Türkiye coğrafi bölgelerden oluşuyor ve bu coğrafi bölgelerden birisi de Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi isminden de anlaşılacağı üzere ülkemizin güney doğusunda bulunmaktadır. Yüzölçümü olarak en küçük coğrafi bölge olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kuzeyinde ve doğusunda Doğu Anadolu Bölgesi, güneyinde Suriye, batısında Akdeniz Bölgesi bulunmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde mesleğe başlayacaklar için işe yarayacak ve yakın zamanda da tecrübe edilenler ile  derlediğimiz tüm faydalı bilgiler il il sergilenecektir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Şehirleri

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde toplamda 9 şehir bulunmaktadır. Bunlar;

OTOBÜS BİLETİ ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETİ İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

  • Şırnak
  • Siirt
  • Batman
  • Mardin
  • Diyarbakır
  • Şanlıurfa
  • Adıyaman
  • Gaziantep
  • Kilis

1.  Şırnak

Yüzölçümü: 7.152 km²

İl Merkezi Nüfusu: 61.335 (2011)

Toplam Nüfusu: 457.997 (2011)

İl Trafik No: 73

İl Telefon Kodu: 486

Hakkında Bilgi

Şırnak’ın İlçeleri: Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi ve Uludere’dir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: İlin, Suriye-Irak sınırlarına yakın olan kesimleri hariç, hemen hemen tamamı dağlarla kaplıdır. Dağlık kesimlerinde gür bir bitki örtüsü yoktur. Vadi yamaçlarından başlayarak 2000 m yükseltiye dek, yer yer meşe ağaçlarının hakim olduğu görülmektedir.

Sınırlarının 4/1 Doğu Anadolu Bölgesi, 4/3’ü Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır.

Orman kuşağı 2000 m yükselti kuşağından sonra da bodur ağaçlar ve otsu bitkilerle kaplı, 3000m kuşağında ise, karlarla kaplı kuşak gelmektedir. Doğal yapısı nedeniyle çok fazla yabani hayvan çeşidine rastlanmaktadır.

İklimi: Şırnak ilinde iklim yörelere göre farklılık göstermektedir. İlin yüksek kesimlerinde, Doğu Anadolu’nun sert kara iklimi, diğer kesimlerde ise karasal iklim hakimdir.

Tarihçesi: Çok eski bir geçmişe sahip olan Şırnak ilinin tarihi Evliya Çelebinin 17.yy’da yazdığı “Seyahatname” isimli kitabına göre Nuh tufanı öncesine kadar dayanır. Bu rivayete göre Nuh’un gemisi Şırnak sınırları içerisinde bulunan yüksekliği 2089 metreye kadar uzanan Cudi dağının tepesinde bulunduğu rivayet edilir

Osmanlı döneminde köy olan Şırnak, 1927 yılında Siirt’e bağlı ilçe, 1990 yılında ise il olmuştur.

Turizm: Şırnak ili sahip olduğu zengin tarihi, kültürel kaynakları ve doğal değerleri ile turistik açıdan önemli cazibelere sahiptir. Turizm sektöründeki gelişmenin yeterli düzeyde olmadığı ilde, turizm ve rekreasyon tesisleri de nitelik ve nicelik olarak istenilen düzeyde gelişmemiştir. İl genelinde yer alan tarihi eserler, doğal güzellikler ve turistik olarak görmeye değer diğer yerler, yeterli altyapı bulunmaması ve turistik yatırımların yeterli olmaması nedeniyle gerektiği gibi değerlendirilememektedir. İlin turizm merkezlerinin başında Nuh Tufanı sonucu, Hz. Nuh Gemisinin konduğuna inanılan Cudi Dağı gelir. Cudi Dağında Hz.Nuh (A.S.) ın gemisine ait mıt denilen büyük çiviler ve tahta kalıntıları mevcuttur. Bu olayı Kuran’ı Kerim’de doğrulanmaktadır.

Kasrik Beldesindeki Gutilerden kalma köprü, taştan yontulmuş sulama kanalı, ata binmiş adam resmi, Besta Meryem Kaplıcaları, Cizre İlçesindeki Hz. Nuh Türbesi, Mem-u Zin Türbesi, Kırmızı Medrese, İsmail Ebul-İz Müzesi ve Birca Belek Kalesi; Güçlükonak İlçesindeki Fenikelerden kalma Finik Kalesi ve meşhur Hista Kaplıcaları ile Firheşin Yaylası ile İdil İlçesindeki Merkez Cami ve Süryanilerden kalma çok sayıda kilise bulunmaktadır. İl merkezi ve bağlı İlçelerinde iki adet turizm belgeli tesis mevcuttur. Şırnak ilinin sosyo-ekonomik yapısının değerlendirilmesi sonucunda, ilde ileriye dönük gelişme perspektifleri içerisinde turizm sektörünün önemli bir potansiyele sahip olduğu ve potansiyelin iyi bir şekilde değerlendirilmesi sonucunda il turizm gelirlerinin önemli boyutlara ulaşabileceği söylenebilir.

Müzeler ve Ören Yerleri

Babil, Asur, Med, Guti, Selçuklu,Osmanlı, Rum, Arap, Emevi, Abbasi dönemlerine ait Arkeolojik ve etnografik eserlerin bulunduğu,büyük fizikçi ve 60 makine mucidi İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi Cizre ilçesinde bulunmaktadır.

Finik Ören Yeri

Cizre’ye yakın bir noktada bulunun Damlarca ve Eskiyapı köyleri arasında Finik Ören Yeri İ.Ö.4000 yıllarına aittir. Dağlık bir bölgede yer alan kentte saray, zindan, sarnıç yerleri ve beyaz kalker taştan oyulmuş çok sayıda mağara ev bulunmaktadır. Finik Kalesinin Kuzeyinde “Borzana Sitiya” adı verilen yerde kayaya işlenmiş bir kadın kabartmasıyla köyün kuzeydoğusunda yan yana duran bir kadın ve bir erkek kabartması bulunmaktadır.

Şah Ören Yeri

Cizre’nin Kuzeydoğusunda,Çağlayan köyündeki Şah Ören Yeri, Cudi dağının en sivri noktasının eteğindedir. Yerleşmenin kuzeyi,doğusu ve batısı tamamiyle dağlıktır. Bu dağlık kesimlerde Düşe, Çeko, Hırabe, Kayzer, Hırd kale harabeleri yer almaktadır.

Babil Ören Yeri

Cizre’nin 20.Km Güneybatısında Suriye sınırı üzerindeki Kebeli köyünde yer alan Babil Ören Yerinin çevresi dikdörtgen biçiminde surlarla çevrilidir. Dış kaleyi oluşturan bu surlarda yaklaşık 30 adet burç vardır. İç kale ise daire biçimindedir. Surlar yontulmamış bazalt kayalardan,yapılar ise beyaz kalker taştan yapılmıştır.

Kasrik Ören Yeri

Şırnak-Cizre karayolunun 30.Km.si üzerinde yer alan Kasrik Ören Yeri, Guti’ler döneminde “Sazirka” olarak anılmaktaydı.Bir boğaz içinde yer alan yerleşmede ,tarihi su bentleri,heykeller ve kent kalıntıları bulunmaktadır. Cizre ve Finik Beylerinin bu yöreyi yazlık olarak kullandıkları bilinmektedir.

Bazebde Ören Yeri

Cizre’nin 2 Km doğusunda Dicle Nehri kıyısında yer alan Bezebde Ören Yeri.zamanla Dicle Nehri yatak değiştirdiği için Suriye topraklarında kalmıştır. İlk çağlara ait kent kalıntıları ve ünlü bir köprüsü vardır.

Cizre Kalesi

M.Ö.4000 yıllarında Guti İmparatorluğu tarafından Cizre Surları ile Cizre Kalesi yaptırılmıştır. 360 oda ve 3 katlı olarak yaptırılmıştır.

Cizre Ulucami

639 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir. Abbasi döneminde onarıma alınmıştır.1160 yılında Cizre emiri Baz Şah’ın oğlu Emir Ali Sencer tarafından büyük onarıma alınmış olup, minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde yapılmıştır. Cizre Ulucami tokmakları fizikçi ve sanat adamı İsmail Ebul-iz El Cezeri tarafından yapılmıştır.

Cizre Mir Abdal Camii

1437 yılında Cizre Beyi Emir Abdullah (Abdal) İbn Abdullah İbn Seyfeddin Boti tarafından yaptırılmıştır.Üstü kubbelidir. Cizre surları üzerindedir. Bazalt siyah taştan yapılmıştır. Mem-u Zin türbeleri bu mescide yapışık bölümün alt kısmındadır.

Cizre Nuh Peygamber Camii

Tufan olayından bu yana insanlığın ikince babası olan Nuh Peygamber (A.S).kendi adıyla anılan bu camide yatmaktadır. Nuh peygamberin mezarı alt bodrum katındadır.

Cizre Kırmızı Medrese

Cizre Beyliği döneminde II.Han Şeref Bey tarafından XIV.Yüzyılda yaptırılmıştır.Medresenin içi avlulu olup,doğusunda batısında ve kuzeyindi dersaneler, yemekhane ve öğretmen lojmanları bulunur.Mihrabı beyaz taştan olup, 2.82×3.78 ölçülerindedir. Medrese Cizre’ye özgü kırmızı tuğlalardan örüldüğü için Kırmızı Medrese denilir.

Yasef Köprüsü(Cizre Köprüsü)

1164 yılında Zengi Devletinin veziri Cemaleddin İsfehani tarafından ikinci kez onarılmıştır. Köprü Cizre Surlarının 2.Km. mesafede olmakla beraber o zamanki Cizre’nin bir mahallesi içindedir.12 adet burç üzerinde 8 gezegen kabartması bulunur. Köprünün üzerinde Ashabikehf (Uyuyanyatırlar) adları yazılıdır. İnsan ve hayvan figürleri ile süslüdür.

Mehmet Ağa Kasrı

Cizre Dağkapı Mahallesinde Bayırağa sokakta bulunur. Bir kısmı siyah bazalt taştan,bir bölümü de beyaz kalker taştan yapılmıştır. Hamidiye Binbaşısı Fettah Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Cudi Dağı

Pek çok gezgin, tarihçi ve yorumcunun yapıtlarında Nuh’un Gemisi’nin Cudi dağı üzerinde durduğu yazılmaktadır. Nuh’un mezarının Cizre’de bulunması Şırnak’a bir zamanlar Şehr-i Nuh denmesi, Cizre Surlarının gemi biçiminde olması da buna kanıt olarak gösterilmektedir.

Ayrıca yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimin Hud suresinin 44.ayeti açıkça Tufan-Nuh Gemisinin Cudi Dağı’nda durduğunu yazmaktadır.

Yayla Turizmi

Beytüşşebap ilçesinde bulunan Faraşin yaylası görülmeye değer bir yerdir.

Dağ ve Doğa Yürüyüşü

Cudi dağı, Şahköy çağlayanı, Herekol dağı, dağ ve doğa yürüyüşü yapmaya elverişli alanlardır.

Akarsu Turizmi

(Kano-Rafting)

İlin en önemli akarsuyu olan Kızılsu, Habur ve Hezil çaylarının beslediği Dicle Nehri, akarsu turizmine elverişlidir.

Sportif Olta Balıkçılığı

Kızılsu Çayı’nda sportif olta balıkçılığı yapılmaktadır.

Bitki İnceleme

Cudi dağı floristik açıdan önemli bölgelerden biri olmakla birlikte henüz yeterince araştırma yapılamamıştır.

Yaban Hayatı

İlin orman kuşağına giren dağlık kesimleri yaban hayvanları için elverişli barınaklar oluşturmaktadır. En çok rastlanan yaban hayvanları tilki, tavşan, çulluk, keklik, ördek, kaz, turna ve bıldırcındır.

El Sanatları Hediyelik Eşya

Keçecilik, halı ve kilim dokumacılığı ildeki el sanatlarının başında gelmektedir.El örgüsü yün çoraplar, tozluklar, kuşaklar Yörük örgü desenleriyle yapılmaktadır.

Şırnak’a nasıl gidilir?

Karayolu: Türkiye’nin her yerinden karayolu ile ulaşım mümkündür.

Şırnak’a Atananlara Tavsiyeler

Silopi İdil rahat ama sosyal olarak Cizre güzel ve gelişmiş hatta en gelişmiş ilçe ama iş yönünden yoğun bir yer. Silopi ve Cizre, merkez ve diger ilcelere gore merkezi ayni zamanda imkanlari daha fazla (ulasim, havalimani, alisveris vs).

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

 Merkez otel cok guzel 1+1 ve amerikan mutfak var kira 1000 tl civarındadır. Havalimani cizreye 12 km Silopiye 40 km .Silopide 3 farkli apart var. Idilde guzel ancak nufusu 30 bin civari cizre silopi kadar buyuk ve hareketli degil. Cizre ve Silopiden hemen hemen her 2-3 saatte bir sehirlerarasi otobus cikar.

2. Siirt

Yüzölçümü: 11.003 km²

İl Merkezi Nüfusu: 134.871

Toplam İl Nüfusu: 310.468  (2011 yılı)

İl Trafik No: 56

İl Telefon Kodu: 484

Hakkında Bilgi

Siirt, dört mevsimin en güzel şekliyle yaşandığı iklimi, her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği bereketli toprakları, el emeği göz nurunun ürünü olan battaniye ve kilimleri, şifa kaynağı Pervari Balı, iri taneli fıstığı, kendine has lezzeti olan Zivzik Narı, doğal güzellikleri, tarihi eserleri, bağrında barındırdığı evliyaları ile görülmeye değer bir yerdir.

İLÇELER: Siirt ilinin ilçeleri; Aydınlar, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan’dır.

Kaplıcalar, türbeler, tarihi cami, kale ve köprüler Siirt’in tarihi ve turistik değerleri arasında oldukça önemli bir yere sahiptir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

COĞRAFYA

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğu ucunda yer alan Siirt doğudan Şırnak ve Van, kuzeyden Batman ve Bitlis, batıdan Batman, güneyden Mardin ve Şırnak İlleri ile çevrilidir. Bölge, Güneydoğu Anadolu düzlüklerinden sonra birden yükselmekte, doğu ve kuzey kesimleri bol yağış almaktadır. Bu nedenle, kuzeyden Muş Güneyi Dağları, doğudan Siirt Doğusu Dağlarıyla çevrili olan il alanı, Dicle Irmağı’nın önemli su toplama alanlarından birini oluşturmaktadır. İl topraklarının tümü Dicle Havzası’na girmektedir. Havza, Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır. Siirt yaz, kış bol yağış alan zengin çayırlarla kaplı yaylalar ile çevrilidir.

Siirt’te karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmaktadır. Doğu ve kuzey bölgelerinde kışlar daha sert ve yağışlı, güney ve güneybatı bölgelerinde ılık geçer. Yazları sıcak ve kuraktır.

TARİHÇE

Yazılı kaynaklara göre, M.Ö.2000 başlarında Hititler Döneminde önemli yerleşim yeri olmuştur. Daha sonra Frig, Lidya, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu, Danişment, ilhanlı, Eretna ve Osmanlı hakimiyetlerini yaşamıştır.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Diyarbakır-Siirt arasında uzanan doğu-batı doğrultulu karayolu ilin en önemli karayolu bağlantısıdır. Otogarın kent merkezine uzaklığı 1 km. olup firma servisleri, Belediye Otobüsleri ve Şehir içi minibüsleri ile ulaşılabilir.

Demiryolu: Karayoluna paralel olarak Diyarbakır ve Batman üzerinden gelen demiryolu Kurtalan’ da son bulur. İstasyonun kent merkezine uzaklığı 28 km.dir.

GEZİLECEK YERLER

Cami ve Türbeler

Ulu Cami : Çinili Minare olarak anılan Ulu Caminin minaresi, tipik Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır.

Siirt’te Veysel Karani Hz. Türbesi ve İbrahim Hakkı Hz. Türbesi bulunmaktadır.

Kaplıcalar

Billoris Kaplıcası : Billoris Termal Turizm Merkezi

Sağlarca Kaplıcası : Siirt’e 15 km. uzaklığında, Eruh yolu üzerindedir. Banyo uygulamalarıyla deri hastalıklarına, romatizmada, kadın hastalıkları, nevralji, nevrit, polinevrit, polio sekelleri ve su içi egzersizlerinde yararlı olmaktadır.

Yaylalar

Pervari İlçesindeki Çemikari, Cema ve Herekol yaylaları ile Şirvan İlçesinde Baçova yaylası yöre halkı tarafından ilgi görmektedir. Yaz, kış bol yağışlı olan bu yüksek platolar, zengin çayırlarla kaplıdır.

Mağaralar

İlin Jeolojik yapısında kalkerli oluşumlar önemli yer tuttuğundan pek çok sayıda mağara oluşmuştur. Bunların bir bölümünde, insanlarca konut olarak kullanıldığını gösterir izlere rastlanmaktadır. Suya karşı direnci az olan kalkerlerin erimesi ile ortaya çıkan bu doğal mağaralar genellikle vadi boylarında yoğunlaşmıştır. Bunların en ünlüleri Botan Mağaralarıdır.

NE YENİR?

Siirt’e özgü yemekler arasında, Büryan (Perive) et yemeği ve fes şeklinde tencerelerde pişirilen perde pilav vardır.

NE ALINIR?

Bıttım sabunu, Siirt battaniyesi, Jirkan kilimi, meyan kökü ve fıstık Siirt’e has ürünlerdendir.

YAPMADAN DÖNME

Veysel Karani Hazretleri ile İbrahim Hakkı Hazretleri Türbeleri görmeden,

Ulu Cami gezmeden,

Siirt Büryanı yemeden,

Perde Pilavı tatmadan,

Tiftik dokuma battaniyesi almadan,

Bıtım sabunu almadan,      ….Dönmeyin.

Siirt’e Atananlara Tavsiyeler

Merkezde kiralar 400- 500 evine göre değişiyor. Siirt merkezde veya ilçelerinde birçok otel, pansiyon ve konukevi bulunur. 

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

3. Batman

Yüzölçümü : 4.654 km²

İl Merkezi Nüfusu: 339.970 (2011)

Toplam Nüfusu: 524.499 (2011)

İl Trafik No: 72

İl Telefon Kodu: 488

Hakkında Bilgi

Dicle’nin aktığı topraklarda zengin tarihi geçmişi koruyan Batman ve antik kenti Hasankeyf, bini aşkın mağaralarıyla, tarihsel anıtlarıyla bir doğa harikasıdır.

COĞRAFYA

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Batman ilinin, kuzey ve kuzeydoğusu yüksek, sarp ve dağlık olup güneyi ise dağlık ve engebelidir. Dicle nehri batıdan doğuya akarak il topraklarının içinden geçer. Batman çayı, Batman-Diyarbakır il sınırını çizerek Dicle nehri ile birleşir.

4000’i aşkın mağaranın bulunduğu bu bölge dünyada benzeri az bulunan bir doğa harikasıdır.

Batman’da karasal iklim hüküm sürmektedir. Bölgede yazları sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer.

Batman Petrol Kuyuları

TPAO bu zamana kadar toplam 55 sahada petrol keşfi gerçekleştirilmiş olup halen 31 sahada 568 kuyuda üretim yapılmaktadır. Toplam günlük 19.000 varil ham petrol üretimi yapmaktadır.(2011 verileri)

TARİHÇE

Batman, İluh adlı bir köy iken 1937 yılında bucak olmuştur. Adı 1950 yılında Batman Çayı’ndan dolayı Batman olmuştur. 1957 yılında Siirt iline bağlı ilçe olan Batman, 1990 yılında il olmuştur.

İLÇELER: Batman ilinin ilçeleri; Beşiri, Gercüş, Hasankeyf, Kozluk ve Sason’dur.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu : Türkiye’nin her yerinden otobüs seferi ile ulaşmak mümkündür.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu : Batman’dan Ankara, İstanbul ve İzmir’e havayolu seferleri yapılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

HASANKEYF

Dicle’nin kıyısında, zamanında medreseler, rasathane, darüşşifa ve diğer eğitim kurumlarıyla bölgenin ilim ve kültür merkezi olan Hasankeyf, ulaşım yolları ve ticaret merkezlerinin yer değiştirmesiyle günümüzde önemini yitirmiştir.

İlçe, sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında bütünüyle sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. GAP projesi kapsamında bulunan Ilısu Barajı nedeniyle bu tarihsel yapılar bütünüyle sular altında kalacaktır. Bu konuda çalışmalar Kültür Bakanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.

Tarihçe: Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir. Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim merkezi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir.

Mevcut bilgilere göre, Hasankeyf kalesinin kurulması, MS. 4’üncü yüzyıla rastlamaktadır. Bu yüzyıl ortalarında, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans İmparatoru Konstantinos, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir. Bu iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir.Kale, Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam bir şekilde yeniden tahkim edilmiştir. Hasankeyf, MS. 639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir. Bu tarihten sonra; Abbasiler, Hamdaniler. Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ye Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır. Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır. Merkezde bu dönemden kalan pek çok tarihi eser mevcuttur.

İklim: Bölgeye hayat veren Dicle Nehri, yörenin iklimini de etkilemektedir. Nehir kış aylarının ılıman geçmesini sağlamaktadır. Ortalama sıcaklık 25° C olup en yüksek ortalama ısı 40-43° C, en düşük ortalama ısı 6-8° C arasında değişmektedir.

Av Turizmi

Kentte en çok avlanan hayvanlar tavşan, keklik, bıldırcın, toykuşu, tahtalı güvercin, yabani ördek, kaz, su samuru, sansar, porsuktur. Bunların dışında Raman dağında dağ koyunu, Kozluk-Sason ilçelerinde dağ keçisi bulunmaktadır.

NE YENİR

Bol yağlı et yemekleri, hamur işleri, yöreye özgün çorbalar, tiftik kıçıl denilen ve çamurdan yapılmış ocaklarda pişirilen tandır ekmeği ve taş ekmeği Hevran’ın tadına doyum olmaz.

NE ALINIR?

Dokumacılık, parlak ipek sim işlemeli kumaşlar, oya, dantel ve kanaviçe işlemeleri, yün patik, çeşit çeşit renklerde yöreye özgü motifli yün çorap çoraplar yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.

Batman’a Atananlara Tavsiyeler 

Merkez iyi ilçeler daha az gelişmiş. Alışveriş merkezleri var. Yazları oldukça sıcak var. Köylerde bile her evde klima var. Özel hastaneler var. Kiralar oldukça uygun.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

4. Mardin

Yüzölçümü: 12.760 km²

İl Merkezi Nüfusu: 88.054

Toplam İl Nüfusu: 764.033 (2011 yılı)

İl Trafik No: 47

İl Telefon Kodu: 482

 

Hakkında Bilgi

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin’de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur.

COĞRAFYA

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Mezopotamya havzasında bulunan Mardin, güneyinde Suriye, doğusunda Şırnak ve Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, Batısı Şanlıurfa ile çevrilidir.

Mardin dağlarının, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin yörelerine sokulan yüksek kesimlerinde, Meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanır.

İklim olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı ve soğuktur.

TARİHÇE

Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya bölgesinde, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir.

M.Ö.4500’den başlayarak klasik anlamda yerleşim, gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı Dönemi’ne ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

İLÇELER:

Mardin ilinin ilçeleri; Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşilli’dir.

Kızıltepe: Kızıltepe Mardin’in güneybatısında yer alır. Artuklu ihtişamını yansıtan Ulu camii, Taşköprü, Tarassut Kulesi Şahkullubey Kümbeti, Harzem Harabeleri günümüze kadar ayakta kalan tarihi hazinelerdir.

Mazıdağı: Sümerler devrinden beri mesken olduğu tahmin edilir. 50 metrelik bir tepenin üstünde bulunan Dermetinan Kalesi, Sultan Şeyhmus, Pir Hattap Türbeleri önemli ziyaret yerleridir. Zambırhan ve Asrihan iki mağaraları Taş Devrinden kalmadır.

Midyat: Mardin’in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.

Nusaybin: Dünyaya ışık tutacak Medeniyetler tarihine yeni bir sayfa açacak Gınnavas Höyüğü buradadır. Morin Şehir Kalıntısı, Morin Kalesi, Dimitros Kalesi, Mor Ambaham Manastırı, Yeni Kale, Şirvan Kalesi, Mor Yakup Kilisesi ve kilisenin 5-6 metre derinlikte bulunan zemin katta Mor Yakup Mezarı, Mor Evgin Manastırı, Mor Yuhanna Kilisesi, Üzüm suyu kanalı, Selman-i Pak, Şeyh Ali Tepesi, Pir Kemal Türbesi, Arap Kışla, Bağdat Köprüsü, Tak-ı Zaferin önemli tarihi yerlerdir. Zeynel Abidin Camisi, Hz. Muhammed’ in 13. torunlarından olan Zeynel Abidin ve onun kız kardeşi Zeynep’in türbelerinin bulunduğu ilçenin en önemli camisidir.

Ömerli: Asurlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türk İslam Devletlerinin hakimiyetlerinin bıraktığı antik değerler, Ömerliyi zengin kültür merkezi kılmaktadır. Fafah Kalesi, Beşikkaya Harabeleri, Göllü Harabeleri ve merkezde bulunan Kilise Harabeleri görülmeye değerdir.

Yeşilli: Mardin merkezinin kuzeydoğusunda yer alan Yeşilli, doğanın cömertçe oluşturduğu yemyeşil bir vadinin içinde mesire yerleriyle ün salmıştır. Romalılar devrinde yapılmış su kanalları, çeşmeler, bentler ve değirmenler görülmeye değerdir.

NASIL GİDİLİR?

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Karayolu : Terminale belediye otobüsleri ve minibüslerle ulaşmak mümkündür.

Demiryolu: İl topraklarına Şanlıurfa-Ceylanpınar’ dan giren demiryolu, sınırı izleyerek Suriye ve Irak’a ulaşır. Ayrıca Şenyurt kasabasından geçen bu yola Mardin 30 km. hatla bağlıdır.

Havayolu: Ankara aktarmalı İstanbul uçak seferleri yapılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Müzeler

Mardin Müzesi

Adres: Halk Kütüphanesi Binası Meydanbaşı – Mardin

Örenyerleri

Dara Harabeleri: Mardin’in güneydoğusunda 30 km. uzaklıkta Oğuz Köyü’ndedir. Burası eski Mezopotamya bölgesinin en ünlü kentidir.

Dara Kent Kalıntıları, kayalar içinde oyulmuş çevresi 8-10 kilometreyi bulan geniş bir alana yayılmıştır. Buralarda mağara evler vardır. Kent kalıntıları içinde kilise, saray, çarşı ve depoları, zindan, tophane ve su bendi halen görülebilmektedir.

Ayrıca köyün etrafında kayalara oyulmuş 6-7 kadar mağara eve rastlanır. Bunların tarihi Geç Roma (Erken Bizans) dönemine kadar gider.

Midyat: Mardin gibi bir müze kent olan Midyat, Mardin’den yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta yer alır. Mardin’e benzer evlerin, taş konakların, kemerli geçitlerin, minare gibi yükselen çan kuleleriyle Süryani kiliselerinin bulunduğu Midyat, bir ortaçağ kentini andırmaktadır. Bölgeyi Süryanilerin yavaş yavaş terk etmesi ve göç almasıyla şehir merkezi 2 km ötedeki Estel’e kaymıştır. Telkari diye bilinen taş işçiliğinin en güzel örnekleri Midyat’taydı. Bir kaç telkari ustası Midyat çarşısında mesleklerini sürdürmekte direniyorlar. Mutlaka izlemelisiniz…. Mardin’in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle de ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.M.S.640 yılında Hz. Ömer zamanında Arap-İslam ordusu Süryanilerle işbirliği yaparak Mezopotamya’ya girince,özellikle bu eserin korunması için Hz. Ömer’ in emri ile ayrıcalık tanımıştır. Manastırda eskiden içinde zengin bir kütüphane bulunmaktaydı. Ayrıca içinde binlerce öğrencinin eğitim aldığı bir teoloji fakültesi bulunmaktadır. Midyat’ta Meşe, Bitim, Antepfıstığı gibi ürünler ve kendine has acur, kavun yetiştirilir. Dünyanın en kaliteli üzümlerinin yetiştiği kavşak noktasıdır.

Kaleler

Mardin Kalesi: M.S.975-976 tarihlerinde Hamdaniler tarafından inşa ettirilmiştir. Kalede, cami, hamam, mahzen ve birçok ambar bulunmaktadır.

Dara Kalesi: Mardin’in 30 km. uzaklığındadır. Kale, İran Hükümdarı tarafından inşa ettirilmiştir

Cami, Kiliseler ve Manastırlar

Önemli bir İnanç Turizmi merkezi olan Mardin’de merkezde Ulu Cami, Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi, Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Deyruülzzafaran Manastırı (Mor Hananya), Deyrulumur Manastırı (Mor Gabriyel), Mor Yakup Manastırı (Nusaybin), Midyat Meryemana Manastırı ve Mor Dimet Manastırı görülmeye değerdir.

Medreseler

Zinciriye Medresesi: Mardin merkezde olup, 1214 ‘de inşa edilmiştir.

Kasımiye Medresesi: Mardin’in güneybatısında yer alan Medrese, Mardin yapılarının en büyüklerindendir. 1469-1503 yıllarında yaptırılmıştır.

Mağaralar

Mardin Gızzelin Mağarası (İplik Dokuma), Midyat Linveyri Şifa Mağarası, Mardin Şakolin ve Firiye, Midyat Kefilsannur, Midyat Şenköy Kefilmelep, Kefilmardin, Midyat Hapisnas, Midyat Tınat, Savur Kıllıt, Kızıltepe Hanika ve Salah, Nusaybin Hessinmeryem ve Sercahan, Mazıdağı Gümüşyuva ve Avrıhan, Derik Derinsu, Dırkıp, Haramiye Mağaraları Mardindeki mağaralardır.

NE YENİR?

Mardin’in çok özel yöresel yemekleri mevcuttur. Özellikle kıbbe, çiğ köfte, keşkek, zerde, cevizli sucuk, helva çeşitleri, cevizli tatlılar yenebilir.

NE ALINIR?

Mardin’in meşhur telkari gümüş işlemesi alınabilir.

YAPMADAN DÖNME

Mardin Müzesi, Deyrulzaferan Manastırı ile Kasımpaşa Medresesi görmeden,

Badem şekeri, leblebi, ceviz sucuğu tatmadan,

Telkariden gümüş işleme almadan,

Kiraz Festivaline gitmeden

…Dönmeyin.

Mardin’e Atananlara Tavsiyeler

Kalacak yer konusunda sıkıntı çekilmeyen güzel bir şehir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

5. Diyarbakır

Yüzölçümü: 15.355 km²

İl Merkezi Nüfusu: 875.069

Toplam İl Nüfusu: 1.570.943  (2011 yılı)

İl Trafik No: 21

İl Telefon Kodu: 412

Hakkında Bilgi

Isının 40-50 dereceye vardığı yaz günlerinin bunaltıcı sıcaklığından kurtulmak amacıyla gelişen düz damlı evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaşatıldığı Diyarbakır, uzun surları, Malabadi Köprüsüyle görülmesi gereken bir ildir.

COĞRAFYA

Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin orta kısmında, Elcezire’nin (Mezopotamya) kuzeyinde yer almaktadır. Doğuda Siirt ve Muş batıda Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya kuzeyde Elazığ ve Bingöl güneyde ise Mardin illeri bulunmaktadır.

Diyarbakır, yeryüzü şekilleri açısından genelde dağlarla çevrili, ortası hafif çukurlaşmış görünümündedir. İl, Güneydoğu Torosların kollarıyla çevrilidir. İlin en yüksek dağı Muş sınırı yakınındaki Anduk Dağıdır (2830 m.)

Diyarbakır ilinde sert ve kurak bir yayla iklimi hakimdir.

TARİHÇE

Diyarbakır tarihinin, önceleri M.Ö.3000 yılına kadar uzandığı bilinirken, son zamanlarda Çayönü kazıları ile yapılan araştırmalar sonucunda uygarlık geçmişinin M.Ö.7500 yıllarına kadar uzandığı belirlenmiştir. Diyarbakır ve çevresinde Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar hüküm sürmüştür.

İLÇELER:

Diyarbakır ilinin ilçeleri; Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice ve Silvan’dır.

Eğil: Zengin bir geçmişe sahip olan Eğil ilçesi tarih içinde de önemli bir yer işgal etmiştir. Asur Kalesi’nin adından da anlaşılabileceği gibi Asurluların da ötesine ulaşan bir geçmişi vardır.

Çermik: Diyarbakır’ın kuzeybatısında olan Çermik, kaplıcalarıyla tanınmış ünü tüm yurda yayılmış güzel ve yemyeşil bir ilçemizdir. Dünyanın her yanından insanlar şifa bulmak amacıyla bu kaplıcalara gelirler. İlçenin eski kalesi, Alaaddin Camii, Abdullah Paşa Medresesi Haburman Köprüsü efsanevi Gelin Dağı, Seyfullah Bey Hamamı ve Ali Dede Çeşmesi ilk anda görülmesi gereken ünlü yerlerindendir.

Hani: Diyarbakır’ın 90 km. kuzeydoğusunda Bingöl-Diyarbakır karayolu üzerinde dağlık bir yerleşim yeridir. Hani İlçesinde 13. yy.da yapıldığı sanılan Hatuniye Medresesi ve 15. yy.da yapılan Ulu Cami bir Selçuklu eseridir.

Kulp: Kulp, Diyarbakır’ın en uzak ilçesidir. Ürettiği nefis ballarıyla tanınan Kulp, Kâfurum Kalesi, Kanikan Mağaraları, Kale-i Ulya, Ciksi Kalesi, Büyük Kaya, İmamı Gazali Türbesi ve çok eski olduğu sanılan Bahemdan köyü gibi eski eserleriyle de geniş bir tarihi zenginliğe sahiptir.

Kocaköy: Kocaköy’ün ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. İlçede birçok höyük ve mağara bulunmaktadır.

Lice: Diyarbakır’ın 95 km. kuzeyinde tarihi bir yerleşim merkezidir. Efsanesi dünyaca bilinen, çeşitli ülke ve şehirlerin sahip çıktığı Eshab-ül Kehf mağarasının asıl efsanede geçen Dakyonus şehri tüm özellikleriyle Diyarbakır’ın Lice ilçesi yakınındadır.

Silvan: Kuruluş tarihinin Diyarbakır kadar eski olan Meyyafarikin uygarlığının beşiği olan bir ilçedir. Dünyanın önemli eserlerinden Malabadi Köprüsü, Silvan Kalesi, Kulfa Kapısı ve çeşitli tarihi camilerin yer aldığı tepeden tırnağa tarihle doludur

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Diyarbakır’dan hemen hemen Türkiye’nin her yerine otobüs ile yolculuk mümkündür. Otogar şehir merkezindedir. Yolcular şehir içi minibüsleri ile taşınmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Havalimanı: Şehir merkezine uzaklığı 3km.dir. Her gün düzenli olarak Ankara ve İstanbul’a uçak seferleri bulunmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri

Müzeler

Diyarbakır Müzesi

Örenyerleri

Çayönü – Ergani/Sesverenpınar

Üçtepe – Bismil/Üçtepe

Hassuni Mağarası – Silvan/Merkez

Hilal Mağarası – Ergani/Sesverenpınar

Surlar

Diyarbakır Surları: Çin Seddi’nden sonra en uzun sur olması ile ünlenen Diyarbakır Surları 5.5 km uzunluğunda ve 7-8m yüksekliğindedir.16 kalesi ve 5 çıkış kapısı olan siyah bazalt surlar, kentin en ilgi çekici yeridir. Ortaçağ askeri mimarisinin muhteşem örneğini oluşturan bu surlar yazıtlar ve kabartmalarla dekore edilmiştir.

M.Ö. 349 yılında Bizans İmparatoru Costantinus tarafından yenilenen surların yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir.

Çayönü buluntuları: Diyarbakır’ın 65km kuzeybatısında Elazığ karayolu üzerinde Ergani ilçesinde bulunan Çayönü antik kenti cilalı taş devrine yani günümüzden yaklaşık 9000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu yerleşim yerinin ilk yerleşik hayata geçilen yerlerden biri olduğu saptanmıştır. Çayönü İlkel yerleşmesinde çıkartılan öğütme taşları, çakmak taşı, kemikten ve bakırdan yapılan çeşitli aletler Diyarbakır Arkeolojik Müzesi’nde sergilenmektedir.

Köprüler

Malabadi Köprüsü: Silvan ilçesi yakınlarında Batman çayı üzerindedir. Dünyadaki taş köprüler içinde kemeri en geniş olanıdır.

Cami ve Kiliseler

Tarihi ve mimari özellikleri ile muhteşem olan Ulu Cami, Nebi Cami ve Safa Cami Diyarbakır’ın en ünlü camilerdir. Selçuklu Sultanı Melik Şah tarafından yaptırılan Ulu Cami, orijinal dizaynı ve hem Bizans hem de daha eski mimari malzemeleri kullanması ile ilginç olup Türkiye’nin en eski camilerindendir.

Diyarbakır’ın 77 km doğusunda, Silvan’da 1185 yılında yapılmış, zarif görünümlü Ulu Cami, kemer kapıları ifade eden ince taş kabartmaları ile görülmeye değerdir.

Diyarbakır Cami ve Kiliseleri

Diyarbakır’ın önemli kiliseleri arasında Mart Thoma, Meryem Ana, Kırklar Kilisesi ve Mart Pityon Kilisesi sayılabilir. Meryem Ana Kilisesi, şehirde kalan az sayıdaki Süryani cemaati tarafından halen kullanılmaktadır.

Ulu Cami (Merkez): İslam dünyasında beşinci Harem-i Şerif olarak bilinmektedir. Diyarbakır İslam ordularınca fethedildikten sonra, ildeki en büyük Hıristiyan tapınağı Mar-Tama kilisesi, M.S. 639 yılında camiye çevrilmiştir. 1091’de Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah zamanında tamir ettirilmiştir. 1115 tarihinde meydana gelen deprem ve yangında büyük hasar gören cami, 1240 yılında halkın yardımıyla onarılmıştır. Avlusundaki şadırvanları, çeşitli devirlere ait kitabeleri yönünden büyük değer taşıyan bu ilk İslam yapısı, kara taşlarla inşa edilmiştir.

Anadolu’nun en eski camisi olan Ulu Cami, çevresindeki iki medrese ve diğer yapılarla anıtsal yapılar topluluğu olarak günümüzde de dikkat çekmektedir. Plan olarak 705-715 yıllarında inşa edilen Şam’daki Ümmiye ve Emevi camilerine benzemektedir.

Behram Paşa Cami (Merkez): 13. Osmanlı Valisi Behram Paşa tarafından yaptırılan cami, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerindendir. Caminin çok süslü minberi bir sanat harikasıdır.

Şeyh Matar Cami (Merkez): Dört ayaklı minare ve cami, Akkoyunlu eseri olup 1500 yılında Sultan Kasım tarafından yaptırılmıştır. Minare yekpare taş sütun üzerinde dört köşeli olarak inşa edilmiştir. Sütunların üzerinde fırınlanmış ağaç kullanılması da minarenin özelliklerinden biridir. Bir inanışa göre yedi defa sütunların arasından geçenin dileği kabul edilirmiş.

Safa Cami (Merkez): 1532 yılında yapılan cami, Akkoyunlu eseridir. Eskiden bir kılıf içinde muhafaza edildiği söylenen minaresi oldukça zariftir.

Meryem Ana Kilisesi (Merkez): VI. yy.dan kalma olup, zamanla birçok onarım görmüştür. Bizans devrinden kalma mihrabı, Roma biçimi kapısı ilgi çekicidir. Kilisede bazı azizlerin türbesi bulunmaktadır. Süryani Kadim Yakubi mezhebine ait olan kilisede bazı azizlerin tasvirleri bulunmaktadır.

Hanlar, Kervansaraylar

Diyarbakır, Tarihi İpek Yolu’nun merkezlerinden olması sebebi ile önemli hanlara sahiptir. Deliller Hanı, Hasan Paşa, Çiftehan ve Yeni Han’da geçmişte olduğu gibi günümüzde de halı, kilim ve gümüş işleme satan dükkanlar bulunmaktadır.

Kervansaray

Mimarisi ve iç yapısı ile görülmesi gereken yerlerden biri olan Kervansaray, bugün restore edilerek otel haline getirilmiştir.

Kaplıcalar

Çermik Termal Turizm Merkezi

Yeri: Diyarbakır-Çermik ilçe merkezinin doğusunda yer alır.

Suyun Isısı: 48oC

PH Değeri: 6,3

Özellikleri: Bikarbonatlı, Klorürlü, Karbondioksitli, Hidrojen Sülfürlü ve kısmen radyoaktif bir bileşime sahiptir.

Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, deri, solunum yolu, kadın, eklem ve kireçlenme gibi hastalıklara olumlu etki yapar.

Konaklama tesisleri mevcuttur.

NE YENİR?

Devasa boyutlardaki karpuzu ile tanınan Diyarbakır, yemek kültürü açısından da oldukça zengindir. Akşamın geç saatlerinde, tezgahlarda satılan cartlak kebabı olarak bilinen ciğer kebabı geleneksel yemekleri arasındadır.

Diyarbakır’ın en ağır yemeklerinden olan kibebumbar, işkembe ve bağırsakların et, pirinç, nane, biber ve tuz karışımı ile pişirilir. Bunların yanında içli köfte, çiğ köfte, bulgur pilavı, kaburga, keşkek, Kibukudur, lebeni, tatlılardan ise burma kadayıf ve Nuriye tatlısı ünlüdür. Üzümden yapılan pestil ve sucuk, otlu peynir, örgü peynir, sumak çokça yenen diğer yiyeceklerdir.

Diyarbakır’dan Yemek Tarifleri

Patlıcan meftunesi

Hazırlanışı: Bir tencere içinde yağda gerekli miktarda et iyice kızartılır, doğranmış sivri biber ilave edilir. Daha sonra salça ve pul biber iyice kızartılır. Az tuzlu suda doğranmış patlıcanlar bolca yıkanıp tencereye konur. Biraz pişirilir, doğranmış domatesler ilave edilir. Bir müddet sonra yemek kaynadıktan sonra, bir miktar süzülmüş sumak suyu ilave edilir. Yemek kaynatılır. Piştikten sonra ocaktan alınır. Ezilmiş sarımsak yemeğe katılır, servise sunulur.

Ekşili etli dolma

Hazırlanışı: Dolma içi: Kuyruk tarafından seçilen yağlı etler küçük küçük doğranır, doğranmış soğan, sivri biber, domates, pirinç, baharat, tuz, pul biber, salça, sıvı yağ ile süzülmüş sumak suyu ile karıştırılıp dolma içi hazırlanır.

Daha sonra haşlanmış lahana ve oyulmuş patlıcan, kabak ve domateslerin içine doldurulup tencereye dizilir. Süzülmüş sumak suyu yeteri kadar ilave edilir, dolmaların dağılmaması için yassı bir taş dolmaların üzerine konur. Kaynayıncaya kadar pişirilir. Ocaktan alınır, tencerenin kapağı 15 dakika kadar açılmaz. Daha sonra servis yapılır.

İçli köfte

Köfte içi hazırlanması: Yağsız kıyma, ufak doğranmış kuru soğan, pul biber, baharat, kara reyhan ve maydanoz iyice kızartılıp pişirilir ve soğumaya bırakılır.

Bulgurun hazırlanışı: Köftelik bulgur ile döğme kırıntısı birbiriyle karıştırılıp biraz tuz ve sıcak su ilave edilir. Yarım saat bırakılır, köftelik hamur haline gelir. Köftelik iyice yoğrulur. Hazırlanan hamur yumurtadan küçük şekilde ayrılır, köfte içi açılır.

Pişirilmesi: İçi açılan köftelere hazırlanan iç doldurulup kapatılır. Kaynatılan suyun içine köfteler bırakılır. Köfteler kaynayan suda haşlanmış olarak su yüzüne çıkarsa pişmiş olur. Daha sonra yumurtalar kırılıp çırpılır ve haşlanmış köfteler yumurtaya batırılıp tavada kızartılır servise hazır hale gelir.

NE ALINIR?

El sanatları, hasır bilezik, kiniş gerdanlık, gümüş işlemeli nalın ve çekmeceler kuyumcuların beğenilen ürünleridir. Köylerden el dokuması halı ve kilim üretimi yapılmaktadır.

YAPMADAN DÖNME

Diyarbakır Surlarını gezmeden,

Malabadi Köprüsünü görmeden,

Eski Diyarbakır Evlerini görmeden

Cahit Sıtkı Tarancı ve Arkeoloji Müzelerini görmeden,

Selim Amca’da kaburga yemeden, meyankökü içmeden,

Diyarbakır hasırı almadan

…Dönmeyin.

Diyarbakır’a Atananlara Tavsiyeler

Merkez ve ilçelerde kalacak yer bakımından sıkıntı olmayıp, uygun fiyatta evler vardır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

6. Şanlıurfa

Yüzölçümü: 18.584 km²

İl Merkezi Nüfusu: 515.199

Toplam İl Nüfusu: 1.716.254  (2011 yılı)

İl Trafik No: 63

İl Telefon Kodu: 414

Hakkında Bilgi

Şanlıurfa, tarihi geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan, Hz. İbrahim’in doğduğu, Hz. Eyyüb’ün yaşadığı, Hz. İsa tarafından kutsanan kent adeta bir müze şehir görünümündedir. Harran’ı gezerken 4000 yıl öncesinin solunduğunu hissetmemek, Atatürk Barajının suladığı Harran Ovası’nda ise yaratılan bolluk ve bereketi gözlemlememek mümkün değildir.

Urfa ilinin ilçeleri; Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruç ve Viranşehir’dir.

COĞRAFYA

Karacadağ Şanlıurfa’nın en yüksek noktasını teşkil eder. Güney yarısında ovalar yer alır. Şanlı Urfa’nın etrafında çok sayıda mağara; sarnıç; polye; dolin bulunmaktadır. (Kanlı Mağara; Dedenin Sarnıcı vb.)

Batıdan doğuya doğru Suruç; Harran; Viranşehir-Ceylanpınar; Halfeti; Hilvan ve Bozova Ovaları en önemli ovaları, Karacadağ; Tektek; Takırtukur; Susuz; Germuş; Nemrut; Şebeke; Arat dağları en önemli dağları, Fırat Nehri; Culap Suyu; Habur Nehri en önemli nehirleri ve Atatürk Baraj Gölü; Halil-ür Rahman Gölü; Aynzeliha Gölü de en önemli gölleridir.

Şanlıurfa iklimi karasal iklim özelliği gösterir. Yazları çok sıcak ve kurak; kışları bol yağışlı ve nispeten ılıman geçmektedir.

TARİHÇE

Şanlıurfa tarihinin Paleolotik çağa kadar uzandığı tespit olunmuştur. Kazılarda Neolitik çağ Kalkolitik çağ ve İlk Tunç çağına ait çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir.

Bölge, Arami, Part, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Selahattin Eyyubi, Moğol, Memlük ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Şanlıurfa yurdumuzun güneydoğu sınırlarında ve Arap ülkelerine geçişte yer alması ve GAP’ın merkezi oluşu nedeniyle karayolu ulaşımda önemli rol oynamaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Kentte havalimanı bulunmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri Şanlıurfa Müzesi: Şanlıurfa Müzesi’nde; Harran’daki kazı çalışmalarından elde edilen eserlerin yanı sıra, yöredeki diğer höyüklerde ve eski iskan yerlerindeki çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan kültür varlıkları kronolojik sıralama ile teşhir edilmektedir. Giriş katındaki ilk salon Asur, Babil ve Hitit çağlarına ait eserlere ayrılmıştır.

Harran: Şanlı Urfa’nın 44 kilometre güneydoğusundadır. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen tarihi Harran Kenti, kendi adıyla anılan Harran Ovası merkezinde kurulmuştur.

Tevrat’ta Hârân olarak geçen yerin burası olduğu söylenilir. İslam tarihçileri kentin kuruluşunu Nuh Peygamberin torunlarından Kaynana veya İbrahim Peygamberin kardeşi Aran’a (Haran) bağlarlar. 13.yüzyıl tarihçilerinden İbn Şeddad, Hz. İbrahim’in Filistin’e gitmeden önce bu şehirde oturduğunu yazmaktadır. Bu nedenle Harran’a Hz. İbrahim’in kenti de denildiğini, Harran’da İbrahim Peygamberin evinin, adını taşıyan bir mescidin, onun otururken yaslandığı bir taşın varolduğunu söylemektedir.

Harran tarihiyle ilgili en doğru bilgiler arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulara dayanmaktadır. Harran adına ilk defa, Kültepe ve Mari’de bulunan M.Ö. II. bin başlarına ait çivi yazılı tabletlerde “Har-ra-na” veya “Ha-ra-na” şeklinde rastlanılmaktadır. Kuzey Suriye’de bulunan Ebla tabletlerinde ise Harran’dan “Ha-ra-na” olarak bahsedilmektedir. M.Ö. II. binin ortalarına ait Hitit Tabletlerinde, Hitit’lerle Mitanni’ler arasında yapılan bir anlaşmaya Harran’daki Ay Tanrısının (Sin) ve Güneş Tanrısının şahit tutulduğu belirtilmektedir.

Harran, Kuzey Mezopotamya’dan gelerek batı ve kuzeybatıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Asurlu tüccarların da önemli uğrak yerlerinden biri idi. Anadolu’dan Mezopotamya’ya Mezopotamya’dan da Anadolu’ya olan ticaret binlerce yıl Harran üzerinden yapılmıştır. Bu da burada zengin ve köklü bir kültür birikiminin oluşmasına neden olmuştur.

Harran; Ay, Güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı eski Mezopotamya putperestliğinin (Sabiizm) önemli merkezi olması yönüyle ünlü idi. Bu nedenledir ki Harran’da Astronomi ilmi çok ilerlemiştir.

Urfa’nın Hıristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine karşılık, Asur, Babil ve Hitit devirlerinden beri Harran’da süre gelen Sabiizm varlığını M.S. 11. yüzyıla kadar sürdürebilmiştir. Dünyadaki üç büyük felsefe ekolünden birisi “Harran ekolü”dür.

Bugün Cüllab ve Deysan ırmakları kurumuş olduğundan, Harran sudan ve yeşilden mahrum bir ovanın ortasında 5000 yıllık tarihi ile ayakta durmaktadır. Tipik evleri, höyüğü, kalesi, şehir surları ve çeşitli mimari kalıntıları, geceleyin gökyüzünde pırıl pırıl yıldızları ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Atatürk Barajı ve Urfa Tünelleri vasıtasıyla Harran Ovasına akıtılacak olan Fırat Nehri, Harran’ı tarihteki yeşil ve verimli günlerine kavuşturacaktır.

Şuayb Şehri: Şanlıurfa’dan 88 km uzaklıktaki Özkent köyü adıyla anılan tarihi harabelerdir. Geniş bir alana yayılan ören yerinin surlarla çevrili olduğu ve Roma devrinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır. Burada Peygamber Makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır.

Sogmatar: Şanlıurfa’ya 73 km uzaklıktaki kent bugün Yağmurlu köyü adıyla anılmaktadır. M.S.1 ve 2’nci yüzyıllarda Süryaniler tarafından iskan edilmiştir. Kökü Harran Sin Kültürüne dayanan Sabiizm ve Baş tanrı Marilaha’nın kültür merkezi olduğu bilinen Sogmatar ören yerinin Baş tanrıya ve gezegenlere ibadet edilen ve kurban kesilen açık hava mabedi en önemli kalıntılarından biridir. Mabedin duvarlarında Süryanice yazılar ve gezegenleri tasvir eden insan rölyefleri işlenmiştir. Ayrıca Kalenin batısında bulunan tepedeki kayalara da tanrıları tasvir eden rölyefler ve Süryanice yazılar işlenmiştir.

Nevali Çori: Nevali Çori adıyla tanınan antik yerleşme yeri, Şanlıurfa ili Hilvan ilçesine bağlı Kantara köyünün sınırları içerisinde Fırat nehrinin sağ tarafında ve onun bir kolu olan Katara Deresinin yanında yer almaktadır.

Kazane: Şanlıurfa merkeze bağlı Kazane (Uğurcuk) yerleşim alanının tarihi MÖ 5000-3000’e dayanmaktadır. Çalışmalar sırasında mimari buluntular, evler, sokaklar ve bu döneme ait eserler bulunmuştur. Bu yerleşim alanında höyüğün tepesinde su deposu inşa edilmiştir. Ayrıca Sümerce’yi Akadça’ya çeviren bir alfabe bulunmuştur.

Balıklı Göl: (Aynzeliha Ve Halil-Ür Rahman Gölleri) Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa’nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir.

İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim’in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut’un kızı Zeliha da İbrahim’e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır.

Camiler ve Kiliseler

İnanç Turizminin önemli merkezlerinden olan Urfa’da Ulu Cami , Hasan Padişah Cami, Halil-Ür Rahman Cami, İbrahim Peygamber’in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami, Eyyüp Peygamber Makamı Ve Kuyusu görülebilecek Camilerdir. İsa Kilisesi, Der Yakup Kilisesi Urfa’nın önemli kiliseleridir.

Ulu Cami (Merkez): Urfa merkezindeki camilerin en eskilerindendir. Eski bir sinagog iken M.S. 435-436’da ölen Piskopos Rabula tarafından St. Stephon Kilisesi’ne dönüştürülmüştür. Kırmızı renkteki mermer sütunların çok olması nedeni ile “Kızıl Kilise” olarak da adlandırılan yapının yerine, 1170-1175 yıllarında Nurettin Zengi tarafından inşa edilmiştir.

Anadolu’daki çok ayaklı camiler grubunda olup, payeler üzerinde kıble duvarına paralel üç sıra çapraz tonozlarla örtülü, yatık dikdörtgen planlıdır. On dört sivri kemerli avluya açılan ve payeler üzerine duran çapraz tonozlarla örtülü son cemaat yeri, Anadolu’da ilk kez Şanlıurfa Ulu Cami’nde kullanılmıştır. Yapının sekizgen çan kulesi bugün minare olarak kullanılmaktadır.

Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara Ve Mevlid-İ Halil Cami (Merkez): Hz. İbrahim, Mevlid-i Halil Cami avlusunun güneyinde bulunan mağarada doğmuştur. Rivayete göre devrin hükümdarı Nemrut, bir rüya görür. Sabah rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatır. Müneccimlerin “Bu yıl doğacak bir çocuk senin saltanatına son verecektir” demesi üzerine Nemrut, halkına emir salarak o yıl doğacak bütün erkek çocukların öldürülmesini ister.

Sarayın putçusu Azer’in hanımı bu mağarada gizlice Hz. İbrahim’i dünyaya getirir. Hz. İbrahim 7 yaşına kadar bu mağarada yaşamıştır. Hz. İbrahim’in doğduğu mağaranın içerisinde bulunan suyun, şifalı olduğuna ve bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılır.

Balıklı Göl (Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Gölü-Merkez): Şehir merkezinde olup, içindeki balıklar, etrafındaki asırlık çınar ve söğüt ağaçları ile tabii bir akvaryum görünümündedir. Göller, Ayn-ı Zeliha ve Halil-ür Rahman olmak üzere iki tanedir. Hz. İbrahim Peygamber’in, devrin hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye ve onları kırıp parçalayarak tek tanrı fikrini savunmaya başlaması üzerine Nemrut tarafından bugünkü Şanlıurfa Kalesi’nden ateşe atılır. Bu esnada Allah tarafından “Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim’in düştüğü yere “Halil-ür Rahman Gölü” denilir. Nemrut’un evlatlığı Zeliha da, Hz. İbrahim Peygamber’e aşık olur. Hz. İbrahim Peygamber için babalığı Nemrut’a yalvarır. Hz. İbrahim’in ateşe düştüğünü görünce Zeliha da kendini ateşe atar. Zeliha’nın düştüğü yere de Ayn-ı Zeliha Gölü denir.

Hz. Eyyüp Peygamber ve Makamı (Merkez): Hz. Eyyüp peygamberin, M.Ö. 2100 yılında Suriye’de Şam ile Ramla arasında üst diyarı denilen ülkenin Desniye köyünde dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Cüzzam hastalığına tutulan Eyyüp Peygamber, Rahime adlı karısı ile mağarada çile çekmeye devam ederek Allah’a ibadetten vazgeçmez. Bütün ıstıraplarına rağmen Allah’a asi olmaz. Sonunda, Eyyüp Peygamber imtihanı kazanır, Allah tarafından belirtilen şifalı su ile yıkanarak iyileşir, hanımı ile kendisine mal ve evlat ihsan edilerek daha sonra uzun müddet yaşar. Şanlıurfa merkezinde bulunan Hz. Eyyüp peygamberin çile çektiği mağara, Eyyüp Peygamber Makamı olarak ziyaret edilmektedir.

Eski Ömeriye Cami (Merkez): Şanlıurfa merkezinde bulunan bu caminin, mevcut kitabeleri onarım devrine ait olduğundan inşa tarihi bilinmemektedir. Halk arasında adına dayanılarak caminin Hz. Ömer tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Son cemaat yerinin doğu duvarında yer alan kitabede caminin 1301 tarihinde Muhammed Ağa tarafından tamir edildiği yazılıdır. Bu kitabedeki tarih Ömeriye Caminin Urfa’nın en eski camilerinden biri olduğunu göstermektedir.

Halil-Ür Rahman Cami (Döşeme Cami-Makam Cami-Merkez): Halil-ür Rahman Gölünün güneybatı köşesinde yer alan cami, medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelen bir külliye halindedir. Cami, M.S. 504 tarihinde (Bizans dönemi) Urbisyus’un maddi yardımlarıyla monofistler adına yaptırılan Meryem Ana Kilisesi üzerine XIII. yy.da Eyyübiler devrinde inşa edilmiştir. Caminin güneydoğu köşesine bitişik kare gövdeli kesme taş minarenin batı cephesindeki kitabede, Eyyübilerden Melik Eşref Muzafferiddin Musa’nın emriyle 1211 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Rızvaniye Cami (Zulumiye Cami-Merkez): Halil-ür Rahman Gölünün kuzey kenarında yer alan cami, Bizans devrine ait St. Thomas Kilisesi’nin yerine Osmanlıların Rakka Valisi Rızvan Ahmet Paşa tarafından 1716 yılında yaptırılmıştır.

Hz. Eyyüp, Hz. Elyasa ve Rahime Hatun Türbeleri (Eyyüp Nebi Köyü-Viranşehir): Hz. Eyyüp Peygamberin mezarının, Viranşehir ilçesinden 12 km uzaklıkta Eyyüp Nebi Köyü’nde olduğu rivayet edilmektedir. Hz. Eyyüp 7 yıl çile çektikten sonra kendisine Allah tarafından nail olunan şifalı su ile yıkanıp yaralarından kurtulur. Daha sonra eşi Rahime Hatunla birlikte Eyyüp Nebi Köyünde yaşar. Her ikisinin türbesi de bu köyde bulunmaktadır.

Eyyüp Peygamberi görmek için 3 ay yol yürüyen ve çok yakınına geldiği halde göremeden ölen Hz. Elyasa’nın kabri de aynı köydedir. Rivayete göre; IV. Murat Bağdat seferinde iken Eyyüp Nebi Köyünde mola verip bir gece konaklar. Rüyasında birisi kendisine “Kaldığın yer Eyyüp Peygamberin makamıdır. Sabah kalktığında atının kişneyerek ayağını üç defa vurduğu yere bir cami ile türbe yaptır.” der.

Yine özellikle yöre halkı tarafından anlatılan başka bir rivayete göre Eyyüp Peygamberin sırtını sürdüğü kutsal bir kaya kütlesi de bu köyde bulunmaktadır. Hz. Eyyüp Peygamberi ziyarete gelenler önce Hz. Elyasa’yı (Hz. Eyyüp, “Beni ziyarete gelenler önce Hz. Elyasa’nın türbesini ziyaret etsin” demiştir.) sonra Hz. Eyyüp’ün türbesini, daha sonra Rahime Hatunu ve en son da sırtını sürdüğü kutsal taşı ziyaret etmektedir.

Şuayb Şehri (Harran): Harran’a 45 km mesafede, bir ören yeri olup mevcut kalıntılar Roma Devrine aittir. Yüzlerce kaya mezarı üzerine kesme taşlardan yapılar inşa edilmiştir. Bu yapıların bazı duvar ve temel kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Şuayb şehri harabeleri arasında bir mağara, Şuayb Peygamberin makamı olarak bilinmektedir.

Ulu Cami (Harran): Harran Höyüğünün kuzeydoğu eteğinde yer alan Ulu Cami, 744-750 yıllarında Emevi Hükümdarı II. Mervan tarafından yaptırılmıştır. Ünlü medresesi, hamamı, hastanesi ile bir külliye halinde olduğu tahmin edilmektedir. Anadolu’nun en eski ve en büyük camisi olması bakımından önem arz eden caminin Selçuklu dönemindeki onarımlarından kalma mimari parçaları, taş süsleme sanatının son derece güzel örneklerindendir.

Der-Yakup Kilisesi (Nemrut’un Tahtı-Merkez): Urfa Kalesinin batısında Damlacık sırtlarında kurulmuş olan bu yapının Hıristiyanlık dininin doğuşundan sonra yaptırılan ilk kiliselerden olduğu bilinmektedir. M.S. 38 yılında Hıristiyan olan Süryaniler tarafından kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Buraya Nemrut’un tahtı da diyenler olduğu gibi Nemrut’un mezarı diyenler de vardır. Halk arasında Apgarın Dağı da denir. Süryaniler buraya Deyro D’Nalşotho (Ruhların Manastırı) demişlerdir.

Deyr-i Mesih (İsa Kilisesi-Merkez): Bu kilise Tılfındır Mahallesindedir. Hıristiyanlık tarihinin ilk kiliselerinden olup M.S. 38 yılında Süryaniler tarafından yapılmıştır. Evliya Çelebi Hz. İsa’nın Urfa’ya geldiğini ve bu kiliseyi ziyaret ettiğini, bu nedenle buraya Deyr-i Mesih (İsa Kilisesi) denildiğini yazmaktadır.

Harran (Harran): Din ve dilleriyle en eski milletlerden biri sayılan İbraniler, tek tanrıya inanan bir din anlayışını ilk gerçekleştiren kavimdir. Kutsal kitaplarda anlatılan Sami asıllı Yahudi kavmi, Tevrat’a göre Yehova İbranilerini yöneten İbrahim Peygambere “Kabileni al ve baba evini (Ur şehri şimdiki Urfa) bırak, göstereceğim ülkeye git. Orada kavmini büyük bir millet yapacağım.” denmiştir. Yine Tevrat’ta “Abram Harran’dan gittiği vakit, 75 yaşında idi” denilmektedir. Hz. İbrahim’in evinin kentin ortasında bulunan höyüğün kuzey eteklerindeki kalıntılar arasında bulunduğu bilim çevrelerince iddia edilmektedir.

Köprüler ve Su Kemerleri

Karakoyun Deresi : Karakoyun deresinin tarihteki adı Deysan Irmağıdır. Urfa’nın batısından doğan, şehir içersinden geçerek Harran Ovası’nda Cüllap Irmağıyla birleşen bu dere günümüzde kurumuş bir durumdadır. Karakoyun Deresi üzerinde batıdan başlamak üzere doğuya doğru; Hızmalı Köprü, Millet Köprüsü, Jünstinyen Su Kemeri, Samsat Köprüsü (Eski Köprü), Hacı Kamil Köprüsü, Beg Kapısı Köprüsü (Kısas Köprüsü) ve Demir Köprü bulunmaktadır.

Karakoyun Su Kemeri : Millet Köprüsü ile Samsat Köprüsü arasındadır. Bizans imparatoru Jünstinyen tarafından 525 senesinde yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Urfa Kalesi: Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha Göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.

Çeşmeler

Firuz Bey Çeşmesi: Ulu Caminin doğusuna bitişik olan Eyyübi Medresesinin güney duvarında yeralan çeşme 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılmıştır. Medreseden günümüze sadece 1191 tarihli kitabesi kalmıştır. Aynı yerde bugün görülen tek eyvanlı medrese, Eyyübiler Devri medresesinin üzerine 1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Hamamlar

Urfa’da Osmanlı Dönemi’nden kalma 8 hamam bulunmaktadır. Bunlar; Cıncıklı, Vezir, Şaban, Velibey, Eski Arasa, Serçe ve Sultan hamamlarıdır.

Hanlar ve Çarşılar

Urfa’da Osmanlı Dönemi’nden kalma çok sayıdaki hanın en güzel örnekleri Gümrük Hanı, Hacı Kamil Hanı, Mençek Hanı, Topçu Hanı, Bican Ağa Hanı, Millet Hanı ve Barutçu Han’dır.

Şanlıurfa’nın Osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi Gümrük Hanı civarında yoğunluk göstermektedir. Kazaz Pazarı (Bedesten), Sipahi Pazarı, Koltukçu Pazarı, Pamukçu Pazarı, Oturakçı Pazarı, Kınacı Pazarı, Bıçakçı Pazarı, Kazancı Pazarı, Neccar Pazarı, İsotçu Pazarı, Demirci Pazarı, Çulcu Pazarı, Çadırcı Pazarı, Saraç Pazarı, Attar Pazarı, Tenekeci Pazarı, Kürkçü Pazarı, Eskici Pazarı, Keçeci Pazarı, Kokacı (Kovacı) Pazarı, Kasap Pazarı, Boyahane Çarşısı, Kavafhane Çarşısı, Hanönü Çarşısı, Hüseyniye Çarşıları Gümrük Hanı civarında yer alan ve günümüzde de tarihi özelliklerini koruyan önemli alış veriş yerleridir.

Ornitoloji: Dünyada soyu tükenmekte olan ve Türkiye’de yalnızca Birecik’te yaşayan Kelaynaklar Şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinden en ilgincidir. İbidae soyundan olan Kelaynaklar baş ve gerdanları tüysüz olduğundan bu adla anılmaktadır. Birecik’ten başka Fas ve Cezayir’de yaşayan Kelaynaklar kış aylarında Etiyopya ve Madagaskar’a göç ederler ve şubat ortasından başlayarak Birecik’e gelirler. Kayalık yamaçlarda yuva kurar, yumurtlama döneminden sonra temmuz ayı ortalarında geri dönerler. Birecik’te her yıl Kelaynak Festivali düzenlenmektedir.

Geleneksel Urfa Evleri: Urfa evleri genellikle harem (halk harem der) ve “oda” denilen selâmlık kısmı olmak üzere iki bölümden oluşurlar. Bazen bu iki bölüm, aralarından bir duvarla ayrılmış ve sokak tarafından ayrı birer kapıları olan müstakil iki ev görünümünü verdikleri gibi, bazen de tek kapıyla girilen selâmlık bölümünden sonra ikinci bir kapıyla harem bölümüne geçilen bir plan gösterirler.

Hacı Hafızlar Evi: Kara Meydan semtindedir. Postahanenin güneyine bitişik olan bu ev, harem ve selâmlık bölümlü olup geleneksel Urfa evlerinin birçok özelliğini üzerinde toplamaktadır. 1888 yılında inşa edilen bu tarihi ev Kültür Bakanlığı’nca restore edilerek Devlet Güzel Sanatlar Galerisi haline getirilmiştir.

Sakıbın Köşkü: 1796-1876 yılları arasında yaşayan Şair Sakıp Efendi tarafından yaptırılan bu konak Halepli Bahçe içerisinde bulunur. Nedim Efendi Konağı gibi harem ve selâmlık olarak geniş bir alana yayılır. 1985 yılında Şanlı Urfa Belediyesi’nce tamir ettirilmiştir.

Küçük Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu Konağı: (Vilayet Konukevi) : Şanlı Urfa Merkezinde, Vali Fuat Caddesi’nin (Büyükyol) Balıklıgöl’e yakın kesiminde Selahattin Eyyubi Caminin batısındadır. Bu tarihi konak 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir (1890 yılları). Harem ve selamlık bölümleri vardır. Konakta inşaat malzemesi olarak ünlü Urfa Taşı kullanılmıştır.

NE YENİR?

Yemek kültürü oldukça zengin olan Şanliurfa’da Ayran çorbasi, çagala aşi, pakla aşi, hitti bastirmasi, sarimsak aşi, isot çömlegi, erik tavasi, semsek, has (marul) dolmasi, mimbar, acir bastirmasi, masluka, lebeni, borani, duvakli pilav, etli köfte (çiğ köfte), haş haş kebabi, kemeli kebap, tike kebabi, tepsi kebabi, frenkli (domatesli) kebap, kemeli cacik, bostana, koruk salatasi, katmer, aşir aşi, paliza, şillik, haside, kuymak, zingil, paliza geleneksel yöresel yemekler arasinda sayilabilir.

NE ALINIR?

Şanlıurfa’da tarihi çarşı ve pazarlarda el dokumacılığı, tarakçılık, ağaç oymacılığı, saraçlık (dericilik), kürkçülük, bakırcılık, kuyumculuk ve taş süslemeciliği ürünleri bulunmaktadır.

YAPMADAN DÖNME

Çiğ köfte tatmadan,

Harran’ı görmeden,

Urfa’nın acı kahvesini (mırra) içmeden,

Atatürk Barajını gezmeden,

Balıklı Gölü gezmeden,

Kelaynakları gözlemeden,

Kapalı çarşıdan alışveriş yapmadan,

….Dönmeyin.

Şanlıurfa’ya Atananlara Tavsiyeler

Kalacak yer konusunda rahat bir şehir ancak kiralar biraz yüksek.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

COLIN’S KIŞLIKLAR

7. Adıyaman

Yüzölçümü: 7.614 km²

İl Merkezi 211.789 (2011 yılı)

Toplam il Nüfusu: 593.931

İl Trafik No: 02

İl Telefon Kodu: 416

Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin batısında yer alan, tarih sahnesindeki yeri ilk insanlara dek uzanan, pek çok değişik kültüre merkezlik etmiş olan bir kültür ve turizm kentidir. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Adıyaman toprakları üzerinde, insanlık tarihinin bütün evrelerine dair bulgular elde edilmiştir. Adıyaman, dünyanın 8.harikası olarak anılan Nemrut Dağı eserleri, Kommagene uygarlığının kalıntıları, dünyanın 4.büyük barajı olan Atatürk Barajı, Çamgazi barajı, kış kampı organizasyonu, dünya birinciliğine sahip halk oyunları ile öne çıkan bir kenttir.

COĞRAFYA

Adıyaman’ın Kuzey kesimi torosların uzantısı olan Malatya dağları ile çevrilidir. Çelikhan, Gerger ve Tut ilçelerinin arazilerinin çoğu dağlıktır. İlin belli başlı dağları; Güneye inildikçe ova nitelikli araziler başlar. Şanlıurfa ve Diyarbakır ile il sınırı oluşturan Fırat Nehri ilin can damarıdır. Gölbaşı, İnekli, Azaplı Abdulharap Gölleri Adıyaman’ın doğal gölleridir. Atatürk Barajının yapılması ile meydana gelen Atatürk Barajı gölü, Adıyaman için adeta deniz niteliğindedir.

Adıyaman karasal bir iklime sahip olduğundan yazları sıcak ve kurak, kışları yağışlı ve soğuk geçmektedir.

TARİHÇE

Adıyaman yöresinde Hititliler, Asurlular, Hurriler, Frigler, Persler, Makedonlar, Kommageneliler, Romalılar ve Bizanslılar yaşamıştır. Şehri 8. yüzyılda Emevi komutanlarından Masur İbni Caneve kurmuştur. Daha sonra Abbasiler, Eyyübiler, Selçuklular, Memlüklular ve Osmanlı egemenliğine girmiştir.1923 yılında Malatya iline bağlı ilçe olan Adıyaman 1954 yılında il olmuştur.

İLÇELER: Adıyaman (merkez), Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kâhta, Samsat, Sincik, Tut.

Besni: Adıyaman’ın batı kesiminde yer alan Besni en eski yerleşim yerlerinden biridir. Önemli tarihi kalıntıları arasında Besni ilçesine 15 km. uzaklıktaki Sofraz Tümülüsü, 33 km uzaklıktaki Sesönk (Dikilitaş) sayılabilir. Besni İlçesinin 6 km. kuzeydoğusunda yeralan Besni İçmesinin suyu böbrek taşlarına, kronik kabızlık, bağırsak ve mide iltihaplarında faydalıdır.

Çelikhan: Adıyaman’ın kuzeyinde yeralan ilçenin Korucak köyünde bulunan içme suyu birçok hastalığa deva olup, şifalı bir su olarak her yıl birçok kişi gelmektedir.

Gerger: Adıyaman’ın 100 km kuzeydoğusunda yer alan Gerger ilçesi, İ.Ö. II. yüzyılda Kommageneliler’in atası olan Arsames tarafından kurulan Gerger Kalesi ile anılmaktadır.

Kahta: İlin 34 km. doğusunda yer alan doğu ve güneydoğu sınırları boyunca Fırat nehri uzanır. İlin en büyük ilçesi olan Kahta, Nemrut Dağı Tümülüsü ve Tanrı heykelleri ile yaratıcısı Kommagene Uygarlığı eserlerinin büyük bölümünü ilçe sınırlarında barındırır. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen Nemrut Dağı’na gelenlerin durak ve konaklama

Samsat: Üç tarafı Atatürk Barajı gölü sularıyla çevrili bir yarım ada şeklindeki Samsat Adıyaman’a 47 km uzaklıktadır. Yapılan arkeoloji araştırma ve kazılarda eski Samsat ve civarında tarihi saraylar, Su kemerleri, Kaleler ve kıymetli eşyalar bulunmuştur.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Adıyaman’a karayolu ile Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya, Kahramanmaraş ve Diyarbakır olmak üzere beş güzergahtan gidilir. Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesi tam bir kavşak yeri olup, Malatya Kahramanmaraş – Gaziantep karayolu ulaşımı Gölbaşı üzerinden sağlanır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Demiryolu: Demiryolu ulaşımı da Gölbaşı ilçesinden yapılmakta olup, Malatya – Fevzi Paşa demiryolu bu İlçeden geçmektedir.

Havayolu: Adıyaman Havalimanından tarifeli uçak seferleri bulunmaktadır.

Baraj Ulaşımı: Adıyaman’dan geçen, Şanlıurfa, Diyarbakır dahil Güneydoğu illerini birbirine bağlayan karayolu, Gerger İlçesine bağlı Güzelsu köyündeki feribot seferleri ile Şanlıurfa ve Siverek İlçesi’ne bağlanır.

GEZİLECEK YERLER

Nemrut Dağı

Doğu ve Batı Medeniyetlerinin, 2150 m. yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut, Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır.

Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer olmasıyla da ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce insan gündoğumu ve gün batışını seyretmek için Nemrut Dağına gelmektedir.

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak ilan edilen Nemrut Dağı, çevresindeki Kommagene Uygarlığı eserleri ile birlikte ülkenin önemli Milli Parklarından biridir. Nemrut Dağındaki dev heykeller ve tümülüs, Arsameia (Eski Kale), Yeni Kale, Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü Milli Park sınırları içerisinde yer alıyor.

Anıtlar

Karakuş Tümülüsü (Kadınlar Anıt Mezarı) Milli Parkın güneybatısında Adıyaman-Kahta girişinde bulunan, Kommagene Kralı II. Mithridates tarafından annesi İsas adına yaptırılan anıt mezar, sütun üzerindeki kartaldan dolayı Karakuş Tümülüsü olarak anılmaktadır. Doğu, batı ve güney yönlerde dörder sütun varken günümüze doğuda iki, batıda ve güneyde birer sütun kalmıştır. Doğu sütun üstünde aslan ve kartal heykel kalıntıları, batıdaki sütunun üstünde tokalaşma steli, yerde aslan heykel parçası vardır. Nemrut Dağı giriş noktası olarak belirlenen Karakuş Tümülüsü, Milli Park içersindedir.

Sofraz Tümülüsü İl merkezine 45 km., Besni ilçesine 15 km. uzaklıkta, Üçgöz (Sofraz) köyündedir. 15 m. Yüksekliğinde olan mezarın üzeri kırma taş ve molozla örtülüdür.

Sesönk (Dikilitaş) Besni ilçesinin 33 km. güneydoğusunda, Kızıldağ üzerinde Kommagene Kralı II. Mithridates tarafından inşa edilen anıt mezar, her biri yaklaşık 10 metre yükseklikte üç çift sütunla çevrelenmiştir. Sütunları üzerinde kadın, erkek ve aslan kabartmaları bulunmaktadır.

Karadağ Tümülüsü Adıyaman’a 5 km. mesafede, Karadağ eteğindedir, 2 bölümden oluşan bir kaya mezarı vardır.

Beştepeler Adıyaman’a 25 km. mesafedeki Ilıcak Köyü sınırları içindedir. Yığma taşlardan yapılmış 6 adet tümülüs mezar bulunmaktadır. Mezarların, Kommagene Kraliyet ailesine ait soylu kişiler için yapıldığı tahmin edilmektedir.

Malpınarı Kaya Yazıtı Adıyaman’a yaklaşık 35 km. uzaklıkta Malpınar mezrasında doğal kaya üzerine oyulmuş Hiyeroglif bir kitabe ve kayalara yapılmış yerleşim birimleri Geç Hitit dönemine aittir.

Köprüler

Cendere Köprüsü Adıyaman’a 55 km. uzaklıkta ve Karakuş tümülüsünün kuzeydoğusundadır. Kahta çayının en çok daraldığı kesimde iki ana kaya üzerinde 92 iri kesme taştan yapılan bir büyük kemer ve doğu tarafındaki küçük bir tali kemerden oluşur.

Köprü, depreme karşı korunacak şekilde, sütunlara köprüye esneklik payı verilerek inşa edilmiştir. Köprünün hemen alt tarafında bulunan Kommageneliler’in Antiochos Theos döneminde inşa ettiği 5 kemerli diğer bir köprü, Romalılar tarafından yıkılmıştır.

Göksu – Kızılin Köprüsü Gümüşkaya köyü ile Ağcin köyü arasında Göksu çayının daraldığı bir noktada kaya zemin üzerinde kurulan köprü Roma dönemine aittir. Orta kemerin dışında genel olarak sağlam durumdadır.

Altınlı Köprü Köprünün büyük bir kemeri ve kademeli olarak küçülen üç kemeri daha vardır. Köprü taşları harç kullanılmadan sıkıştırma (Cendere) stiliyle yapılmıştır.

Kaya Mezarı ve Mağaralar

Haydaran Kaya Mezarları Adıyaman’ın 17 km. kuzeyinde Taşgedik Köyü sınırları içinde yer alır. Kaya mezarlar ve Güneş Tanrısı Hellias ile Kral Antiochos’un tokalaşma kabartmaları vardır.

Turuş Kaya Mezarları Adıyaman il merkezine 40 km. uzaklıkta ve Adıyaman-Şanlıurfa karayolunun 1 km. batısında yer alan Turuş Kaya Mezarları Roma Dönemine aittir. Mezarlar zeminden aşağıya doğru ana kaya oyularak yapıldığından mezarların girişine aşağıya doğru inen 10-13 basamaktan sonra ulaşılır. Bazılarının duvar ve kapı girişlerinde çeşitli figürlerde kabartmalar bulunmaktadır.

Dolmenler Dikilitaşın kuzeyindeki kayalık alanlarda, Aşağı hozişi köyü yakınlarında dolmen tipi mezarlar bulunmaktadır. Sala benzeyen iki büyük kayanın birbirine çatılması ile yapılan bu mezarların Taş Devri insanlarından kaldığı tahmin edilmektedir.

Zey Adıyaman’a 7 km. mesafede, Zey Köyü yakınında, erken dönem Hıristiyanların yaşadığı yerleşim birimleri bulunmaktadır. Köyde ayrıca Şeyh Abdurrahman Erzincani’ye ait bir türbe ve cami yer alır.

Göksu Mağaraları Göksu ırmağı boyunca yer alan 40 – 50 m. yükseklikteki sarp kayalıklar üzerinde doğal mağaralar bulunmaktadır. Besni tarafında Kızılin ve Sarıkaya Köyleri ile Adıyaman tarafında Gümüş Kaya ve Mal Pınarı civarında yoğunlaşmıştır.

Palanlı Mağarası Adıyaman’ın 10 km. kuzeyinde Adıyaman – Çelikhan – Malatya karayolunun üzerinde Palanlı köyünde yer almaktadır. M.Ö. 40.000 yıllarında kullanılmış doğal bir mağaradır. Duvarında bulunan ve halen fark edilen geyik figürü yalın kontur çizgilerle oluşturulmuştur. Mağaranın yer aldığı derin vadi ise ender bulunur bir doğa parçasıdır.

Kitap Mağarası Kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş (demir Kale 1) adıyla anılan, ikişer katlı erken dönem Hıristiyanların yaşadığı yerleşim birimleri bulunmaktadır. Mağaralara İndere köyü (Zey) içinden yaya olarak gidilmektedir.

Gümüşkaya (Palaş) Mağaraları Adıyaman ilinin 40 km. güneybatısında Göksu nehri kenarında aynı adla anılan köyün batısında kayalardan oyma tünel şeklinde birbirleri ile bağlantılı çok sayıda mağaralar yer almaktadır. Tarihte konut olarak kullanılan bu mağaraların M.Ö. 150 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Camiler ve Kiliseler

Ulu Cami, Çarşı Cami, Kab Cami, Musalla Cami, St. Paul Kilisesi en önemlileridir.

Adıyaman Camileri

– Nemrut (Kahta)

Adıyaman’ın 103 km doğusundadır. Tümülüs ana kaya üzerine kırma taşların yığılmasıyla oluşturulmuştur. Tümülüsün doğu, batı ve kuzeyinde ana kaya düzleştirilerek teraslar düzenlenmiş, doğu ve batı teraslarda tanrı heykel ve kabartmaları yapılmıştır.

– Arsemia (Kahta)

Adıyaman’a 63 km uzaklıkta olup, Kahta çayının doğusundadır. Güneyindeki tören yolunda Mitras’ın kabartma steli, ayin platformu üzerinde Antiochos-Heracles tokalaşma steli ve bunun önünde döneminin Anadolu’da bilinen en büyük kitabesi vardır.

İçmeceler

Çelikhan İçmesi Çelikhan İlçesi’nin 23 km. kuzeydoğusundadır. İçmerenin suyu mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, hastalıklarıyla böbrek taşı ve şişmanlıkta kullanılması büyük ölçüde faydalıdır.

Besni İçmesi Besni İlçesinin 6 km. kuzeydoğusundadır. Bu içmenin suyu böbrek taşlarına, kronik kabızlık, bağırsak ve mide iltihaplarında faydalıdır.

Kotur İçmesi Adıyaman’a 25 km. uzaklıkta ve kuzeybatısındadır. Akçalı köyüne 5 km. mesafede şifalı bir soğuk su içmesidir. Bu su bazı mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir.

Milli Parklar

Nemrut Dağı Milli Parkı

Atatürk Barajı ve GAP

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki 9 ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak) uygulanmakta olan çok sektörlü entegre bir bölgesel kalkınma projesidir. Başlangıçta su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesine dayalı olarak tasarlanan proje, 1989 yılında GAP Mastır Planının hazırlanması ile çok sektörlü ve entegre bir bölgesel kalkınma projesine dönüştürülmüştür. Projenin en önemli ayağı olan Atatürk Barajı Türkiye’nin en büyük, dünyanın 8. büyük barajıdır. Adıyaman ve Şanlıurfa il sınırları içerisinde yer alan Atatürk barajı ile yıllarca kurak olan bu topraklara adeta can gelmiş, bölgenin ekonomisi hızla gelişmiştir.

Diğer taraftan, yöre halkı tarafından “deniz” olarak nitelendirilen Baraj Gölü, bölge turizmine büyük ölçüde çeşitlilik sağlamıştır. Göl üzerinde balıkçılık ve su sporları yapılmaktadır.

Müzeler ve Örenyerleri

EN HESAPLI UÇUŞLAR İÇİN TIKLAYINIZ…

Müzeler

Adıyaman Müzesi

Adres: Atatürk Cad. Adıyaman

Nemrutdağı Örenyeri – Kahda/Karadut

Aresemeia Örenyeri – Kahda/Kocahisar

Eski Besnil – Eski Beni/Merkez

Pirin Örenyeri – Adıyaman/Merkez

Arsameia Ören Yeri (Nymphaios Arsameia’sı): Kral I. Antiochos kitabelerinde söz edildiğine göre, Arsameia İ.Ö. 2. Yüzyılın başlarında Kommagene’lerin atası Arsemez tarafından Kahta çayının doğusunda Eski Kahta kalesinin karşısında kurulmuş Krallığın yazlık başkenti ve idare merkezidir.

Güneydeki tören yolunda Mitras’ın kabartma steli, ayin platformu üzerinde Antiochos-Herakles tokalaşma steli ve bunun önünde Anadolu’nun bilinen en büyük Grekçe yazıtı, yazıtın bulunduğu yerden başlayan 158 m. derine inen bir tünel ile yazıtın batısında benzer bir kaya dehlizi bulunmaktadır. Tepe üzerindeki platformda Mithridathes Callinichos’un mezar tapınağı ve sarayı yer almaktadır. Arsameia ören yeri, Adıyaman’a 60 km. uzaklıktadır.

Yeni Kale: Adıyaman’a 60 km. uzaklıkta Kocahisar köyü yakınındadır. Kommagene’ler tarafından inşa edilen Yeni Kale, karşısındaki Arsemeia ile birlikte kullanılmıştır. Romalılar ve ardından Memluklular tarafından restore edilen Kale en son 1970’lerde kısmen onarılmıştır. Kale içinde çarşı, cami, zindan, su yolları, güvercinlik kalıntıları ve kitabeler bulunmaktadır. Kale’den Nymphois’e inen su yolu bir tünelle Arsameia’ya başlanmıştır. 80 metreyi bulan bu yolla halen suya ulaşmak mümkündür.

Derik Kalesi: Cendere Köprüsünden sonra Sincik yolu üzerindeki Datgeli köyünün yakınlarındaki 1400 m. rakımda bulunan tepenin üzerine kurulmuştur. M.S. 70’lerde Romalılar tarafından inşa edildiği ve 300’lere kullanıldığı tahmin edilen, içerisinde büyük bir tapınak bulunan bölgenin kutsal alanı kabul edilen kalenin hemen yakınında Kommagene döneminde inşa edilen Temenos kalıntıları bulunmaktadır.

Gerger Kalesi (Fırat Arsameia’sı): Adıyaman’ın Kahta İlçesine 85 km. uzaklıkta bulunan, tarihi Geç Hitit dönemine dayanan kale, Fırat nehrinin batı yakasında yer almaktadır. M.Ö. II. yüzyılda Kommageneliler’in atası olan Arsames tarafından kurulmuştur. Sarp kayalar üzerine, Aşağı ve Yukarı Kale olmak üzere iki bölümde inşa edilen Gerger Kalesi’nin batı surlarında Kral Samos’a ait bir kabartma bulunmaktadır. İslami dönemde de kullanılan kale içerisinde cami, dükkanlar ve su sarnıçları bulunmaktadır.

Perre Antik Kenti: Adıyaman kent merkezine 5 km. uzaklıkta, Kuyucak köyü yolu üzerindeki Pirin köyündeki kalıntılar 200 civarındaki kaya mezarı ve yerleşim yerine sahiptir. Antik çağdan kalan bu nekropol ve çevresi Kommageneliler döneminde önemli bir yerleşim merkezi olmakla birlikte, asıl Romalılar döneminde gelişmiş bir kenttir. Girişleri kabartmalarla süslenmiş birbirine geçişli içerisinde lahitler yerleştirilmiş kayaların içine oyulmuş mezar odaları şeklinde kalıntılardır.

NE YENİR?

Çiğ köfte, İçli Köfte, Basalla (ekşili köfte), Cılbır, Mercimekli Köfte, Pestil, Yapıştırma ve Hıtap, Adıyaman’ın ünlü yemek türlerinden bazılarıdır. İl merkezinde yöresel yemeklerin bulunduğu lokantalar mevcuttur. Kahta ilçesindeki Baraj Gölü kıyısında balık yenebilir. Nemrut Dağı yolu üzerindeki konaklama ve kafeteryalarda yeme-içme olanağı mevcuttur.

NE ALINIR?

Adıyaman’ın kent merkezinde bulunan tarihi çarşı Oturakçı Pazarı’nda yöreye özgü halı, kilim, cicim, heybe gibi el sanatları ürünleri ile turistik eşyalar bulunabilir. Nemrut’taki turistik tesislerde satılan Nemrut heykelleri, hediyelik olarak alınabilecek eşyalardır. Yine bu tesislerde, yörenin tarihinin anlatıldığı çeşitli dillerdeki Nemrut rehber kitapları bulunabilir.

YAPMADAN DÖNME

Nemrut Dağı’nı görmeden, güneşin doğuşunu ve batışını izlemeden,

Kommagene Uygarlığı eserlerini görmeden,

Atatürk Barajı Kahta Sahilindeki lokantalardan balık yemeden,

Adıyaman Müzesini gezmeden,

Yörede dokunan halı, kilim, cicim ve heybe ve Nemrut heykelleri almadan

…Dönmeyin.

Adıyaman’a Atananlara Tavsiyeler

Merkez ve ilçeleri dahil kalma yer konusunda oldukça rahat ve hesaplı bir şehir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

8. Gaziantep

Yüzölçümü: 6.819 km²

İl Merkezi Nüfusu: 1.393.289

Toplam İl Nüfusu: 1.753.596  (2011 yılı)

İl Trafik No: 27

İl Telefon Kodu: 342

Hakkında Bilgi

Gaziantep’in İlçeleri: Araban, İslahiye, Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Nurdağı, Şahinbey, Şehit Kamil, Yavuzeli’dir.

Coğrafyası: Akdeniz Bölgesi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin birleştiği noktada konumlanan Gaziantep Suriye’ye komşu sınır ilimizdir. Güneydoğu Torosların uzantıları olan Sof dağlarının bulunduğu ilde ayrıca Dülükbaba, Sam, Ganibaba ve Sarıkaya Dağları da yer almaktadır. İslahiye, Barak, Araban, Yavuzeli ve Oğuzeli ilin önemli ovalarını, Fırat Nehri, Nizip Çayı, Afrin Çayı, Merziman Çayı ve Alleben Deresi ise ilin önemli akarsularını oluşturmaktadır.

Yarısından fazlası ziraata elverişli olan il toprakları zeytin, fıstık, meyve ve sebze bahçeleri üzüm bağları pamuk ve buğday tarlaları ile kaplıdır. İlin dağlık kesimlerinde kısmen çam, köknar, sedir ormanları, step ve yarı step bitki örtüsü bulunur.

Gaziantep yaban hayatı açısından zengin bir ildir. İl dahilindeki ormanlarda bol miktarda keklik, turaç, yaban ördeği, yaban kazı, çil, kınalı baykuş, güvercin, serçe, an kuşu, yaban domuzu, tavşan, su kuşları, kirpi ve bıldırcın bulunmaktadır.

İklimi: Gaziantep, Akdeniz ve kara ikliminin geçiş noktasında yer almaktadır. İlin güney kesimleri Akdeniz ikliminin etkisinde olmakla beraber, genel olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yağışlıdır. İlde yağış en çok kış ve ilkbahar aylarında görülür.

Tarihçesi: Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamva ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz’den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Bu nedenle Gaziantep tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek Yolunun da buradan geçmiş olması ilin önemini ve canlılığını devamlı olarak korumasını sağlamıştır.

Gaziantep’in tarih devirleri Kalkolitik, Paleolitik, Neolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devirleri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde de açık bir şekilde görmek mümkündür.

Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep’in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda taş, kalkolitik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu’nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermektedir.

Bir süre Babil İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti’nin bir kenti olmuştur. “Dülük” şehri ise Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan ayrı bir önem taşımaktadır.

Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiştir. Büyük İskender’in Pers Devleti’ni yıkmasından sonra Romalılar’ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar’ın egemenliği altında kalmıştır.

Gaziantep, Kahramanmaraş’tan Halep’e, Birecik’ ten Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır’dan İskenderun’ a giden ana yollar üzerinde bulunduğundan, her dönemin kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur.

İslamiyet’in buralardan Anadolu’ya yayılmış olması ve Hz. Muhammed’in Peygamberlik mührünü görüp öpen ve O’nun vahiy katiplerinden olan Hz. Ökkeşiye’nin türbesinin Nurdağı ilçesinin Durmuşlar köyü yakınlarındaki bir tepenin üzerinde bulunması Gaziantep için ayrı bir önem taşımaktadır.

Hz. Ömer zamanında İslamiyet’in Arap yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında, İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay’ı Bizanslılar’dan aldı. Böylece 639 yılında yöre halkı Müslümanlığı kabul etti. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlandı. İşte Gaziantep’ in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır.

Antep Kalesi

1071 Malazgirt Savaşından sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu’na bağlı bir Türk Devleti kurulmuştur. 1270 Yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları’nın (1389) ve Memluklular’ın (1471) eline geçti. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular’a karşı yapılan Mercidabık (Kilis yakınında) Meydan Savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimine girmiş oldu.

Osmanlılar döneminde çok sayıda cami, medrese, hanve hamam yapılmış, kent aynı zamanda üretim, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir. 1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar cami, medrese, han , hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır.

Ne Yenir: Gaziantep mutfağı seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel damak lezzetinin zenginliği ile ülkemiz ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İçli köfte, çiğ köfte, ekşili ufak köfte, malhıtalı (Mercimek) köfte, yoğurtlu ufak köfte ilde yapılan özgün et yemekleri çeşitleridir.

Kebapları ile meşhur olan ilde kuşbaşı kebabı (tike kebabı) kıyma kebabı, patlıcan kebabı soğan kebabı, simit kebabı ve ciğer (cırtlak) kebabı tadılmalıdır.

Yuvarlama, lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran şiveydiz, yaprak sarması, çağla aşı kabaklama, börk aşı, doğrama, kaburga dolması, alinazik, yoğurtlu patates, künefe, burmalı kadayıf ve Antepfıstığı ezmesi bilinen diğer yerel yemek çeşitleridir.

Ne Alınır: Bakır işlemeler, sedef kakmalı eşyalar, altın ve gümüş takılar, yemeni adı verilen üstü kırmızı yada siyah deriden tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sağlıklı olan geleneksel ayakkabılar, beyaz kumaş üzerine sarılarak ve çekilerek beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle yapılan el işlememeleri Gaziantep’ ten alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.

Gaziantep baklavası, Antepfıstığı, tatlı sucuk ve pestil, kırmızı biber ve baharatlar Gaziantep’te yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilir.

Alışveriş merkezleri şehrin en işlek merkezleri olan Mütercin Asım, Gaziler, Suburcu, Kargöz ve Şıhcan caddeleri ile yeni yerleşim alanlarının bulunduğu Değirmiçem ve Sarıgüllük bölgelerindedir. Ayrıca Belediye Pasajı, Büyük Pasaj, Söylemez Pasajı, Halep Pasajı, Suriye Pasajı ve Kurtuluş Pasajları alış veriş yapılabilecek yerlerdir.

Gaziantep’ e nasıl gidilir?

Karayolu: Karayolu bağlantısı ile Osmaniye üzerinden Adana ve Mersin’e, Birecik Köprüsü üzerinden Şanlıurfa ve Diyarbakır’a, Narlı üzerinden Kahramanmaraş ve Malatya’ya, Fevzipaşa ve İslahiye üzerinden Hatay’a, Kilis üzerinden Halep (Suriye)’e, Kilis’ten ayrılan bir yolla Hassa üzerinden yine Hatay’a, Araban ve Pazarcık üzerinden Adıyaman’a gidilebilinir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Gaziantep hem kara hem demir yolu ulaşımında güneyden ve Akdeniz’den doğuya ve kuzeye giden yolların kavşağında ve GAP’ın da girişinde bulunmaktadır. Karayolu ulaşımı yönünden bir düğüm noktası olan Gaziantep İpek Yolu’nun da önemli merkezlerindendir.

Havayolu: Gaziantep Oğuzeli Havaalanı kent merkezine 20 km. mesafede yer almaktadır. Havalimanına kent merkezinden Türk Hava Yolları önünden kalkan servis araçları ile ulaşmak mümkündür.

Gaziantep-Oğuzeli uluslararası hava alanından Ankara ve İstanbul’a her gün ayrıca haftada üç sefer olmak üzere İstanbul’a direkt uçak seferleri yapılmaktadır. Haftada bir günde bağımsız Devletler Topluluğu’ndan Azerbaycan’a uçak seferi yapılmaktadır. Uluslararası Hava taşımacılığın da yapıldığı havaalanı GAP’ın tam olarak devreye girmesiyle çok yakın bir gelecekte bölgemizin Ortadoğu’ya açılan hava trafiğinin merkezi durumuna gelecektir.

Gaziantep-Oğuzeli Havaalanından hac mevsiminde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine uçak seferleri düzenlenmektedir.

Demiryolu: Haftada üç gün Toros Expresi Gaziantep-İstanbul seferi yapmaktadır. Ayrıca İstanbul’dan gelip Suriye’ ye giden Halep Expresi de ilin İslahiye ilçesi sınır kapısından Suriye topraklarına girmektedir. Dülük, Nizip, Karkamış’a her gün sefer tren seferleri yapılmaktadır. Ayrıca Narlı İstasyonu da Karkamış İstasyonu’ndan Halep-Bağdat demiryoluna bağlanır.

Gaziantep’e Atananlara Tavsiyeler

Kalacak yer ve sosyal hayat bakımından oldukça güzel bir şehir. Her bütçeye uygun ev bulunabilmekte.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

9.Kilis

Yüzölçümü:  1.243 km²

İl Merkezi Nüfusu: 84.184 (2011)

Toplam Nüfusu: 124.452  (2011)

İl Trafik No: 79

İl Telefon Kodu: 348

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bir sınır Şehri olan Kilis, tarihi höyükleri, kaleleri camileri ve kebapları ile görülmesi gereken bir ildir.

İçeler: Kilis (merkez), Elbeyli, Musabeyli, Polateli

COĞRAFYA

Gaziantep platosunun güneybatısında yer alan Kilis’te yaklaşık 7600 hektarlık saha ormanlarla kaplıdır. Zeytin ve bağcılık başlıca tarım ürünleridir. Ayrıca bitki örtüsünde kızılçam, kermez meşesi, palamut meşesi, pınar meşesi, tespih ağacı, ardıç, sakız ağacı, melengiç, antepfıstığı ve sumak yer alır.

Kilis av hayvanları bakımından zengin bir potansiyele sahiptir.

İklim genel karakterleri itibariyle Akdeniz İklimi içinde yer alır. Yazın sıcak ve kurak, kışın soğuk ve yağışlı geçer.

TARİHÇE

Orta Tunç Çağı’na kadar uzanan eski bir yerleşim merkezi olan Kilis ve Çevresine Hurriler, Mintanni, Asur, Hitit, Pers, Makedonya, Roma ve Osmanlılar hakim olmuşlardır. Kilis 1995 yılında il olmuştur.

Kültür ve Turizm

GEZİ VE MESİRE YERLERİ

Karataş Parkı (Cumhuriyet Parkı)

Akpınar

Söğütlüdere

Ravanda Kalesi:

Kale, Kilis’in 24 km kuzeyinde bulunan Polateli İlçesine bağlı Belenözü Köyünün yanındadır. Etrafı açık, ufuklara hakim bir dağın sivri tepesine kurulmuştur. Dağın eteğinden Afrin Çayı geçmektedir. Dağın tepesi oyulmak suretiyle yapılan kalenin bugün ayakta kalan kısmı iç kaledir. Dış kale duvarlarının bazı yerlerinde döküntüler ve temeller kalmıştır. Hititlilere kadar uzanan eski bir tarihi vardır. Bizans eseri olduğu ifade edilen kaleye islami devirlerde ilaveler yapılmıştır.

Höyükler

Oylum Höyük:

Oylum höyük, Anadolu,Suriye,Mezopotamya arasında yer alan oldukça büyük bir höyüktür. Stratejik bir konumda bulunan höyük her dönemde iskan görmüş bu nedenle arkeolojik açıdan son derece önem taşımaktadır.

Ayrıca Kilis İlindeki Höyükler şöyle sıralanmaktadır. ÇATAL HÖYÜK, KUMSURUN HÖYÜK, LEYLİT HÖYÜK, YAVUZLU HÖYÜK, SİNNAP HÖYÜK, BELENTEPE HÖYÜK, POLATBEY HÖYÜK, KARAMELİK HÖYÜK, MURAT HÖYÜK, TAŞLIBAKIR HÖYÜK, KUMLUDERE HÖYÜK, ÇÖRTEN HÖYÜK olarak sıralanmaktadır.

CAMİ VE MESCİTLER

 Osmanlı Devleti kayıtlarına göre Kilis’te 55 cami, 10 mescit bulunmakta. Ama bunlardan 11 cami, 2 mescit günümüze ulaşabilmiş; 13 cami sonradan yapılan onarımlarla özgünlüğünü yitirmiş; 31 cami de tamamen yok olmuştur.

Ulu Cami, Alacalı Cami, Akcurun Camisi ve Ali Çavuş Camisi Osmanlı Dönemi öncesi yapılardır.

Bu dönem yapılarından Ali Çavuş Camisi’nin  adı kalmış; Alacalı Cami onarımlarla özelliğini yitirmiş olup; özgünlüğünü koruyarak günümüze ulaşabilen sadece Ulu Cami ile Akcurun Camisinin minaresidir.

Diğer cami ve mescitler Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yapılarıdır.

Osmanlı Dönemi Öncesi Yapılar

Ulu Cami (Cami-i Kebir)               

Akcurun Camisi

Alacacı Camisi (Katran Camisi)

Osmanlı Devleti Döneminde Yapılan Camiler          

Tekye Camisi  (Tekye Camisi)

Hacı Derviş Camisi

Kadı Camisi  (Kara Kadı Camisi)

Muallak Camisi (Hasan Bey Camisi)

Hindioğlu Camisi

Çalık Camisi

Pirlioğlu Camisi

Hasan Attar Camisi

Zeytinli Camisi

Cüneyne Camisi

Şeyh Hilal Camisi (Şeyh Ahmet Camisi)

Şeyh Süveden Camisi (Hacı Özbek Camisi)

Tabakhane Camisi

Murtaza Ağa Camisi

Şeyh Süleyman Camisi ( Şeyhler Camisi)

Kürtler Camisi

MİNARELER

Mehmet Paşa Camisi Minaresi

Şeyh Camisi Minaresi

TEKKE VE ZAVİYELER

Şurahbil Bin Hasene (Şör Habil Hasene) Zaviyesi

Şeyh Efendi Tekkesi (Nakşibendi Tekkesi)

MEVLEVİHANELER

Tekke Mevlevihanesi (Tekye Mevlevihanesi)

TÜRBELER

Hıristiyan Bizans ile Müslüman Arap Devletleri arasında kalan yöre toprakları, din amaçlı pek çok kanlı çatışmaya mekan olmuştur. Kilis ve yöresindeki türbelerin çoğu, bu kutsal amaç uğrunda şehit olmuş din ulularına aittir.  Kilis’te meşhedlik (şehitlik) adı verilen mahalle, bu yörelerden biri olup, geçmiş yıllarda buradan geçen Kilisliler, ölenlere saygı gereği ayakkabılarını çıkarırlarmış.

Şeyh Mansur Türbesi

Şeyh Muhammed Bedevi  Türbesi

Şem’ un Nebi Türbesi (Küt Küt Dede Türbesi)

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

HAMAMLAR

Kilis’te taşınmaz kültür varlığı olarak günümüze ulaşan beş tane hamam vardır. Eskiden bu hamamlar, katı evsel atıkların (yöredeki adı külhan zibili) yakılmasıyla ısındığından (külhanda yanan zibilin külüne  kursümbül / kursünbül denir; duvar sıvasında ve damlarda dolgu malzemesi olarak kullanılır) ve kentte bugünkü gibi vahşi çöp deponi alanı olmazmış. Bu alışkanlık yöre ağzında külhan zembili (külhanda yakılacakların doldurulduğu hasırdan yapılmış araç), külhan zibili (hamamda yakılmak üzere toplanan katı atıklar), külhan şilifi (külhanda yakılacakların doldurulduğu kıldan yapılmış büyük torba), külhancı eşeği (külhan zibili ve külhan şilifi taşıyan eşek) gibi söz öbekleri doğurmuştur.

Belirttiğimiz bu hamamlar haç planlı, dört eyvanlı ve köşe hücreli olup; hepsinde, soğukluk, ılıklık, sıcaklık bölümleri vardır. Kilis’teki hamamlarda bir de mağdas adı verilen su tekneleri bulunmaktadır. Farklı din ve inançlı kişilerle birlikte yaşayan Kilisli bu mağtasları Yahudilerin kullanması için yapmış, yaptırmıştır.

Eski Hamam

Hoca Hamamı

Paşa Hamamı

Hasan Bey Hamamı (Çukur Hamamı)

Tuğlu Hamamı (Yeni Paşa Hamamı, Daltaban Paşa Hamamı)

KASTELLER

Akcurun Kasteli :

Ayınönü Kasteli :

Küçük Çarşı Kasteli :

Kurdağa Kasteli :

İspir Paşa Kasteli :

Eski Hamam Kasteli :

Ne Yenir?

Geleneksel kültürü yansıtan yöresel yemeklerin tadı ve görüntüsü ile oldukça etkileyicidir. Kilis’te yapılan kebap çeşitleri özel baharatlarla tatlandırılarak dumanı üstünde servis yapılmaktadır.

Kilis Tava:  Kıyma, biber, soğan ve patates kullanılarak yapılır.

Kilis mutfağı kendine has yemekleriyle zengin bir yapıya sahiptir. Yemekler, “günlük pişen yemekler” ve “özel günlerde yapılan yemekler” olmak üzere ikiye ayrılır. Yemeklerin temelini et ve bulgur oluşturur. Bunun yanında sebze ağırlıklı yemeklerde mevsimine uygun olarak yapılmaktadır, yemeğin özelliğine göre çeşitli baharatlar kullanılır.

Kilis Tava, Ekşili Malhıta, Lebeniye, Oruk, Züngül, Burma Tatlısı, Peynirli İrmik Tatlısı, Şıhılmahşi, Sucuk Hapısası, Kilis Kebabı, Teşrübe, Haytayla, Katmer, Gerebiç, Bulamaç, Kabak Bastı… yenilebilecek bazı yemek çeşitleridir.

YAPMADAN DÖNME

Doğal güzellikleri ile ünlü Kilis’in mesire yerlerini gezmeden,

Kilis pekmezinin ve yöresel kebap çeşitlerinin tadına bakmadan,

İlde bulunan tarihi höyükleri, camileri ve Ravanda Kalesini ziyaret etmeden

…Dönmeyin.

Kilis ‘e Atananlara Tavsiyeler

Kalacak yer bakımından oldukça hesaplı bir şehir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Doğu Anadolu Bölgesinde Çalışacaklara Püf Noktalar

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Bilindiği gibi Türkiye coğrafi bölgelerden oluşuyor ve bu coğrafi bölgelerden birisi de Doğu Anadolu Bölgesidir. Doğu Anadolu Bölgesi isminden de anlaşılacağı üzere ülkemizin doğusunda bulunmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Yüzölçümü 164 bin kilometrekare olan Doğu Anadolu Bölgesi ülke yüzölçümünün %21’ni kaplar. Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeyinde Karadeniz Bölgesi, doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan ve İran, güneyinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Irak, batısında İç Anadolu Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi bulunmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesinde mesleğe başlayacaklar için işe yarayacak ve yakın zamanda da tecrübe edilenler ile  derlediğimiz tüm faydalı bilgiler il il sergilenecektir.

 

EN UCUZ BİLET FİYATLARI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Doğu Anadolu Bölgesinin Şehirleri

Doğu Anadolu Bölgesinde toplamda 14 şehir bulunmaktadır. Bunlar;

  • Ardahan

  • Kars

  • Iğdır

  • Ağrı

  • Van

  • Hakkari

  • Bitlis

  • Muş

  • Erzurum

  • Erzincan

  • Tunceli

  • Bingöl

  • Elazığ

  • Malatya

 

1. ARDAHAN

Yüzölçümü: 5.576 km² 

İl Merkezi Nüfusu: 18.298  (2011)

Toplam Nüfusu: 107.455 (2011)

İl Trafik No: 75

İl Telefon Kodu: 478

Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesindeki sınır illerinden olan Ardahan, sınırları içerisindeki Damal Dağları’nda beliren Atatürk silüeti ile ünlüdür. 

Her yıl Haziran ayının 15 ile Temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Karadağ sırtlarında Atatürk’ün bu silueti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir. Ardahan’da bu tarihlerde Atatürk’ün İzinde-Gölgesinde Damal Şenlikleri düzenleniyor.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

İLÇELER:

Ardahan (merkez), Çıldır, Damal, Göle, Hanak, Posof.

COĞRAFYA

Kuzeyde ve doğuda Gürcistan toprakları, güneyde Kars, batıda Artvin ve Erzurum illeriyle sınırlıdır. İlin en önemli akarsuyu Kura ırmağı, en büyük gölü üçgen biçimli Çıldır gölüdür. Van gölünden sonra Doğu Anadolu Bölgesinin ikinci büyük gölü olan Çıldır, lav akıntısı sonucunda oluşmuş bir “lav seti gölü”dür. Suları tatlı olan göl aralık ve nisan ayları arasındaki dönemde yer yer donmaktadır.

Karasal iklime hâkim olup kışları uzun, sert ve kar yağışlı, yazları ise kısa ve serindir. Yalnızca etrafı dağlarla çevrili olan ve ortalama 900 m. yükseklikte bulunan Posof ilçesi mikroklimatik iklim koşullarına sahip olup, kışları yumuşak ve yağışlı, yazları ise sıcak geçmektedir.

İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayi ve sınır kapısı ticaretine dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, buğday, arpa, çavdar ve patates yetiştirilir. Hayvancılıkta sığır ağırlıklı olup, yaylalarda kurulan ve Zavot adı verilen mandıralarda yoğurt, tereyağı, peynir üretilmektedir. İlde Arıcılık Enstitüsü, Yapay Tohumlama Merkezi ve Zirai Araştırmalar İstasyonu vardır. Kura Nehrinde sınırlı olarak balıkçılık yapılmaktadır.

TARİHÇE

Ardahan ili, 27 Mayıs 1992’de çıkarılan yasayla, Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. ili olarak kurulmuştur.

Ardahan Kalesi’nde yapılan araştırmalar, yörede Eski Tunç Çağı’na ait kalıntıları ortaya koymaktadır. Eski adı Artan’dır. Ardahan Kalesi uzun yıllar, Osmanlı topraklarını Kafkasya yönünden gelen saldırılara karşı korumuştur. 1878 Ayastefanos Antlaşması’yla Rusya’ya verilen yöre, 1918 Brest-Litovsk Antlaşması’yla geri alınmıştır. Yerleşim, 26 Nisan 1919’da Gürcülerin işgaline uğramış, 23 Şubat 1921’de Türkiye topraklarına katılmıştır.

Gezilecek yerler

Ardahan Merkez Mevlit Efendi Camii :

Ardahan şehir merkezinde Halil Efendi Mahallesinde, kalenin yaklaşık 150-200m. doğusunda yer almaktadır. Giriş kapısında bulunan kitabeye göre, yapımı 1701 tarihinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu caminin yakın tarihlerde beden duvarlarının yarıdan yukarısı ve üst örtüsü yenilenmiştir.

 Posof Merkez Camii:

 Posof merkez camisinin minberinde kitabeye göre 1868 tarihinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Cami, boyuna dikdörtgen planlı olup, kesme taşlardan yapılmıştır. İç yapısı Osmanlı mimarisini yansıtmaktadır. Ayrıca caminin doğusunda yer alan dikdörtgen hazire alanında bulunan bir lahitte yazan 1771 tarihi caminin tarihinin minberindeki tarihinden daha eskiye dayandığını düşündürmektedir.

Derviş Bey Camii

Ardahan da Tugay Komutanlığının yanında ki parselde inşaa edilmiş bulunmaktadır. Cümle kapısı üzerinde, iki tarafta yatay dikdörtgen panolar halinde yer alan yazılarda h.1285/m.1869 tarihi okunur. Yapıya adını vermiş olan Derviş Bey’in kimliği hakkında biyografik bilgi mevcut değildir. Caminin sağ ve sol tarafındaki panolarda “İslamdan daha yüksek bir şeref yoktur” ibaresi ve altında 1285 tarihi verilmiştir.

 Camii esas plan itibariyle dikdörtgen konumlu plan şemasına sahiptir. Girişin önünde yer alan mahfel, taşıyıcı ve kirişleme sistemiyle, ana hacmi iki bölüm halinde ifadelendirmiş, böylece içten ahşap kubbe dıştan, dıştan oturtma çatı ile örtülmüştür. Duvar kalınlığı 0.80m. olan yapının Minaresi de camii gibi muntazaman kesme taştan imal edilmiştir. 

Soylu Konak

Ardahan İl merkezinde, Halil Efendi Mahallesi’nde bulunmaktadır bu yapı XlX. yüzyılın sonunda inşa edilmiş sivil mimari örneklerinden biridir. İki katlı olarak inşa edilen evin üzeri, eğimli piramidal bir çatıyla örtülüdür. Alt kat kapalı olup, bu kısımdakiler WC bölümleri bulunmaktadır. Yapının ana girişi kuzeydendir. Ayrıca üst kata dıştan ahşap bir merdivenle ulaşabilmekte mümkündür.

 Bu yapıda da duvarlar, bölgedeki diğer sivil mimari örnekleri gibi kalın tutulmuş olup, az sayıda pencereyle dışa açılmaktadır. Üst katta altı pencere, alt katta ise güneyde üç küçük mazgal pencereye yer verilmiştir. Evin batı cephesi ahşap destekler üzerine oturan bir küçük balkon olarak değerlendirilmiştir. Evin doğuda yer alan kapısı ile alt kata girilmektedir. Bu binanın yapısında tamamen düzgün blok taşlar kullanılmıştır. Kapı, pencere ve duvar özellikleri yörede bulunan Sarıkamış, Kars, Gümrü, Kafkas ve Gürcü bölgelerindeki sivil mimarlık örnekleriyle paralellik göstermektedir.

 Bu sivil mimarlık örneğinde duvarlar oldukça kalın tutulmuş olup, sağır denecek biçimde az sayıda pencereyle dışa açılmaktadır. Kapı ve pencereler dar ve yüksektir. Pencere ve kapı söveleri düzgün blokların dışa taşkın ve bir içe bir dışa ritmik bir biçimde kaydırmalı düzende yerleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Ne Yenir?

Ardahan’ın kaşar peyniri ve balı ülke çapında isim yapmıştır. Elma dolması, evelik aşı, pişi, bozbaş, kuymak, ekmek aşı ve helvası en ünlü yemek türleridir.

ARDAHAN’A ATANACAKLARA FAYDALI BİLGİLER

Kars,Artvin ve Batum’a yakın çevre illere ulaşım daha kolaydır. Ardahan’da bulunan kayak merkezi tatil günleriniz için bir motivasyon kaynağı olabilir. Spor salonu vardır. Alışveriş için genellikle yakın olan Erzurum veya Kars’a gidilir. Ardahan’da çocuğu olanlar için gidebileceği özel eğitim okulları vardır. Ardahan’ın köylerinde genellikle lojman bulunmaktadır. Ardahan Merkez Öğretmenevi, şehir merkezinde olup; otobüs terminaline 500 metre mesafededir. İlimize en yakın havaalanı Kars Havaalanıdır. Onun dışında öğretmenevleri Çıldır,  Göle, Hanak, Posof ilçelerinde de bulunmaktadır. Merkez öğretmenevinin üst katlarından şehrin, Ardahan Kalesinin ve Kura Nehrinin muhteşem görüntüsü izlenebilir.Ardahan Merkez Öğretmenevi Hizmet Üniteleri: 3ü süit 30 oda Yemek Salonu Oturma Salonu Kuaför Lokalden oluşmaktadır. Merkezden ilçe ve köylere ulaşım genellikle kolaylıkla sağlanabilmektedir. 2017 kışında sadece 1-2 kez ulaşım sıkıntısı olmuştur. Ardahan, Türkiye’nin en az nüfusa sahip üçüncü ili ama tarihi yapıları ve doğal güzellikleri bakımından en zenginler arasında. Efsanelere konu olan doğal güzellikleriyle Ardahan Doğu Anadolu’nun en dikkat çeken illerinden biri.  

EN HESAPLI UÇUŞLAR İÇİN TIKLAYINIZ…

2. KARS

Yüzölçümü: 10.127 km²

İl Merkezi Nüfusu: 76.928

Toplam İl Nüfusu: 305.755  (2011 yılı)

İl Trafik No: 36

İl Telefon Kodu: 474

Hakkında Bilgi

Kars’ın İlçeleri: Akkaya, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim ve Susuz’dur.

Coğrafyası: Kars ili Doğu Anadolu Bölgesi’ nin kuzeydoğu kesimlerinde yer almaktadır. Büyük bir plato özelliği gösteren il coğrafyasında genel olarak bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Yalnız Sarıkamış ilçesinde çam ormanları bulunmaktadır. Kağızman ilçesinde bağ ve bahçecilik yapılmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

İklimi: Kars Doğu Anadolu Bölgesi’nin en soğuk bölgesinde yer alır. Bu nedenle karasal bir iklime sahiptir; kışları uzun ve sert, yazları ılımlı hatta serince geçer. 

Tarihçesi: Araştırmalardan Kars tarihinin Cilalı Taş Devrine kadar indiği (M.Ö. 9000-8000) anlaşılmaktadır. Bölge daha sonraları Hurriler, Urartular, İskitler, Partlar, Sasaniler ve Bizanslıların hakimiyetine girer.

1064 yılında Selçuklu Sultan Alpaslan, şehir ve civarını fethetmiş, böylelikle Türk kavimlerine Anadolu yolunu açmıştır.

Şehir ve çevresinde Moğollar ve Akkoyunlular, Karakoyunlular gibi Türk devletleri hüküm sürmüş, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim bölgeyi fethettikten sonra Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır.

ANİ HARABELERİ

Kars İline 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Ani Ören Yeri Türkiye – Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir. Anadolu’ya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir. Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir. Ören yerinin en eski tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarih öncesi dönemde ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur. Bu günkü ören yerini oluşturan iç kale M.S. 4. yy’da Kars Şehrine ismini veren Karsak’lılar tarafından yaptırılmıştır. Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kralı Aşot tarafından M.S. 964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III. Sembat 978 yılında 2. takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslanın Ani’yi feth etmesinden sonra anı beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064 – 1072 arasında 3. sur sistemini yaptırmıştır. Kale surları deve tüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla ücgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır. Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır. Arazinin eğimine göre yer yer beş metre yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde Haç Motivleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur. Ören yerinin ana giriş kapısı olan aslanlı kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır. Aslanlı kapının bulunduğu surların Doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan’ın şehri 1064 yılında feth etmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur. Bugünkü Ocaklı Köyünün bitişiğinde Arpaçay Nehrinin batı yakasında Bostanlar Deresi ile Mığmığ Deresi arasında kalan 5 hektarlık bir arazi üzerinde bulunan ANİ ÖREN YERİ’ndeki mimari kalıntılar Sassani, Ermeni, Selçuklu kültür ve sanatının etkilerini taşımaktadır. 

Ne Yenir: Kaşarı ve balının yanı sıra, Kars zengin ve renkli bir mutfağa sahiptir. Yöreye özgü belli başlı yemekler; umaç helvası, elma dolması, hörre (un) çorbası, evelik adlı bitkiden yapılan evelik aşı, ekmek üzerine kızgın yağ ve yoğurt dökülerek yapılan ekmek aşı, pişi, kuymak, hengel (mantı), yarma buğdaydan yapılan haşıl, bozbaş, kemikli ve parça etten yapılan ve bir çeşit çorba olan piti, sultani üzümle yapılan pilav ve Kars böreğidir.

Ne Alınır: Doğal boyalı pamuk, kıl, ipek ve yün iplikler kullanılarak yapılan, ilginç yöresel motiflerle bezeli Kars kilim ve halıları çok ünlüdür. Yöresel gümüş kemerler, başlıklar ve çeşitli gümüş takılar Kars’ın özgün hatıra eşyalarıdır. Kaz tüyünden yapılan kuştüyü yastıkları son derece sağlıklıdır. Ayrıca ünlü Kars kaşar peyniri ve balı çok lezzetlidir.

Kars’a nasıl gidilir?

Karayolu: Otobüs terminalinin kent merkezine uzaklığı 3 km’dir. Kent merkezinden otogara firmaların servis aracı ve dolmuşlarla gidilmektedir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Kars Havalimanının kent merkezine uzaklığı 7 km’dir.

Demiryolu: Tren istasyonunun kent merkezine uzaklığı 1 km’dir. Ulaşım taksi ve dolmuşlarla yapılmaktadır. Kars-Ankara-İstanbul demiryolu (Erzurum-Erzincan-Sivas-Kayseri üzerinden) bağlantıları mevcuttur.

KARS’A ATANANLARA FAYDALI BİLGİLER

Merkezde uygun fiyata ev bulunabilir, ayrıca il ve ilçe merkezlerinde kaloriferli ev rahatça bulunabilmektedir. Sarıkamış ilçesinden merkeze kısa sürede gidilmekte olup, diğerlerine göre biraz daha gelişmiş durumdadır. 

ETKİNLİK-EĞLENCE VE DİNLENME İÇİN TIKLAYINIZ…

3. IĞDIR

Yüzölçümü: 3.539 km²

İl Merkezi Nüfusu: 81.162 (2011)

Toplam Nüfusu: 188.857 (2011)

İl Trafik No: 76

İl Telefon Kodu: 476

Türkiye’nin doğu sınırında yer alan Iğdır, efsanevi Ağrı Dağı ile görülmesi gereken bir ildir.

İLÇELER:

Iğdır (merkez), Aralık, Karakoyunlu, Tuzluca.

Tuzluca: İl merkezine uzaklığı 39 km.dir. Tuz Dağı’nda bulunan su göletleri astım hastalığına iyi gelmektedir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

COĞRAFYA

Kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehri ve nehir yatağı boyunca Ermenistan sınırı teşkil eder.Doğu ve güneydoğusundan Nahçıvan Muhtar Cumhuriyeti ve İran, güneyinde Ağrı ili, batı ve kuzeybatıda Kars ili yer almaktadır.

Iğdır yüksek platolar ve dağlık kesimlerin geniş yer kapladığı bir bölgededir. Dil Ovası Türkiye’nin en uç noktasıdır. Bölgenin güneyinde batı doğu doğrultusunda uzanan Orta Toroslar ve Manzar Dağlarıyla başlayıp, Karasu, Aras Dağlarıyla devam eden dağlık kesim sırasıyla batıdan doğuya doğru Durak Dağı (2811 metre) Zor Dağı (3196 m) Pamuk Dağı (2639 m) Büyük Ağrı Dağı (5165 m) Küçük Ağrı Dağı (3986 m) dır. Türkiye’nin en yüksek dağı olan Büyük Ağrı Dağı İran ile sınır teşkil etmektedir.

Iğdır’da coğrafî konumundan dolayı karasal bir iklim hüküm sürmektedir. Sıcaklık bölge ortalamasından daha yüksektir çok az yağmur almaktadır.

TARİHÇE

Bölgeye M.Ö. 4000 tarihinde Hurriler yerleşmiş daha sonra farklı medeniyetlere sahne olmuştur. Günümüze kadar Urartular, Sakalar, Sasaniler, Bizanslar, Selçuklular, Moğollar, Oğuzlar, Karakoyunlular ve Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir.

TURİZM

Bir çok uygarlığın izlerini bünyesinde barındıran Iğdır, tarihi ve kültürel değerlerin yanısıra bozulmamış doğal kokusu, Avrupa’nın ve Türkiye’nin en yüksek dağı olan ve tüm dünya dinlerinin anası olarak adlandırılan Ağrı Dağı, Nuhun Gemisi, Korhan Kalesi, Korhan Yaylası, Kara Kilise, Korhan Meteor Çukurları, Korhan Yaylası Açık Hava Müze alanları, Zerdüşt Tapınma Merkezleri, Bulakbaşı Ahura Mazda Suyu, Ahura Buzulu, Cehenem Vadisi, kutsal kitaplarda adı geçen adem ile havvanın yaşadığı İrem Bahçesi, Eski Kaya Mezarlıklar, Süreyya Çeşmesi, Hakmehmet Beraderi Şemsi Tebrizi Türbesi, Karakoyunlu Babek Mağarası, Gökçeli Şehit Ağacı, Karakoyunlu Açık Hava Müzesi, Tuz Mağaraları, Tuzluca Mesire Yerleri ve doğal güzellikleri, Aras vadisi kuş zenginlikleri, Pamuk Dağı Kayak Merkezi, Melekli Kültepe, Türkiye’nin en yüksek anıtı olan Iğdır Anıt ve Müzesi, Tarihi Ejder kervansarayı, Kümbetler, Tarihi Koçbaşı Mezar Taşları ve dünyada eşi benzeri olmayan üç ülkeye sınır olma gibi özellikleri ile son yıllar ülkemiz ve dünya turizmi açısından kendisine önemli yer edinmiştir.

Güneşin ülkemize ilk doğduğu yer olarak bilinen Iğdır; Güneşin Doğduğu Kent, Nuhun Arka Bahçesi, Festivaller Şehri, Nuh’un şehri, Tarihin Tanığı, Doğunun Çukur 0vası, Sürmeli Vadisi, Asya’nın Kapısı, Kafkasya’nın merkezi, Medeniyetler Beşiği gibi farklı isimlerle anılmaktadır.

AMARAT KÜMBETİ:

Iğdır’ın yaklaşık 11 km. kuzeyinde Çakırtaş köyünün batısında, bugün tamamen yok olan bir mezarlığın içerisinde yer alır. Türbenin giriş kapısı üzerinde dikdörtgen bir çerçeve içerisinde, zincirek motifi ile ayrılmış iki satırlık bozuk bir sülüs ile Arapça yazılmış kitabeden kümbetin 890 H./ 1485 M. yılında Kul Yusuf adlı bir zat için yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kümbeti inşa eden mimar bilinmemektedir.

1400-1508 yılları arasında Doğu Anadolu ve İran Azerbaycan’ında önemli bir siyasal güç olan Akkoyunlu soy kütüğünde, Yusuf veya Kul Yusuf adlı birisine rastlanılmıyor”. Birinci derecede önemli bir şehzade veya sultan akrabalarından biri olmadığı, ancak bölgede tanımmış ve hatırı sayılır bir zat olduğu türbenin yapısından anlaşılmaktadır.

Iğdır Kervansarayı

Iğdır şehir merkezinin 31 km. güneyinde, Kervansaray köyünün batı tarafında, bugünkü Güngörmez, Kızılkule, Kervansaray ve Asma köylerinin yol kavşağında düzlük bir arazi üzerinde yer alan kervansaray dönemin Sürmeli Emiri Şerafeddin Ejder (Azdera) zamanında yaptırılmıştır. Kervansaray’ı inşa eden ustaların isimleri bilinmiyor. Ancak, bina üzerindeki usta işaretlerden bu kervansarayın inşasında 16 değişik taşçı ustasının çalıştığı anlaşılmaktadır. Kervansarayın üzerinde herhangi bir kitabesi yoktur. Kervan yollarını ve hanları konu alan eserlerde de adı geçmemektedir. Avlusuz oluşu ve taç kapısının cephede bir çıkıntı oluşturmayışı bir geç devir eseri olduğu kanaatim uyandırmaktadır. Bu özelliklerden yola çıkarak, bu kervansarayı XIII. yüzyılın sonlarıyla XIV. yüzyılın başlarına tarihlemek mümkün görünmektedir. Zira bilinen avlusuz hanların pek çoğu geç devir eserleri olup, genellikle XIV. yüzyıla tarihlendirilebilmektedir.

Karakale Ören Yeri

Iğdır Ovası’nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli bir konumda kurulmuş olan Karakale, Sürmeli Çukuru’nun en eski yerleşim merkezlerinden biri olup, Urartular’a belki daha da eskilere dayanır. Ancak, 1664 ve 1840 yıllarında meydana gelen depremlerde, kale duvarları tahrip olmuştur. Günümüzde tamamen harabe halindedir.

Yapmadan Dönme

Efsaneleriyle ünlü Ağrı Dağı’na tırmanmadan

Bozbaş isimli yemeği tatmadan…Dönmeyin

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

IĞDIR’A ATANANLARA TAVSİYELER

Evin durumuna göre kiralar 500-700 TL arasında değişmekte olup, evler genellikle doğalgaz ve kaloriferlidir. Sosyallik adına çevre illere yakın ve merkezde “Vali Yolu”  diye adlandırılan ünlü bir caddesi vardır. Bu cadde oldukça canlı olup kafeler mevcuttur. Havaalanına sahip olup birçok yere uçuşlar vardır. Aralık ilçesi en uçta olup; İran,Azerbaycan ve Ermenistan’a sınırı vardır. Iğdır merekezde yüzme havuzu vardır.

4. AĞRI

Yüzölçümü: 11.470 km²

İl Merkezi Nüfusu: 105.623 (2011)

Toplam Nüfusu: 555.479 (2011)

İl Trafik No: 04

İl Telefon Kodu: 472

Ağrı Hakkında

Ağrı’nın İlçeleri: Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak’ tır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Ağrı, kuzeyden Kars ve Iğdır, Batıdan Erzurum ve Muş güneyden Bitlis ve Van, doğudan İran sınırı ile çevrilidir.

Ağrı’ da mevcut toprağın büyük kısmını dalgalı, yüksek dağlık arazi meydana getirir. Ağrı ilinde dağlar sıralar halindedir.

İklimi: Ağrı’ da bitki örtüsü olarak zengin otsu bitki türleri egemendir. İlkbaharda canlanan otlar, sonbaharda havaların soğumasıyla tükenir. Kışları soğuk ve sert yazları kurak ve sıcaktır.

Tarihçesi: Ağrı ilinin tarihi, Paleolitik Çağ’a kadar uzanmaktadır. Daha geç dönemlerde bu bölge ile Mezopotamya arasında kültürel ilişkiler olduğunu gösteren Tunç Çağı araç gereçleri bulunmuştur. Ağrı ve çevresine yerleşen en eski topluluklardan biri Hurrilerdir.

M.Ö. 14. yüzyılda Hititlerin Doğu Anadolu Bölgesi’ ndeki etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan Hurrilerden sonra yöre Urartu, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hâkimiyetine girmiştir. M.S. 7. yy. ortalarında Arapların eline geçen ve stratejik konumu nedeniyle istilalara uğrayan Ağrı’yı 11. yüzyılda Selçuklular egemenlikleri altına almışlardır. Selçukluların aralıklarla süren egemenlikleri Moğol akınlarıyla son bulmuştur. Sonradan İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. I.Dünya Savaşı’nda Ruslar tarafından işgal edilen bölge, 1921 yılında yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye’ ye iade edilmiştir.

Ne Yenir: Ağrı yöresinde hayvancılığın büyük çapta olması nedeniyle hayvan ürünleri büyük miktarda kullanılmaktadır. Ağrı zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Saç kavurma en meşhur yemeğidir. Gosteberg buğulama, Abdigör köftesi, Hengel, haşıl, erişte, kuymak, kete, bişi, erdek, hasude, bulgur pilavı, yalancı köfte, ekmek aşı, lalanga, ayran aşı, halise, çiriş ketesi, murtuğa ve ağızyakan ve deveci çorbası gibi yöreye özgü yemekleri vardır.

Ne Alınır: Ağrı’da küçükbaş hayvancılığın fazla yapılması nedeniyle halıcılık en önemli el sanatıdır. Bunun yanında kilim, kazak, keçe ve çorap gibi el sanatları da vardır.

Ağrı’ ya nasıl gidilir?

Karayolu: Karayolu ile çevre il ve ilçelerden Ağrı’ ya, Ağrıdan çevre il ve ilçelere düzenli karayolu ulaşımı olduğu gibi büyük şehirlere de her gün karşılıklı otobüs seferleri vardır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Havalimanının kent merkezine uzaklığı 7 km.

AĞRI’YA ATANANLARA TAVSİYELER

Oldukça küçük,sakin ve sessiz bir şehirdir. Öğretmenler için birçok apart ve pansiyon vardır. Merkezde heryer yürüme mesafesindedir. Havaalanına 40 dk. mesafededir. İmkanlar gözönünde bulunuduğunda çoğu sosyal imkan merkez,Patnos ve Doğubeyazıt olarak sıralanmaktadır. Hamur ilçesi merkeze 25 dk. uzaklıktadır. Tutak ilçesi kalacak yer açısından iyi durumdadır. 

5. VAN 

Yüzölçümü: 19.299 km²

İl Merkezi Nüfusu: 353.419

Toplam İl Nüfusu: 1.022.532 (2011 yılı)

İl Trafik No: 65

İl Telefon Kodu: 432

Hakkında Bilgi

Van’ın İlçeleri: Bahçesaray, Başkale, Çaldıran, Çatak, Edremit, Erciş, Gevaş, Gürpınar, Muradiye, Özalp ve Saray’dır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: İlin kuzeyinde bulunan Tendürek dağlarında yükseklikleri 2400 ile 3000 metre arasında değişen “Sınır Dağları” uzanır. Van yöresinde büyük nehir ve akarsular bulunur. Bu akarsuların en önemlileri Hoşap suyu, Memedik çayı, Karasu, Bendimahi çayı, Deliçay, Irşat çayı ve Zilan çaylarıdır.

Van bölgesi göller bakımından da önemli bir bölgedir. İrili ufaklı birçok gölden başka Türkiye’nin en büyük gölü Van Gölü‘dür.

İklimi: Yazları az yağışlı ve sıcak kışları az yağışlı ve oldukça soğuk geçmektedir. Baharlar ise bol yağışlı ve ılıktır.

Tarihçesi: Van ve çevresine önce Hurriler yerleşmişler, sonra Urartular 200 yılı aşkın süre hüküm sürmüşlerdir. Daha sonra Medler, Persler, Makedonyalılar, (Büyük İskender), Partlar, Sasaniler, Bizanslar, Selçuklular, İlhanlılar, Celayiroğulları, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar hakim olmuşlardır.

Ne Yenir: Murtuğa (kahvaltılık), cacık (kahvaltılık), ilitme, ekşili, senseger gibi yemek türleri ile ünlü Van otlu peyniri yöreye özgü yemeklerdir. Van peyniri (otlu peynir), içerisine mahalli otlar katılarak yapılan güzel kokulu ve son derece lezzetli bir peynirdir. Yaz sonuna doğru küplere basılarak toprağa gömülür, kış için saklanır. Ayrıca, Van gölünden çıkarılan Van balığı (inci kefali) mutlaka yenmelidir. Van balığı, Van gölünün sodalı suyuna uygun “inci kefali” diye adlandırılan, bol havyarlı bir balık türüdür. Az kılçıklı olan bu balık oldukça lezzetlidir. Van şehri ve ilçeleri kahvaltı salonları ile ünlüdür.

Ne Alınır: Van’da alışveriş etkinliklerinin merkezini, turistik, hatıra eşya alım-satımları oluşturur. Özellikle dünyaca ünlü olan Van ve çevresinde dokunan kilimler büyük ilgi görmektedir. Turizm mevsimi ile beraber her türlü halı – kilim ve el sanatları, süs eşyaları şehir merkezindeki halı ve kilim galerinden satın alınabilir.

Van’a nasıl gidilir?

Karayolu: Van’dan Gürpınar-Başkale üzerinde Yüksekova ve Hakkari ile irtibat sağlayan, aynı zamanda Yüksekova üzerinden İran ile bağlantı kuran devlet yolu mevcuttur. Otobüs terminali kent merkezine yaklaşık 4 km. uzaklıktadır. Ulaşım minibüsle sağlanmaktadır.

Havayolu: Havaalanı il merkezine yaklaşık 7 km. uzaklıktadır. Ulaşım minibüslerle ve THY’ye ait servis araçlarıyla yapılmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Demiryolu: Tren istasyonu şehre yaklaşık 5 km. uzaklıkta olup ulaşım minibüslerle sağlanmaktadır.

Van Gölü Ulaşımı: Devlet Demir Yolları’na paralel olarak Van ile Tatvan istasyonu arasında demiryolu bağlantısı Van Gölü üzerinden feribotla sağlanmaktadır. Van İskelesi ile Tatvan iskelesi arasında karşılıklı olarak yük, vagon, araç ve yolcu taşıyan feribot seferlerin düzenlenmektedir. Van-Tatvan arası feribot yolculuğu yaklaşık 4 saat sürmektedir. Ayrıca Van Gölü üzerinde adalara turistik amaçlı yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

İnci Kefali

Asırlardır Yukarı Deniz’in sırrı olmuş İnci Kefalinin üreme göçünü görmediyseniz, Süphan Dağı sizi kendi adına bu sırlı, kutsal yolculuğu görmeye çağırıyor. İnci kefali, binlerce yıldır sürdürdüğü var olma mücadelesine şahit olmak üzere sizleri Van Gölü çevresindeki derelerde bekliyor. Yolunuzu Haziran sonuna kadar Van Gölü’ne düşürmeniz Süphan’ı da, inci kefalini de mutlu edecek.

YAPMADAN DÖNME

Van Kalesi, Van Müzesi, Hoşap Kalesi, Muradiye Şelalesi, Edremit ve Gevaş kıyı boyu ve Gölü gezilip görülmeden,

Dünyaca ünlü bir gözü mavi diğer gözü yeşil olan Van kedisini görmeden,

Dünyaca ünlü Van Kilimleri ve Savat (gümüş) İşlemeli el sanatları ürünlerinden almadan,

Zengin bir mutfağa sahip olan Van yemeklerinden yemeden,

… Dönmeyin.

VAN’A ATANANLARA TAVSİYELER

Sağlık: Bölge hastanesi, araştırma hastanesi, askeri hastane, devlet hastaneleri ve 3 – 4 tane de özel hastane mevcuttur. Hastane yönünden çok gibi görünsede nufusu çok olduğu için malesef yetersiz kalmaktadır.

Eğitim: Eğitim yönünden devlet okullarının yanında özel okullarda mevcuttur. Eğitimlerinin iyi olduğu söylenir. Ayrıca havaalanı lojmanlarının içinde anaokulu, ilkokul ve ortaokul bulunmaktadır. Eğitimleri de iyidir. 

Ulaşım: Uçak en önemli ulaşım aracıdır. Çoğu illerede geçiş güzergahı olmaktadır. otobüs yolculuğu uzun sürdüğü için pek tercih edilmemektedir.

Ev Kiraları: Tam çarşı merkezinde ev kiraları 600 – 800 arasıdır. merkezden uzaklaştıkça 400’e kadar kiralık ev bulunabilir. Edremit yeni tokide 250 – 300 civarına da ev bulunabilir ancak o da şehir merkezine çok uzaktır.

Alış veriş: Alış veriş yönünden gelişmiştir. bir çok mağaza ve market bulunmaktadır. Market kültürü çok gelişmiştir. Manavdan tut, turşudan kuruyemişe ete kadar herşeyi marketten almaktadırlar. o yüzden bir çok yerel market mevcuttur. migros, carrefoursa , bim, a101 gibi ulusal marketlerde vardır. giyimden yiyeceğe kadar bir çok ulusal firmalarda buralarda mağaza açmıştır. Cumhuryet ve maraş caddeleri en gelişmiş caddelerdir bu yöden.

Sosyal Hayat: son zamanlarda cafe sayıları çoğalmaya başlamıştır. Sinemalar mevcuttur. Piknik için göl kenarları idealdir. 

6. HAKKARİ

Yüzölçümü: 7.179 km²

İl Merkezi Nüfusu: 60.946

Toplam İl Nüfusu: 272.165 (2011 yılı)

İl Trafik No: 30

İl Telefon Kodu: 348

Hakkında Bilgi

Hakkari’nin İlçeleri: Çukurca, Şemdinli ve Yüksekova’dır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Hakkari ili doğuda İran, güneyde Irak, batıda Şırnak, kuzeyde de Van illeri ile çevrilidir. Yüzey şekillerinin ana çatısını oluşturan dağlar, batı-doğu doğrultusunda yüksek bir kabartı şeklinde uzanırlar. Güneydoğu Toroslar yayının bu ildeki uzantılarına Hakkari Dağları adı verilir.

İlin en büyük düzlüğü Yüksekova’nın kuzey ve doğusundaki dağların yamaçlarından doğan Nehil Çayı’nın oluşturduğu Yüksekova’dır. Bununla beraber yüksek dağların doruklarında ve doruğa yakın yerlerde çok sayıda göl vardır bunların içinde en önemlisi Gelyana Gölü’dür.

İklimi: Hakkari’de karasal iklim hüküm sürmektedir. Bu nedenle kışları soğuk ve sert geçmektedir. Yazları ise sıcak ve kuraktır.

Tarihçesi: Anadolu Mezopotamya, ve İran üçgeninde yer alan Hakkari konumu ve coğrafi yapısıyla bir çok topluluğun ilgisini çekmiş ve bir çok millete vatan olmuştur. Hakkari, Med, Pers, Selevkos, Abbasi, Selçuklu, Moğol, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanlı hakimiyetini görmüştür.

Ne Yenir: Yöreye özgü yemek çeşidi olarak pirinç, darı veya bulgur karışımı bir nevi katı ayran çorbası olan gulul, bir çeşit işkembe ve bağırsak dolması olan kepaye sayılabilir.

Ne Alınır: Yöre kültürünün adeta simgesi olan kök boya ve yünden imal edilen Hakkari kilimleri, yünden örülen çorap satın alınabilir.

Hakkari’ye nasıl gidilir?

Karayolu: Van-Hakkari arası 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile aşılabilmektedir. Bu güzergâh üzerinden karayolu ile büyük kentlerimize otobüs seferleri vardır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Hakkari’nin havayolu ile ulaşımı Van ilinden sağlanmaktadır. Aynı zamanda Van-Hakkari arasındaki mesafe düzgün asfalt yol ile sağlanmakta 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Hakkari’ye ulaşılmaktadır.

HAKKARİ’YE ATANANLARA TAVSİYELER

Merkez İlçelere göre daha sakindir. Öğretmenler için kalabilecekleri pansiyonlar vardır. İdeal ev bulmak biraz zordur. Ulaşım açısından Yüksekova ilçesi daha iyi durumdadır. Ayrıca ilçede okula yakın ev bulunabilmekte ve marketler yakındır.

 

7. BİTLİS

Yüzölçümü: 7.021 km²

İl Merkezi Nüfusu: 46.301

Toplam İl Nüfusu: 336.624 (2011 yılı)

İl Trafik No: 13

İl Telefon Kodu: 434

Hakkında Bilgi

Bitlis’in İlçeleri: Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan’dır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Bitlis ilinin topraklarının çoğu sarp ve yüksek dağlardan oluşmuştur. Önemli dağlar olan Nemrut ve Süphan’dır.

İklimi: Karasal özellikler gösteren Bitlis iklimi, gerçekte doğunun sert ve karasal iklimiyle Akdeniz iklimi arasında bir geçiş niteliği göstermektedir. İlde kışlar soğuk, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.

Tarihçesi: Bitlis, ismini Mekadonya Kralı Büyük İskender’ in (Alexander), şehirde bulunan kaleyi yaptırttığı komutanlarından “Bedlis’ ten” almaktadır. Geçmişi M.Ö. 2000 yılına kadar uzanan Bitlis’ te Urartu, Asur, Med, Pers, Mekadonya Krallığı, Roma ve Bizans Dönemleri’ ne ait izlere rastlanılmaktadır.

Bitlis Kalesi

Türklerin 11. Yüzyılla birlikte başlayan Anadolu akınları sırasında önemi bir uğrak yeri haline gelen, bu tarihlerde Alpaslan ve ordularını Ahlat’ ta konuk eden Bitlis, Türklerin Anadolu’ ya açılmasında çok önemli bir rol de üstlenmiştir. 1514 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. 1929 yılında Muş iline bağlı ilçe, 1936 yılında ise il olmuştur. 

Abdurrahman Gazi Türbesi

Turizm

* Ahlat Turizm Merkezî

Van Gölü’nün kuzeybatı kesiminde, Tatvan’ın Kıyı Düzü yerleşmesi ile Adilcevaz’ın batısındaki Kıztaşı Mevkii arasındaki yaklaşık 60 km.lik kıyı bandım kapsamaktadır. Nemrut Dağı ve Krater Gölü’nün turizm ve çekim merkezi potansiyeli dikkate alınarak 1. Derece Doğal Sit Alam olan Nemrut Kalderası’nın güneydoğusunda, kış sporlarına yönelik kayak ve kış sporları merkezi olarak belirlenen alan 2002 yılında Ahlat Turizm Merkezi sının içerisine alınmıştır.

İhlasiye Medresesi

* Tatvan Turizm Merkezi

Bitlis ve Van illerinin sınırlan içinde kalmakta olup, Tatvan kentinin doğusundan başlayıp, Gevaş’ın batısında Akdamar Adası arasındaki yaklaşık 90 km.lik kıyı bandını kapsamaktadır.

Turizm Merkezleri karan ile Van Gölü güney ve batı kesimlerinde plajların ve diğer potansiyelin koruma-kullanma dengesi içinde turizme kazandırılması hedeflenmiştir. Böylelikle, bölgedeki tarihi-kültür varlıkların ve Süphan ve Nemrut Dağı gibi doğal güzelliklerin yarattığı turizm potansiyeline dayanarak Van Gölü kıyısında turizm yatırımlarının gerçekleştirilebileceği düşünülmüştür. Ahlat Turizm Merkezinde 123 hektarlık alanda ve Tatvan Turizm Merkezinde 234 hektarlık alanda bölgenin ihtiyaç ve potansiyeli değerlendirilerek, buna uygun turistik tesislerin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

Doğu Anadolu Bölgesine yabancı sermayenin turizm yatırımına amacıyla çekilmesi ilkesine bağlı olarak, turizm kullanımlarına ayrılmış kamu arazilerinden, Ahlat Turizm Merkezi içinde bulunan Tatvan İlçesi, Kıyıdüzü Köyünden başlayarak Tatvan yerleşmesi yakınma kadar uzanan, Milli Savunma Bakanlığına tahsisli 1.542.640 nf büyüklüğündeki 678 nolu parselin; Milli Savunma Bakanlığının kullanımındaki Sorgun Kışlasının dışında kalan kesiminioluşturan Simek Koyundaki arazi Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilmiştir.

* Sapgör Turizm Merkezi

Bitlis kentinin kuzey doğusunda Sapgör Turizm Merkezi, 1993 yılında kış turizmi potansiyeli değerlendirilerek kış sporları turizm merkezi olarak ilan edilmiştir.

Ne Yenir: Bitlis Büryan kebabı yörenin ünlü yemeğidir. Oğlak etinden yapılan bu yemek Haziran-Temmuz-Ağustos ayları arasında yenilebilir. Uykusundan fedakarlık yapabilenler yine bu aylar arasında sabah saat 05:00′ te “avşor” adı verilenyemekten tadabilirler.

Ne Alınır: Bitlis hediyelik eşyalar bakımından da ziyaretçilerine oldukça zengin seçenekler sunar. İlçelerde halen yapılmakta olan kök boyalı rengarenk kilimler, el emeği göz nuru halılar, toprak çanak-çömlekler, Ahlat İlçemizde yapılan her biri sanat eseri olan bastonlar satın alınabilir. Ayrıca Hizan fındığı, Adilcevaz cevizi, Mutki kara kovan balı ve küp peyniri hediyelik gıda ürünlerimiz arasında en önde gelenleridir.

Bitlis’e nasıl gidilir?

Karayolu: Karayolu ile çevre il ve ilçelere ulaşım mümkündür.

Havayolu: Bitlis’ e havayolu ile Van ve Muş illerinden ulaşılabilir.

Feribot Ulaşımı: Van Tatvan arası tarifesiz olarak çalışmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Demiryolu: Avrupa-İstanbul bağlantılı Devlet Demir Yolları, Tatvan ilçesinde Van Gölü ile feribot bağlantılı doğu ülkelerine açılır.

BİTLİS’E ATANANLARA TAVSİYELER

Tatvan ilçesi biraz daha gelişmiş olup “Doğunun İzmiri” olarak adlandırılır. Ahlat göl kenarında olup doğal güzelliği ile meşhur. Ulaşım genel olarak iyi. Bitlis’te okullar biraz engebeli arazide bulunmakta.

8. MUŞ

Yüzölçümü: 8.059 km²

İl Merkezi Nüfusu: 81.918

Toplam İl Nüfusu: 414.706 (2011 yılı)

İl Trafik No: 49

İl Telefon Kodu: 436

Hakkında Bilgi

Muş’un İlçeleri: Bulanık, Hasköy, Korkut, Malazgirt ve Varto’dur.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Muş ili Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van bölümünde yer almaktadır. Fırat Havzası içinde kalan Muş il alanının önemli akarsuları Murat ve Karasu ırmaklarıdır. İlin başlıca gölleri ise Haçlı (Kazan), Büyük Hamurpet (Akdoğan), Küçük Hamurpet ve Kaz (Gaz) gölleridir. Karasal iklimin etki sahası içinde yer alan Muş ilinin bitki örtüsü tiplerini step (bozkır) bitkileri, çayır otları ve meşe ormanları oluşturur.

İklimi: Muş, genel olarak Doğu Anadolu Bölgesinin sert ve karasal iklimin etkisi altındadır.

Tarihçe: Muş tarihinin Urartular’dan öncesi bilinmemektedir. Urartu Krallığının yıkılmasından sonra yöre halkı pek varlık gösterememiştir. Pers kültürünün etkisi görülmektedir. Hıristiyanlığın yayılmasıyla bölgede kökten değişiklikler olmuştur. Türklerin egemenliğiyle Türk–İslâm kültürü yayılmaya başlamıştır. 1071 Malazgirt Savaşıda Muş sınırları içinde gerçekleştirilmiştir.

Yöreye egemen olan bazı Türkmen boylarının izleri de görülmektedir. Varto çevresinde Karakoyunlular ve Akkoyunluların koyun başı biçiminde gömüttaşlarına rastlanmıştır. Osmanlı döneminde Muş, yarı özerk beylerin yönetiminde, aşiretlerin egemen olduğu bir bölgedir.

Cumhuriyet döneminde 1955 yılında demiryolu bağlantısının Muş iline ulaşmasıyla il gelişmeye başlamıştır.

TURİZM

Geleneksel Muş Evleri

Yerleşim düzeni ve sokak dokusu esas itibari ile tipik bir Türk kenti havasını yansıtan Muş’un, konut mimarisinin oluşumunda temel etki, diğer yörelerimizde de olduğu gibi milletimizin örf ve adetlerinden kaynaklanan hayat tarzı ve ihtiyaçlarıdır. Ayrıca gelenekleri, iklimin ve coğrafyanın zorlayıcı gerekleri de bu oluşumdaki diğer etmenlerdir. Bölgedeki diğer illerin yerleşimlerine benzeyen sokak dokusu içinde yer alan evler, genellikle havuş (avlu) gerisinde yükselen iki katlı yapılardan ibarettir.

Antik Kentler

(Kale Şehri) Muş kent merkezine 40 km., Varto ilçesine ise 20 km. uzaklıkta, Kayalıkaya köyündedir. Bir Urartu askeri yerleşim birimi olan kentte, 1965 yılında yapılan kazılarda, tapınak, kale, şarap küpleri bulunan depo ve bir kaya gömütü ortaya çıkarılmıştır.

Urartu Kralı II. Sarduri dönemine (M.Ö.764-735) tarihlenen kale oldukça sağlamdır. M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen tunç aslan heykeli, düğmeler, ok başları, tunç iğneler ve aslan avı tasvirli kemer parçaları bulunmuştur. Ören yerinin güneyindeki mezarlık, kayaya oyulmuş koridor ile bağlantılı altı odadan oluşmuştur. Bu odalarda bulunan çeşitli objeler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Muş merkezinde, Muş-Varto karayolu üzerindedir. Bizans döneminde haberleşme amaçlı kullanılan bu höyüğün Urartu döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Malazgirt ilçesinin Bostankaya köyünde bulunan höyük, bir Urartu yerleşmesidir. Ankara Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yapılan yüzey araştırmaları sonunda, 1. derece SİT alanı olarak koruma altına alınmıştır. Muş merkezine bağlı, Kepenek köyünde bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar sırasında höyükte bulunan Urartulara ait bir yazıt bulunmuştur.

Kaleler

Muş merkezde bulunan kale, şehrin en eski yerleşim birimlerinden birisi olup kesin yapılış tarihi ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kale, Hz.Ömer döneminde Müslümanların eline geçmiş, zaman içinde derebeyleri, Bağdat’taki Abbasi halifelerine tabi olarak kale ve çevrenin idaresi için memur kılınmışlardır. Uzun süren savaşların etkisiyle büyük bir kısmı yıkılmış olan kalenin batı tarafında tahrip olmuş Arap mezarlığı, Selçuklu mezarlığı ve Osmanlı mezarlığı iç içe geçmiş ve dağınık bir halde görülebilir. Muş’un güneyindeki Kızıl Ziyaret Tepesi’nde bulunan kale, Urartular tarafından yapılmış, ancak sonraki devirlerde yapılan çeşitli onarımlarla özgünlüğünü büyük ölçüde yitirmiştir.

Askeri amaçlı yapının çeşitli onarımlar geçirerek Ortaçağ’da kullanıldığı anlaşılmaktadır. Muş’un güneyindeki Kurtik Dağı’nın doğu uzantısında bir tepenin üzerine inşa edilen kalenin, surları ve iki kulesi sağlam durumda olmakla birlikte, diğer kısımları tabii afetlerde yıkılmıştır. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmeyen kalenin, yakınında bulunan Soğucak köyünde, büyük ölçüde tahrip olmuş 2 adet gözetleme kulesi bulunmaktadır. Malazgirt ilçesinin Tıkızlı köyünde bulunan kale, Urartular tarafından inşa edilmiş olup, bir tepe üzerinde büyük taşların bir biri üzerine yığılması ile harçsız olarak yapılmıştır.

Kalıntıların bugünkü durumuna göre, kalenin merkez kısmı yaklaşık 900 m2 lik bir alanı çevrelemektedir. Sur duvarları, kiklopik tarzda örülmüş olan kalede bulunan yazıtlar incelendiğinde, yapılış tarihinin M.Ö. 8. yüzyıl olduğu anlaşılmıştır.

Cami ve Türbeler

Avlusunda yatan Şeyh Muhammed-i Mağribi tarafından yaptırılan Ulu Cami, Alaeddin Bey ve Hacı Şeref camilerinin batısındadır. Mimari özelliklerinden dolayı 14. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen cami, moloz taştan yapılmış, dikdörtgen, planlı ve kitabesizdir.

Ana mekan, ortada kubbe, yanlarda beşik tonoz örtülü olup, kuzeyinde kesme taştan üç kubbeli son cemaat yeri vardır. Yine kesme taştan yapılmış, sade taç kapı sivri kemerli bir niş içindedir. Batı duvarı dışında öbür duvarlarda ikişer pencere vardır. Minaresi, depremden zarar görmüş olup, aslına sadık kalınarak 1968 ve 1972 yıllarında onarım yapılmıştır. Bir Selçuklu yapısı olan Arslanlı Hanın içinde bulunan cami 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Ana mekanı kare planlı olup, ortada büyük yanlarda basık kubbelerle örtülmüştür. Sade mihrabı yuvarlak kemerli ve niş biçimindedir. Camiye sonradan eklenilen minare 1902 yılında, son cemaat yeri ise 1997 yılında inşa edilmiştir. Cami, 18. yüzyıl başlarında şehrin valisi Alaaddin Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortada büyük, yanlarda ise küçük kubbelerle örtülü ana mekan kare planlı olup, dokuz nefe ayrılmıştır. Ana mekana, üç basık kubbeyle örtülü son cemaat yerindeki taç kapıdan geçilerek ulaşılır. Taçkapının yanları, kabartma kandil motifleri, orta nefte yer alan mihrap da, sütunçeler ve bitki motifleriyle süslenmiş caminin minaresi kare kaideli silindir gövdeli olup, iki renkli kesme taştan yapılıdır. Muş Valisi Alaaddin Bey tarafından kurulan medresede, Sultan Abdulaziz tarafından görevlendirilen Rapzade Ahmet Hamdi Efendi dersler vermiştir. İlin önemli bilginleri arasında sayılan İlyas Sami Bey, Molla Mehmet, Hacı Halid Efendi ve Osman Kadri Bey gibi şahsiyetler bu medresede yetişmişlerdir. Mahsut Paşa tarafından yaptırılan medrese, ilin en büyük medresesidir. Bulanık ilçesinin Mollakent köyünde olan medrese, Şeyh İbrahim tarafından 1321 yılında yaptırılmıştır. İldeki önemli Selçuklu eserlerinden biri olan medrese, ahlat taşından yapılmış iki büyük oda ve bir de salondan oluşmaktadır. Alaaddin Bey Hamamı’nın karşısındaki bahçede olan türbe, dikdörtgen planlı iki odadan oluşmakta, yapım şekli Selçuklu Türk mezar mimarisini hatırlatmaktadır. Yöre insanları, ruhi bozukluklar, çeşitli sıkıntılar ve sıtma hastalıklarına karşı şifa için türbeye dua etmeye gelmektedirler. Hacı Şeref Camii’nin avlusunda bulunan türbeden günümüze sadece cami duvarına bitişik iki mezar kalmıştır. Bu mezarlar yakın geçmişte onarılmış olup, caminin doğu duvarına bitişik dış cephede yer almaktadır. Mezarların orijinal yapım malzemesi ve şahideleri kayıp olmuş, ancak sonradan mozaikli beton ile yenilenmiştir. Üzeri demir kafes ile çevrili ve dış cephesi ahlat taşı ile kaplı olan mevcut mezar yapısı, dikdörtgen prizma konumunda, yerden 80-120cm. yüksekliğindedir. Rivayete göre bu zat savaşta başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen kopan başını koltuğunun altına alarak savaşmayı sürdürmüş, daha sonra bugünkü mezarının bulunduğu yere gelerek şehit olmuştur.

Kilise ve Manastırlar

Yaygın Beldesine bağlı Yukarı Yongalı köyünde bulunmaktadır. İlk yapıldığı dönemlerde “Ateş Tapınağı” olarak kullanılan kilise, Sasaniler tarafından 399 yılında Hıristiyanların ibadetine açılmıştır. Bugün halen kalıntıları mevcut olan kilise, yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği yerlerden birisidir. Muş merkeze bağlı Kepenek köyünde bulunan kilisenin, 499 yılında Sasaniler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Kilise, manastır ve alışveriş merkezi olarak kullanılmıştır.

Büyük bir alana yayılmış olan manastırın 360 odası vardır. Odalar, yılın günlerini simgelemektedir. Özellikle kabartmaları ilginçtir. Muş merkeze bağlı Kırköy beldesinde bulunan kilise, 651 yılında yapılmıştır. Günümüzde yıkık bir durumda olmasına rağmen yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen Meryem Ana Kilisesi, Muş kent merkezinde bulunmaktadır. İldeki diğer kiliselere oranla daha iyi durumda olan kilisenin sadece üst tavanı yıkılmış olup ana mekanı ziyaret edilebilir durumdadır.

Hanlar ve Hamamlar

Muş kent merkezinde bulunan ve iki katlı olan Yıldızlı Han, 1307 yılında inşa edilmiştir. Alt katı kesme taştan, üst katı ise Selçuklu mimari yapısına uygun olarak kerpiçten yapılmıştır. İçinde toplam 52 dükkân olan hanın bir bölümü yıkılmış cephesi, onarım görmüştür. Ancak, giriş kapısındaki taş oyma motifler zarar görmemiştir. Muş şehir merkezinde bulunan hamam, Alaaddin Bey tarafından Alaaddin Bey Camii ile aynı tarihte yaptırılmıştır. Günümüzde de kullanılmakta olan hamam Osmanlı son dönem eserlerinden birisidir.

Yapı malzemesi ve mimari özellikleri, Alaaddin Bey Camii ile benzer nitelikte olan eserin iç süslemelerinde bitki motifleri kullanılmıştır. Hamamın ilginç bir özelliği de, büyük locaya girişte, kapının hemen üzerindeki kaplumbağa kabartmasının bulunmasıdır. Muş’un tabii afetlerde yıkılan bir diğer hamamı da Güllü Hamam’dır. Kerpiç yapısı, Horasan harcı ile moloz taşlardan örülen duvarlar ile desteklenen hamamın en büyük özelliği, “Türk üçgeni” denilen ve kubbelere taşıyıcı görevi sağlayan üçgenin kullanılmış olmasıdır.

Göller

Bulanık ilçesinin güneydoğusunda yer alan gölün suları çoğunlukla bulanıktır. Gölde başta sazan olmak üzere çeşitli tatlı su balıkları yaşamaktadır. (Büyük ve Küçük Hamurpet) Varto ilçe merkezinin doğusunda yer alan büyük Akdoğan gölünün yüzölçümü yaklaşık 11 km² ‘dir. Gölde sazan ve alabalık yaşamaktadır. Göl çevresinde ise Kunduz Ördek ve Turna gibi av hayvanları yaşamaktadır. Malazgirt ilçesinin Aktuzla beldesinin, kuzeydoğu kesiminde yer alan bu küçük göl oluşum itibari ile karstik bir göldür.

Kuş Gözlem Alanı

Haçlı Gölü

Bulanık Ovası

Ne Yenir: Muş zengin bir mutfağa sahiptir. Hayvancılığın etkisiyle et, yöre beslenmesinde temel öğe durumundadır. Başlıca mahalli yemekleri; Muş köftesi (hafta direği), domatesli lahana dolması (kırkçikli kelem dolması), hez (hasut) dolması, çorti, keşkek, cavbelek, mırtöge ve hersedir.

Ne Alınır: Muş’ta halıcılık, kilimcilik, keçecilik, hasır örmeciliği, boncuk-dantel oyacılığı ve çorap örmeciliği yaşatılan geleneksel el sanatlarıdır. Bununla birlikte yaşam biçimine uygun olarak yaylalarda kullanılmak üzere kıldan çuval ve çadır dokunmaktadır.

Muş’a nasıl gidilir?

Karayolu: İl merkezine uzaklığı 2 km olan terminale şehir içi dolmuşlarla ulaşmak mümkündür.

Havayolu: İl merkezine uzaklığı 16 km olan Muş Havalimanına ulaşım Muş Ovası Servis aracı ile sağlanmaktadır.

Demiryolu: İl merkezine uzaklığı 3 km olan garın şehir içi dolmuşlarla ulaşmak mümkündür.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Yapmadan Dönme

 Muş Kale Parkı, Esenlik Cami, Ulu Cami, Yıldızlı, Murat Paşa Köprüsü, Çengilli Kilisesi, Arak Manastırını gezip görmeden;

Yöre yemeklerinden Muş köftesi, lahana dolması, çorti aşı ve keskek’i tatmadan;

Özgün el sanatlarından; oya, dantel ve boncuk işlemesi, halı, kilim ve battaniye dokumaları satın almadan… dönmeyin.

MUŞ’A ATANANLARA TAVSİYELER

2015 Yılında en güvenilir il seçilmiştir. Ev bulma adına bir sıkıntı yaşanmamaktadır. Apartlar 750-1000 TL civarı olup hemen hemen çoğu ihtiyacı karşılamaktadır. 2+1 evler 400-900 TL civarındadır. Korkut ve Hasköy İlçeleri merkeze daha yakındır. 

9. ERZURUM

Yüzölçümü: 25.066 km²

İl Merkezi Nüfusu: 382.383

Toplam İl Nüfusu: 780.847  (2011 yılı)

İl Trafik No: 25

İl Telefon Kodu: 442

Hakkında Bilgi

Erzurum’un İlçeleri: Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere’dir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Erzurum ili, Türkiye’nin orta ve batı kesimlerine göre, yükseltinin fazla olduğu illerinden biridir.

Doğu Karadeniz Dağları’nın doğu uzantıları olan Rize Dağları, ili kuzeyden çevreler ve Rize ile sınırını oluşturur. Karadeniz’e paralel düzenli sıralar durumunda uzanan bu dağlar, geçit vermez ve yüksektir. En yüksek noktaları 3937 m. yüksekliğindeki Kaçkar Tepesi ile Verçenik Tepesi’dir. Dumlu Dağı’ndan doğuya doğru uzandığında iki yüksek dağ sırasına ulaşılır. Tortum’a doğru olanı Güvercin Dağıdır; Pasinler Ovası ile Gürcü Boğazı arasını doldurmuş olanı ise Karga Pazarı Dağlarıdır. Erzurum şehrini doğudan çevreleyerek Palandöken Dağlarına ulaşır.

İklimi: Erzurum şiddetli karasal DoğuAnadolu iklimi bölgesinde yer alır. İlin yıllık sıcaklık ortalaması 6.0 derece kadardır.

Tarihçesi: Doğu Anadolu’nun en büyük kenti olan Erzurum’un M.Ö 4900 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Erzurum’u da içine alan bölge tarih boyunca Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Parftlar, Romalılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Bizanslılar, Sasaniler, Moğollar, İlhanlılar ve Safeviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından idare edilmiştir.1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılına kadar bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir.

Milli mücadele, milli birlik ve bağımsızlık hareketinin temelinin atıldığı Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919’da Erzurum’ da toplamıştır.

Ne Yenir: Su böreği, ekşili dolma, kesme çorbası, ayran aşı (yayla çorbası) çiriş, şalgam dolması, yumurta pilavı, kadayıf dolması Erzurum’ un geleneksel mutfağını oluşturur.

Ne Alınır: Erzurum oltu taşı işçiliği ile çok meşhurdur. Oltu taşından yapılan tespihler, ağızlıklar, bilezik, gerdanlıklar, broş, küpe, saç tokası yörenin önemli hediyelik eşyalarıdır.

EN HESAPLI UÇUŞLAR İÇİN TIKLAYINIZ…

Erzurum’a nasıl gidilir?

Karayolu: Otobüs Terminali il merkezindedir.

Havayolu: İlin Ankara bağlantılı yurtiçi ve yurtdışı seferlerinin yapıldığı Erzurum havaalanı, şehre 10 km mesafededir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Erzurum’da;

Palandöken’de kayak yapılmalı,

Çifte minareli Medrese, Yakutiye Medresesi ve müzeleri görülmelidir.

Yolunuz İspir’e düşerse rafting sporu yapılabilir.

Yolunuz Tortum’dan geçerse Tortum Şelalesi’ni ve gölünü mutlaka görün.

Ayrıca, Cağ kebap, su böreği, ayran çorbası, kadayıf dolmasının tadına bakılmalıdır.

ERZURUM’A ATANANLARA TAVSİYELER

Mont, çorap,kazak, bot ve içlikler herzaman hazırınızda olsun, zira yılın birçok ayında lazım olacak. Onun dışında gelişmiş ve ev bulma konusunda rahat bir şehir.

10. ERZİNCAN

Yüzölçümü: 11.619 km²

İl Merkezi Nüfusu: 94.598

Toplam İl Nüfusu: 215.277  (2011 yılı)

İl Trafik No: 24

İl Telefon Kodu: 446

Hakkında Bilgi

Erzincan’ın İlçeleri: Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü’dür.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Erzincan ili genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır. Dağ sıraları arasındaki çukurlarda yer alan ovalar ve düzlükler boğazlarla birbirine bağlanmış durumdadır. Ovalar ile dağ sıraları arasına akarsularca yarılmış, dalgalı platolar yerleşmiş tir.

Erzincan’da ve Tercan çevresinin genel bitki örtüsü steptir. Yüksek dağların üzerinde çalılıklara ve meşeliklere rastlanır. Erzincan’ın batısında yer alan ve özellikle Refahiye’den başlayıp Kemah, Kemaliye çevresine kadar çam korulukları, meşelikler ve çalılıklara geniş ölçüde rastlanmaktadır. İlin en büyük akarsuyu Karasu Irmağı’dır.

İl Merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1.151 metre olup, arazi yapısı dağlık ve engebelidir.

İklimi: Erzincan karasal iklim özelliğine sahiptir. Erzincan çevre illere göre daha uzun ve sıcak yaz mevsimi yaşamaktadır.

Tarihçesi: Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Erzincan, yüzyıllar boyu canlı bir tarihi ve kültürel yaşam sürmüştür. Tunç Çağı’ndan beri bir yerleşim olduğu tespit edilen Erzincan, Urartu, Med, Pers, Helen, Roma ve Bizans egemenliğinde kalmıştır. 1071’den sonra Türklerin eline geçerek Mengücek, Selçuklu ve Eretna dönemlerini yaşamıştır. 1473 yılındaki Oltukbeli Savaşı ile Osmanlı hakimiyetine girdi. I. Dünya Savaşı’nda işgale uğrayan Erzincan 13 Şubat 1918’de Türk Ordusu tarafından kurtarıldı.

Ne Yenir: Yöre mutfağı yemek türleri bakımından zengindir. Bunların çoğunluğunu hamur işleri oluşturur. Eşgili, kesme çorba (un çorbası) yaprak sarma başlıca yemek türleridir. Ayrıca su böreği ve özellikle kete ve tatlılar çokça tüketilen hamur işleridir.

Ne Alınır: El bakırcılığı (semaver, tepsi, biblo, duvar tabağı, şekerlik, vazo gibi anı ve süs eşyası), halı dokumacılığı Erzincan’ dan alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.

Erzincan tava leblebisi ile Erzincan Tulum Peynirinin Erzincan’ da yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilir.

Erzincan’ a nasıl gidilir?

Karayolu: Terminale şehir içi dolmuş ve otobüs hattıyla ulaşmak mümkündür.

 

Havayolu: Erzincan Havaalanın il Merkezine Uzaklığı 7 km.dir. Havalimanına ulaşım şehir içi taksileriyle yapılmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Demiryolu: Tren garına şehir içi dolmuş ve otobüs hattıyla ulaşmak mümkündür. Erzincan-Divriği arasında günlük tren seferleri bulunmaktadır. Ayrıca Doğu Ekspresi her gün çalışmaktadır.

ERZİNCAN’A ATANANLARA TAVSİYELER

Ev kiraları konusunda oldukça hesaplı bir şehir. Ayrıca komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri oldukça iyidir. Şehir güzelliği oldukça iyi durumdadır. Özellikle şehirleşme planlaması gerçekten takdire şayandır. Aileye uygun kafe ve restaurantların sayısı fazlacadır. Ulaşım kolaydır. Havası Erzurum’a benzer şekilde serttir. Şark görevi için ideal bir şehir olup, oldukça güvenlidir. 

 

11. TUNCELİ

Yüzölçümü: 7.432 km²

İl Merkezi Nüfusu: 32.815

Toplam İl Nüfusu: 85.062  (2011 yılı)

İl Trafik No: 62

İl Telefon Kodu: 428

Hakkında Bilgi

Tunceli’nin İlçeleri: Çemişgezek, Hozat, Mazgirt, Nazımiye, Ovacık, Pertek ve Pülümür’dür.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Tümüyle Fırat Havzası içerisinde kalan İl, doğal sınırlarla kuşatılmış yüksek bir bölgedir. Doğu Toros Dağlarının uzantıları doğu-batı yönünde uzanarak ilin kuzeybatısını, kuzeyini ve kuzeydoğusunu hemen hemen bütünüyle kaplar.

Bu dağlar aşılması güç sıralar oluşturduğu için Tunceli, Türkiye’nin doğu ucunda Iğdır Ovasından başlayıp Erzincan Ovasına kadar uzanan verimli çöküntü alanıyla bütünleşememiştir. Bu dağlar, yer yer hem yüzey sularıyla aşınarak hem de akarsular tarafından derince oyularak yüksek platolara dönüşmüştür. Vadiler çok dar ve dik olup vadi tabanlarında ovalar oluşmamıştır.

Güneyden kuzeye ve batıdan doğuya yükselen il topraklarının % 70’ini dağlar, % 25’ini platolar, % 5’ini ovalar ve düzlükler oluşturmaktadır.

İklimi: Tunceli İlinin genel iklimi, yazları sıcak ve kurak, kışları yağışlı ve soğuktur. Yağışlar genellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında yağmur, kış aylarında kar şeklinde olmaktadır.

Tarihçesi: Tunceli’nin, Çemişgezek ilçesinin güneyinde yer alan Keban Baraj Gölü altında kalan Pulur (Sakyol) Höyüğünde 1968-1970 yılları arasında yapılan kazılarda elde edilen bulgular, yöreye Kalkolitik Çağda (İ.Ö. 5500-3500) yerleşildiğini göstermektedir. Pulur’da bulunan Höyükte yapılan kazılarda kale görünümünde evlere, ocaklara, dibeklere, çeşitli öğütme araçlarına, çeşitli hayvan resimlerine, tunçtan yapılmış iğne ve kazma gibi çeşitli madeni eşyalara rastlanmıştır.

Ne Yenir: Oldukça zengin yemek kültürüne sahip olan Tunceli’nin yöresel yemekleri arasında Zerefet (Babiko), Sirekurt, Sirepati, Keşkek, Kavut, Patila unlu yemeklerine örnek verilebilir. Yöreye özgü bitki ve sebze yemeklerinden, Gulik Yemeği, Mantar Yemeği, Döğme Çorbası, Döğme Pilavı, Gulik Çorbası, Guriz Yemeği ile kurutulmuş sebze yemekleri sayılabilir. Geleneksel yöresel tatlılar arasında Helva, Dut Tatlısı, Aşure, Pancar tatlısı, Kabak Tatlısı, Heside (sulandırılmış Dut pekmezi, un ve tereyağı) ile baklava yer almaktadır.

Ne Alınır: Birbirinden maharetli genç kızlar tarafından dokunan ve üzerinde yöreye özgü desenlerin işlendiği yer yaygısı türü olan “Cicim” ve çanta olarak kullanılabilecek “Heybe” hediyelik eşya olarak dükkanlarda satılmaktadır. Pülümür dağlarında yetişen birbirinden enfes kokulara sahip çok sayıda değişik çiçeklerden arıların toplamış olduğu özlerle yaptıkları katkısız doğal “Pülümür Balı” tüketim ve hediye amaçlı olarak alınabilir.

Munzur Milli Parkı Vadisinde bulunan dağlarda tamamen doğal ortamında kendi başına yetişen çeşitli dertlere derman tek dişli “Ovacık Sarımsağı” Ovacık ilçesi ile il merkezindeki dükkanlarda satışa sunulmaktadır.

Tunceli’nin yüksek dağlarındaki otlaklarda yetişen değişik otlarla beslenen hayvanların sütünden yapılan Türkiye’ de meşhur dağ kokulu “Şavak Peyniri” Türkiye’nin her tarafından alıcı bulmaktadır.

Tunceli’ ye nasıl gidilir?

Karayolu: Tunceli, güneyden Elazığ, kuzeyden Erzincan ve Erzurum illerine bağlayan devlet karayolu üzerindedir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Tunceli’ ye en yakın havaalanı, kent merkezine yaklaşık olarak 120 km. uzaklıkta yer alan ve iç hatlara hizmet veren Elazığ Havaalanıdır.

TUNCELİ’YE ATANANLARA TAVSİYELER

Tunceli ili doğası bakımından çok güzel bir il oldukça yeşil ve sulak bir coğrafyası var.  Yazları ise sıcak geçer.

Tunceli de ev kiraları batıdan kesinlikle aşağı kalır değil ve hatta birçok batı şehrinden daha pahalı.Tavsiyem Atatürk mahallesinden yanadır. Binaları güzel ve evleri geniştir, kış aylarında kazan parası denilen yakacak parası alınmakta. 700-1200 tl aralığında kirada oturanlar var.

Bir hastane ve birde diş hastanesi var birçok branşın doktoru var. Olmayan branşlarda da genelde Elazığ a sevk ediliyor. Okul problemi yok sayılır iyi okullar var.

Evli ve çocuklu iseniz Merkezi öneririm. Bekar iseniz Mazgirt, Pertek, Çemişgezek i öneririm.

DİĞER ÜRÜNLERİ DE İNCELEMEK İÇİN RESME TIKLAYINIZ…

12. BİNGÖL

Yüzölçümü: 8.253 km²

İl Merkezi Nüfusu: 95.669

Toplam İl Nüfusu: 262.263  (2011 yılı)

İl Trafik No: 12

İl Telefon Kodu: 426

Hakkında Bilgi

Bingöl’ün İlçeleri: Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Solhan, Yayladere ve Yedisu’ dur.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili Muş, Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ ve Diyarbakır illeri ile çevrilidir.

Bingöl doğuda Muş (114 Km.) kuzeyde Erzincan (275 Km.) ve Erzurum (180 Km.) batıda Tunceli (145 Km.) ve Elazığ (146 Km.) güneyde ise Diyarbakır (144 Km.) ili ile komşudur.

İl Merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1.151 metre olup, arazi yapısı dağlık ve engebelidir.

Turizm: Bingöl, adını yörede bulunan bir çok gölden dolayı bu ismi aldığı kabul edilir. Bingöl’de gezebileceğiniz yerler arasında bulunan Çır Şelalesi merkeze bağlı Uzundere Köyü’nde ve Ilıca Bucağına 8 km uzaklıktadır. 50 metre yükseklikten dere yatağına düşen su güzel bir görüntü oluşturmaktadır. Ayrıca şelalenin bulunduğu kayalıklarda birçok yırtıcı kuş yaşamaktadır.

Yöre halkı tarafından keşfedilen Yüzen Ada Bingöl’de görülecek yerler arasındadır.Solhan ilçesinde bulunan bu gölün ortasındaki ada göl üzerinde hareket etmektedir. Oldukça ufak bir göl olmasına rağmen derinliği 50 metreye kadar ulaşmaktadır.

Bingöl tarih boyunca yayla ve otlaklarını kullanan kavimler nedeniyle fazla bir tarihi eserleri bulunmamaktadır. Bingöl’ün turizm kaynağı daha çok görsel yaylaları ve doğal zenginliğinden oluşmaktadır.

Moğol, Akkoyunlu ve Karakoyunlu hakimiyeti altında hüküm süren beylerin mezarlarının bulunduğu Ahlat Mezarlığı da Bingölde bulunmaktadır. Ahlat Mezarlığı Türkiye’nin en etkileyici islam mezarlığı olarak kabul edilir.

Bingöl’de ayrıca şehir merkezine 25 km. uzaklıkta kış sporlarının yapıldığı Kayak Merkezi bulunmaktadır. Sezon Aralık ayında başlayıp Mart ayına kadar devam etmektedir. Kayak merkezinde 50 yatak kapasiteli bir kayak evi bulunmaktadır.

İklimi: İl genelinde yazların sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçtiği karasal iklim şartları hüküm sürmektedir.

Tarihçesi: Bingöl ve çevresi Urartu, Asur, Pers, Roma, Arap, Selçuklu, Saltuk, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. 1936 yılında “Çapakçur” adı ile il olmuş ve adı “Bingöl” olarak değiştirilmiştir.

Ne Yenir: Yörede üretilen dut pekmezi ve Bingöl balı tadılmalıdır. Atapark ve Soğuk Çeşme mevkiinde yöresel yemekler yenebilir.

Ne Alınır: Yörede üretilen dut pekmezi ve Bingöl balı alınabilir.

Bingöl’ e nasıl gidilir?

Karayolu: Türkiye’nin her yerinden karayolu ulaşımı mümkün olup, otogar kent merkezindedir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Havayolu: Kente en yakın havaalanı Muş ilinde (118 km) bulunmakta olup, cumartesi ve pazar hariç Ankara’dan direkt uçak seferleri bulunmaktadır.

Demiryolu: Genç ilçesinde bulunan istasyon vasıtasıyla doğuda Tatvan’a, batıda ise Elazığ bağlantılı olarak İstanbul’ a kadar demiryolu ulaşımı mümkündür.

BİNGÖL’E ATANANLARA TAVSİYELER

BİNGÖL merkez ,Solhan ilçesi güzel .Kiralar 500-750 TL , doğalgaz yeni döşeniyor,iklim güzel, Düzağaç bölgesinde kiralık daire tutulması tavsiye edilir. İnsanları iyi, her köşede bim, şok, a101 mevcuttur. Havaalanı, özel okulu mevcut.

13. ELAZIĞ

Yüzölçümü: 8.455 km²

İl Merkezi Nüfusu: 410.625

Toplam İl Nüfusu: 558.556  (2011 yılı)

İl Trafik No: 23

İl Telefon Kodu: 424

Hakkında Bilgi

Elazığ’ın İlçeleri: Ağın, Akçakaya, Arıcak, Baskil, Karakoçan, Keban, Kovancılar, Maden, Palu ve Sivrice’dir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Elazığ, Fırat Havzası’nın “Yukarı Fırat Bölümü”nde yer alan bir Doğu Anadolu kentidir. İl genellikle dağlar ve ovalarla kaplıdır. İl toprakları, doğu ve güneyden, Güneydoğu Torosların batı uzantılarıyla, kuzey ve batıdan ise Keban ve Karakaya baraj gölleriyle çevrili bulunmaktadır.

İklimi: Doğu Anadolu Bölgesinin güneybatısında yer alan Elazığ İlinde bölgenin diğer bölümlerinden oldukça farklı ve karakteristik bir iklim dikkati çekmektedir. İlin gerek coğrafi konumu, gerekse morfolojik özellikleri bu elverişli durumun ortaya çıkmasında en büyük etken olmuştur. İlde karasal iklim egemen olup, kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçmektedir. Ancak il çevresinde oluşturulan baraj gölleri, iklimde kısmen sapmalar göstermektedir.

Tarihçesi: Elazığ, Doğu Anadolu’ da tarihi Harput Kalesi’ninbulunduğu tepenin eteğinde kurulmuş bir şehirdir. Mevcut tarihi kaynaklara göre Harput’ un en eski sakinleri M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Doğu Anadolu’ ya yerleşen Hurrilerdir. Harput ve çevresi, 26 Ağustos 1071 Malazgirt muharebesinden sonra 1085 yılında Türklerin eline geçmiştir. 1085 yılında Çubuk Bey tarafından fethedilen Harput’ta Çubukoğulları Beyliği kurulmuştur. Türkler tarafından alınmasına kadar sadece müstahkem bir kale hüviyetinde kalan Harput, Türklerle beraber büyüyen bir şehir haline gelmiştir.

Çubukoğulları Beyliği’nin ömrü uzun sürmemiş, 1110 yılında Artuklu Belek Behram Harput ve yöresini ele geçirerek Artukoğulları dönemini başlatmıştır. Belek Gazi, Haçlı seferlerine karşı büyük mücadeleler vermiştir. Artuklu hanedanına, 1234 yılında I. Alaaddin Keykubad tarafından son verilmiş, Harput bu tarihten itibaren Türkiye Selçuklu Devleti’nin hakimiyeti altına girmiştir.

Kösedağ Savaşı’ndan sonra Harput, 1243’te İlhanlılar tarafından zaptedilmiş, 1363’te Dulkadiroğullarının, 1465’te Akkoyunluların ve nihayet Çaldıran Savaşı’ndan sonra 1516 yılında Osmanlıların eline geçmiştir

Ne Yenir: Elazığ-Harput mutfağı yörenin özelliklerine bağlı olarak çok büyük çeşitlilik ve zenginlik gösterir. İlin kendine has ve kendi ismiyle anılan pek çok yemeği vardır. Bu yemekler ülkemizin bir çok yöresinde Elazığ yemeği olarak yapılmaktadır. Kellecoş, işgene, Harput köfte, taş ekmeği, peynir ekmek, fodula, gömme, ufalama, söğürtme, ışkın, pirpirim, hesüde, gaygana, pestilli yumurta, dolangel, kalbur hurması, dilber dudağı, Elazığ’a has yemek ve tatlılardan bir kaçını örnek olarak verebiliriz.

Elazığ’ a nasıl gidilir?

Karayolu: İlde karayolu ile ulaşım, hemen hemen tüm bölgelere (bu bölgelerdeki bazı illere) özel otobüs işletmeleri tarafından sağlanmaktadır.

Havayolu: Elazığ’dan, haftanın her günü, Türk Hava Yolları’nın uçakları ile Ankara’ya ve Ankara bağlantılı İstanbul, İzmir ve Antalya’ ya tarifeli uçak seferleri, haftada bir gün ise direkt Elazığ – İstanbul seferi yapılmaktadır.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Keban Baraj gölü üzerinde, Elazığ-Pertek, Elazığ-Çemişgezek, Elazığ-Ağın arasında ulaşım feribotla sağlanmaktadır. Bu feribotlar belirtilen ilçe belediyeleri tarafından işletilmektedir.

Demiryolu: Elazığ İl merkezi Malatya’dan gelerek Maden ve Ergani ilçesi üzerinden Diyarbakır’a giden demiryoluna 1934 yılında açılan Yolçatı – Elazığ hattıyla bağlanmış, bu hat Elazığ İlinden geçerek Tatvan’a ulaşmaktadır. Bununla birlikte Elazığ’dan İstanbul’a ve Adana’ya demiryolu ile yolcu ve yük taşımacılığı yapılmaktadır.

ELAZIĞ’A ATANANLARA TAVSİYELER

Genel olarak hesaplı bir şehir olup ilçeleri de dahil ev bulmakta zorlanmazsınız. 

14. MALATYA

Yüzölçümü: 11.776 km²

İl Merkezi Nüfusu: 419.959

Toplam İl Nüfusu: 757.930  (2011 yılı)

İl Trafik No: 44

İl Telefon Kodu: 422

Hakkında Bilgi

Malatya’nın İlçeleri: Akçadağ, Arapkir, Arguvan, Battalgazi, Darende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pötürge, Yazıhan ve Yeşilyurt’tur.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Coğrafyası: Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Havzasında yer alan Malatya İç Anadolu, Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine doğal geçişi sağlayan yol güzergahındadır. Malatya genel olarak yüksek plato ve dağlardan oluşan bir arazi yapısına sahiptir.

İlin güney bölümü meşe ağaçlarından oluşan korular ve baltalıklarla, kuzeyi ise bozuk nitelikli yapraklı ormanlarla kaplıdır. Nehir ve çay kenarlarında kavaklık ve söğütlükler bulunur. İl merkezi ve ilçelere bağlı köylerde, kayısı başta olmak üzere geniş meyvelikler yer alır.

İklimi: İklimi karasaldır; yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve çoğu kez kar yağışlıdır. Ancak son yıllarda yapılan Karakaya ve diğer baraj göllerinin etkisiyle, iklim yumuşayarak zaman zaman Akdeniz iklimi özelliklerini göstermektedir. En çok yağış, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir.

Tarihçesi: Yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar sonucunda, tarihi geçmişi Paleolitik Çağa kadar uzanan Malatya ilinde, M.Ö. 7000 yıllarında iskanın başladığı anlaşılmıştır. Yöre, daha sonra Hitit, Asur, Urartu, Pers, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini yaşamıştır.

Ne Yenir: Lezzetli bir mutfağa sahip olan Malatya mutfağında etin ve bulgurun önemli bir yeri vardır. Çoğunlukla bulgur ve diğer malzemelerin karışımıyla yapılan 70 tür ‘köfte’ bulunmaktadır. Bulgur, fasulye yaprağı, kiraz, ayva, üzüm ve dut yaprağı ile yapılan sarmalarda da kullanılır.

Ayrıca kebaplardan, tatlılara kadar birçok yerde kullanılan kayısı ve ürünlerinin, damak lezzetinde önemli bir yeri vardır. Yerel mutfağın gözde yemeklerinden kağıt kebabı ve içli köftenin ise tadına doyum olmaz. Tanımlamanın yetersiz kalacağına inandığımız birbirinden lezzetli ve çeşitli kayısı tatlılarını ise Malatya’yı ziyaretinizde mutlaka tatmalısınız.

Ne Alınır: Sofra bezi, perde, yazma gibi ahşap kalıplarla ve baskı tekniği ile süslenmiş dokumalar; halılar, canlı ve renkli olan kilimler, cicim; dövme, çekme germe gibi yöntemlerle yapılan bakır mutfak eşyaları; ahşaptan yapılan ve “güm güm” denen yayıklar çıkrıklar, kaşıklar Malatya’dan alınabilecek özgün hediyelik eşyalardır.

Kuru kayısının yanında, kayısının çeşitli türlerinden yapılmış dondurulmuş kayısı, kayısı konservesi, jöle, reçel, marmelat ve kreması, yeşil kayısı turşusu ve pestilinin de yapılacak alışverişlerde alınması tavsiye edilir.

Malatya kent merkezindeki Kapalı Çarşı, Bakırcılar Çarşısı, Kuru Kayısı Pazarı, Atatürk ve İnönü Caddeleri ile Milli Egemenlik Caddesi alışveriş merkezleridir.

Malatya’ ya nasıl gidilir?

Karayolu: Otobüs Terminali, İl merkezine 5 km. uzaklıktadır. Terminale minibüs, belediye otobüsü ve taksiyle ulaşılabilir.

Havayolu: Sivil havaalanı olmadığı için kent merkezine 30 km. mesafedeki Erhaç askeri havaalanı kullanılmaktadır. Havaalanına taksi ve THY servisi ile ulaşılabilir.

OTOBÜS BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

UÇAK BİLETLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

KONAKLAMA YERLERİNİ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Demiryolu: Tren İstasyonu, Kent merkezine 3 km uzaklıktadır. Taksi, minibüs ve belediye otobüsüyle ulaşılabilir. Malatya-Ankara (Mavi Tren ve Express tren seferi her gün) ve Malatya-Elazığ-Van demiryolu bağlantıları mevcuttur.

MALATYA’YA ATANANLARA TAVSİYELER

Ulaşım şehrin genel olarak tüm yerlerinde var olup, kolaylıkla git-gel yapılabilmekte. Evlerin çoğu doğal gazlı olup kiralar hesaplıdır. Sosyallik anlamında  kafe,mesire alanı, avm ve daha birçok imkanı vardır. Hatta film festivali ve kitap fuarı bile düzenlenmekte olup oldukça aktif bir şehirdir. Sağlık bakımından Turgut Özal Merkezine yurtdışı da dahil birçok yerden hasta gelmekte olup oldukça kaliteli bir tesistir. İlçeleri de dahil çoğu yer öğretmenlere çok saygı duyulmaktadır. Hekimhan ilçesinde eğitime halk da dahil çok önem verilir.

EN HESAPLI UÇUŞLAR İÇİN TIKLAYINIZ…

 

TURİSTLERİN TÜRKİYE’DE EN ÇOK GİTTİKLERİ YERLER

1.Pamukkale/Denizli

2.Kaçkar Dağları

3.Bozcaada /Çanakkale

4.Tuzgölü/Ankara Şereflikoçhisar

5.Selimiye Camii /Edirne

6.Bozcaada /Çanakkale

7.Yerebatan Sarnıcı /İstanbul

8.Aspendos/Antalya

9.Efes Antik Kenti/Selçuk İzmir

10.Assos Behramkale/Çanakkale

11.Taşköprü/Silifke

12.Ayetekla

13.Cennet Çöküğü

14.Cambazlı Klisesi

15.Tevekkül Ve Sultan Türbesi

16.Alaaddin Camii

17.Jüpiter Tapınağı

18.Göksu Deltası

19.Frederik Barbarossa Anıtı

20.Kipsirs Şehitliği

21.Kültür Evi

22.Tekir Ambarı

23.Uzun Çaburç(Diocaeserea)

24.Demirci Anıt Mezarı

25.Atatürkün Evi

26.Işık Kale

27.Kara Kabaklı

28.Tokmar Kalesi

29.Adam Kayaları

30.Silifke Kalesi

31.Galata Kulesi /İstanbul

32.Süleymaniye Camii/İstanbul

33.Meriç Köprüsü /Edirne

34.Kızkalesi/Mersin

35.Korikos Kalesi/Mersin

36.Ayaş/Mersin

37.Kanlı Divane/Mersin

38.Roma Yoku/Mersin

39.Dört Anıtlı Anıtmezar/Mersin

40.Kilise Burnu/Mersin

41.Çukurpınar Mağarası/Mersin

42.Alaköprü/Mersin

43.Mamure Kalesi/Mersin

44.Alahan Manastırı/Mersin

45.Cehennem Çukuru/Mersin

46.Cennet Obruğu/Mersin

47.Antik Basamaklar/Mersin

48.Astım Mağarası/Mersin

49.İzmir Saat Kulesi/İzmir

50.Nemrut Dağı/Adıyaman

51.Girlevik Şelalesi/Erzincan

52.Sümela Manastırı/Trabzon

53.Yedigöller Milli Parkı/Bolu

54.Göreme/Nevşehir

55.Dolmenler/Edirne

56.Ainos Antik Kenti/Edirne

57.Bergama-Pergemon Antik Kenti/İzmir

58.Midyat/Mardin

59.Bodrum Kalesi/Bodrum-Muğla

60.Abant-BOLU

61.Ayancık Şelelesi/Sinop

62.Alanya Kalesi/Antalya

63.Damlataş Mağarası/Alanya

64.Düden Şelalesi /Antalya

65.Kurşunlu Şelalesi/Antalya

66.Alanya Kalesi/Alanya

67.Manavgat Yaylalar/Anyalya

68.Avanos/Nevşehir

69.Göreme/Nevşehir

70.Uçhisar/Nevşehir

71.Ortahisar/Nevşehir

72.Ürgüp/Nevşehir

73.Soğanlı Vadisi/Nevşehir

74.Ihlara Vadisi/Nevşehir

75.Gülşehir/Nevşehir

76.Samsat Höyük/Adıyaman

77.Besni Kalesi /Adıyaman

78.Pirin Kaya Mezarları/Adıyaman

79.Gerger Kalesi/Adıyaman

80.Cendere Köprüsü/Adıyaman

81.Dupnisa Mağarası/Kırklareli

82.Dolmenler/Kırklareli

83.Aşağıpınar Höyüğü/Kırklareli

84.Kanlıgeçit Höyüğü/Kırklareli

85.Vize Kalesi/Kırklareli

86.Kıyıköy Kalesi/Kırklareli

87.Aya Nikola Manastırı/Kırklareli

88.Tekirdağ Müzesi

89.Rokaczi Müzesi/Tekirdağ

90.Namık Kemal Evi/Tekirdağ

91.Gökçeada/Çanakkale

92.Gelibolu Yarımadası Milli Parkı/Çanakkale

93.Laodikeia/Çanakkale

94.Rumeli Hisarı /İstanbul

95.Yeşil Türbe/Bursa

96.Yeşil Cami/Bursa

97.Uşak Kanyonu

98.Melen Çayı

100.Giresun Kalesi

101.Trebolu Kalesi

102.Enez

103.Bozburun

104.Manyas

105.Kadifekale /İzmir

106.Agora /İzmir

107.Mevlana Müzesi/Konya

108.Uludağ//Bursa

 

TÜRKİYE’DE GÖRÜLECEK YERLER

1. Nemrut Dağı

Nemrut Dağı Milli Parkı, Adıyaman ili; Kahta ilçesinde bulunan ve içinde Kommagene Krallığı‘nın bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri. Adıyaman il merkezinde Kahta’ya bağlantı sağlayan karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Milli Park Adıyaman il sınırları içerisindedir. Adıyaman hava alanından ulaşım oldukça rahat ve kolaydır. Adıyaman ve Kahta ilçesinden Nemrut dağına ve diğer tarihi yerlere servisler vardır.

 

2. İshak Paşa Sarayı

Ağrıda Gezip Görebileceğiniz En güzel yer İshak Paşa sarayıdır diyebiliriz. Doğubeyazıt İlçesi’nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür.

 

3. Tuz Gölü

Ankara’nın güneydoğusundaki Şereflikoçhisar’a yaklaşırken, batıya doğru parlayan ışık size Tuz Gölü’nün yaklaştığını bildirir. Tuz kristallerinin şiddetli beyazlığı ve parıltısı aldatıcı bir biçimde kar ve buz görüntüsünde. Tuz Gölü, Melendiz ırmağı, pek çok küçük akıntı ve yeraltı tuzlu su kaynaklarıyla besleniyor.

4. Manavgat Şelalesi

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Manavgat Nehri üzerinde bulunan ünlü bir şelaledir. Antalya’ya 72 km mesafededir.

 

5. Dilek Yarımadası

Dilek Yarımadası Milli parkı Güzelçamlı sınırları içinde ve Kuşadası’na 28 km. uzaklıktadır. Küçük menderes ile Büyük Menderes arasinda kalan Dilek yarim adasi, beş yüz milyon yıllık menderes kütlesinin bir parçasıdır.

 

6. Hisaralan Kaplıcası

Sındırgı ilçesinde bulunan Hisaralan termal suları, Hisaralan Köyü içerisinde yer alır. Hisaralan hem doğal güzelliğiyle aklınızı başınızdan alacak hem de termal sularında ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirecek.

 

7. Kral Kızı Kalesi

Genç ilçesinde yer alan kale Diyarbakır çayı ile Konsper Çayı’nın buluştuğu yerde bir tepeye yapılmıştır. Keynekler denen bu yer yıkıntı durumdadır. Söylentilere göre Pers Kralı Dano kaleyi kızı için yaptırmıştır.

 

8. Yüzen Ada

Yüzen ada: Karaya Bağlantısı Olmayan, Su Yüzeyinde Serbest Halde Bulunan Adalardır. Türkiye’de Günümüzde Bilinen 22 Adet Yüzen ada Bulunmaktadır. Bingöl Ilinin Solhan Ilçesi Hazarşah Köyü Aksakal Göl Mezrasında Hareket Eden Üç Ada Vardır.

 

9. Gölcük Gölü

Gölcük gölü: Etrafı çam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. Doğanın olağan üstü güzelliğiyle kaplı olan gölün hemen kenarında Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi olan şirin bir ev bulunmaktadır. Gölün etrafında bu tesisten başka kır gazinosu adıyla bir restaurant ve kafeterya vardır.

 

10. Yedigöller

Yedigöller: Milli Park içinde yürüyüş yolları, şelaleler, dilek çeşmesi, Gülen Kayalar, Pisagor Ağacı, Anıt Ağaç, manzara seyir terası gezilip görülebilir. Yılın belirli zamanlarında sportif olta balıkçılığı yapılabilir. Doğa güzelliği bakımından kampçılık için çok uygun olan park içinde özel sektörce işletilen 40 yatak kapasiteli bungalov evler ve çeşitli konaklama üniteleri ile kamp ve piknik alanları bulunmaktadır.

11. Oylat Vadisi

Oylat Vadisi: Yeşil doğası, benzersiz havası ve akar suyuyla huzurun ana vatanıdır adeta. Oylat Vadisi, uzun bir keşif noktasıdır aynı zamanda. Her köşesinden bir güzelliğiyle göz kırpar misafirlerine. Bitki örtüsünü gürgen, çam, çınar, meşe ve ıhlamur ağaçları oluşturur. İçerisindeki şelalesi ve mağarası sizleri fantastik bir dünyaya sürükler.

 

12. Troia

Troia: Günümüzde Bu ismi Truva olarak da adlandırdığımız doğrudur. Brad pitt oynadığı film gözünüzde canlandı öyle değil mi ? İhanetin kapalı kutusu olarak yorumladığım bu at şeklindeki yapı, oldukça ilgi görmekte.

 

13. Gelibolu Yarımadası

Gelibolu Yarımadası: İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın Asya ile Avrupa kıtaları arasında iki yönlü köprü görevi görmesi tarih boyunca Çanakkale ve İstanbul birçok devletin yakın ilgisini çekmiştir.

 

14. Alpsarı Göleti

Alpsarı Göleti: İlçe Merkezine 10, İl Merkezine 22 km mesafede bulunan Alpsarı Göleti yaklaşık 227.000 m2 lik alanıyla çevrenin en büyük göleti konumundadır. Alanın topoğrafik yapısı ve bu yapıyla bütünleşen bitki örtüsü’nün güzelliği nedeniyle ilgi duyulan önemli bir mesire yeridir.

 

15. Tuz Mağarası

Tuz Mağarası: Tuz elde etmek amacıyla açılan oyukların oluşturduğu mağarayı gezen ziyaretçiler kendilerini modern karayolu tünelinde zannetmektedirler. Yaklaşık 100 hektar’lık alana sahip mağara birçok galeriden meydana gelmiştir.

 

16. Ortaköy İncesu Kanyonu

Ortaköy İncesu Kanyonu: Bir doğa harikası olan İncesu Kanyonu görülmeye değer güzellikte. Çorum, Ortaköy İlçesi İncesu Köyü’nde bulunan İncesu Kanyonu 12,5 km uzunluğunda. Tek giriş ve çıkışı bulunan İncesu Kanyonun her iki yamacı sarp kayalık. Kanyon, mevsimine göre rafting ve trekking sporları için uygun özelliklere sahiptir.

 

17. Hitit Yolu

Hitit Yolu: Anadolu, tarihten bugüne birçok uygarlığın yaşam alanı olması sebebiyle arkeolojik kazılarda fazlasıyla kalıntılar çıkarılan önemli bir yerdir.

 

18. Pamukkale

Pamukkale: Türkiye‘deki Denizli ilinde doğal bir mevkidir. Kent kaplıcaları ve akan sulardan kalan karbonat mineralleri teraslarını, travertenleri kapsamaktadır.

 

19. Kaklık Mağarası

Kaklık Mağarası: Mağaralar insanların ilk doğal barınaklarına oluştururlar. Bu nedenle uzun yıllardan beri araştırmacıların dikkatlerini Üzerlerine çekmiş ve ayrıntılı araştırmalara konu olmuştur. Ancak bu özelliklerinin yanında mağaralar içlerinde sakladıkları gizli güzelliklerin keşif ve seyrinin insanlara verdiği mutluluk, mağaracılığın son yıllarda bir bilim dalı olarak karşımıza çıkarmaktadır.

 

20. Saklı Göl

Saklı Göl: Denizli’nin kuytu bir köşesinde adı gibi “saklı” cennetten bir köşe. Denizli’de yaşayan herkes için mükemmel bir pazar alternatifi. çünkü kısmen uzak olması sebebiyle bünyelerde bir üşengeçlik meydana getirebilir. ki belki de bundandır ölümcül güzelliği. yıllara rağmen hala bakir kalmış olması.

21. Hasan Paşa Hanı

Hasan Paşa Hanı: Diyarbakır’da Ulu Camii’nin doğu girişinin karşısında, Gazi Caddesi’nin üzerinde yer alan tarihî handır. hadi gelsin çaylar.

 

22. Dicle Köprüsü

Dicle Köprüsü: On Gözlü Köprü, Dicle Köprüsü, Silvan Köprüsü ve Mervani Köprüsü olarak dört ayrı isimle bilinen ihtişamlı köprü, Mardin Kapısının 3.km batısında yer almaktadır. Köprünün tarihçesi hakkında bazı kaynaklarda 6.yüzyılda I.Anastasias Döneminde yapıldığı bilgisine ulaşılmaktadır.

 

23. Adalet Kasrı

dalet Kasrı: Edirne Sarayı’nda kasır. Sarayın sağlam kalan tek binası. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin düzenlendiği Sarayiçi semtindedir. Edirne Sarayı’na Kanuni Sultan Süleyman zamanında eklendi. Kanuni’nin kanunlarını burada yazdırdığı söylenir.

 

24. Belek Gazi Anıtı

Sultan Alparslan’ın kumandanlarından olan Artuk Bey’in torunu Behram Bey’in oğlu Belek Gazi’ye aittir.1964 yılında heykeltıraş Nurettin ORHAN tarafından yapılmıştır.

 

25. Çirçir Şelalesi

Uzat ayaklarını sonbaharda sararmış otlar arasından gök mavinin, ilkbaharda doyumsuz yeşilin ortasından ise güneşin tadını çıkar. Kulaklarda yöreyi mesken edinmiş Çırçır böceklerinin o sözsüz ezgileri.

 

26. Mama Hatun Türbesi

Türkiye’de çok fazla tarihi caminin, kilisenin ve türbenin bulunması din turizminin de gelişmesini sağlamıştır. Ülkemizde bulunan dini mekanlar yerli turistler kadar yabancı turistlerin de dikkatlerini üzerine çekmektedir.

 

27. Tortum Şelalesi

Tortum Şelalesinin altında gölde yüzebilir, yazı serin geçirebilirsiniz. Eşsiz bir manzaraya sahip olan Tortum Şelalesi bir çok çevreden ziyaret edilmekte.

 

28. Palandöken Kayak Merkezi

Palandöken Kayak Merkezi: Kaymaya meraklı iseniz sizin için en ideal yerlerden biri olduğunu söylememiz şüphesiz yalan olmaz. eğlenceli vakitler geçirmeniz için Erzurum’un en uygun yerlerinden birisi. Konaklama yapabilir, kaymak için ders alabilirsiniz.

 

29. Sazova Parkı

Sazova Parkı: Eskişehir’de tatil yaptığınız günlere Sazova Parkı’nı mutlaka gezmelisiniz. Hem çocuğunuza güzel bir gezi düzenlemiş olur hem de kendi birkaç saatte olsa kendi çocukluğunuza yolculuk yaparsınız. Sazova Parkı yakınında birçok otel bulunmaktadır ve parka yakın otellerin birinde konaklamayı tercih edebilirsiniz.

 

30. Porsuk Çayı

Porsuk Çayı: Eskişehir’in simgesi olan çay, 448 metre uzunluğundadır ve Sakarya Irmağının en uzun kolu konumundadır. Kendinizi bu noktada farklı bir ülkede hissedecek ve şehri ikiye bölen çayda aynı zamanda gondolların yanı sıra botlarla da turlayabileceksiniz.

 

31. Botanik Bahçesi

Botanik Bahçesi: Eğer doğayı seviyorsanız hele de bitkilerin o güzel kokularını içinize çekip hafif bir yürüyüş yapmak istiyorsanız burası tam size göre. Rengarenk, cıvıl cıvıl resmen tablodan çıkmış gibi bir manzara düşünün

 

32. Tirebolu Kalesi

Tirebolu Kalesi: Şehrin Turizm akımını dengeleyen en büyük faktör ise Tirebolu kalesidir diyebiliriz. Büyük bir kayanın üzerine inşa edilmiş olan Kale, ziyaretçilerine muhteşem bir manzarayla karşı karşıya kalmasını sağlıyor.

 

33. Giresun Müzesi

Giresun Müzesi: Giresun Müzesi’nde Tunç çağından Hititlere, Hellenistik dönemden Roma’ya, Bizans’a ve Osmanlı dönemine ait birçok eser bulunmakta.

34. Limni Gölü

Limni Gölü: Şu güzel manzaraya bakıp da hayran olmamak elde değil, sizce de öyle değil mi. Memleketimiz her karışı değerli olmasının nedenlerini bunlara bağlayabilirsiniz.

35. Santa Harabeleri

Santa Harabeleri: 17. yüzyılda Rumlar tarafından kurulan dini, ticari ve kültürel önem taşıyan yerleşimin, Rum çetelerinin sığınağı olarak kullanıldığı bilinmektedir.

36. Seyithan Gölü

Seyithan Gölü: Berçelan yaylasında bulunan Seyithan Gölü Hakkari’nin En çok beğenilen Turistlik yerleri arasındadır.

37. Beşikli Mağarası

Beşikli Mağarası: Titus Tüneli’nin deniz tarafındaki girişine 100 metre mesafede bulunan Beşikli Mağarası, kaya mezarlarının en geniş ve ünlülerinden. İçerisinde bölümler halinde tam 12 tane mezar var. Mezarlar, birbirlerinden duvarlar ile ayrılıyor.

38. Lavanta Vadisi

Lavanta Vadisi: Isparta’nın birçok noktası lavanta kokularıyla karşılar misafirlerini. Keçiborlu ilçesindeki birçok köyde üretilen lavantalar, tarlaları süsler yılın belli dönemleri. Yöre halkının en önemli geçim kaynağıdır çünkü. Özellikle Kuşçular, Aydoğmuş, Kuyucak, Ardıçlı ve Çukurören köylerinde yetiştirilen lavantalar şehre gelen turistlerin fazlasıyla ilgisini çekiyor.

39. Anamur Çayı

Anamur Çayı: Dragon Çayı üzerinde bulunan Dibek mevkisindeki mesire yerlerinde buz gibi suya girebilir, balık avlayabilir, tutamazsanız bile oradaki restorantlarda alabalık yiyebilirsiniz.

40. Belenkeşlik Kalesi

Belenkeşlik Kalesi: Mersin, bir tatile sadece tabiat güzelliklerini değil, kalelerini, camilerini, kiliselerini ve diğer tüm tarihi kalıntılarını da dahil ediyor. Mersin’de tatil planlarınız varsa şehrin sağlam yapıları arasındaki Belenkeşlik Kalesi’ni gezmenizi öneririz.

41. Galata Kulesi

Galata kulesi: Tarifi olmayan bir manzarası var ve kulenin tepesine ücretli olarak kahvaltı hizmeti alabilirsiniz. Galata Kulesi 2014 ve 2015 yılı güncel giriş ücreti yerli ziyaretçiler için 6,5 TL yabancı ziyaretçiler in ise 13 TL‘dır. Öğrenci indirimi veya müze kart malesef geçerli değil. 5 yaşından büyük çocuklardan ücret alıyorlar.

42. Fatih Korusu

Fatih Korusu: Eski adı Otağtepe, yeni adıyla Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi olmuştur. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Boğaziçi Köprüsünü seyredebilirsiniz. İkinci köprü olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Anadolu yakasındaki ayağı çok net görülebilmektedir. 

43. Kız Kulesi

Kız Kulesi:  hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.

44. Karaburun Yarımadası

Karaburun Yarımadası: Çok eski bir yerleşim alanı olan Karaburun Yarımadası’nın tüm doğal ve tarihi yerleri arasında gezerken birçok medeniyetten izler göreceksiniz.

45. Konak Meydanı

Konak Meydanı: İlçede bulunan Konak Meydanı yakınındaki otellerin birinde rezervasyon yaptırarak tatilinize ilk adımı atabilirsiniz. Meydan, merkezde bulunması sebebiyle hem ulaşımınızı kolaylaştıracak hem de kendi içinde barındığı güzellikleri rahatlıkla sunacak sizlere.

(Kaynak:gezilesiyer.com)

 

HER MEVSİMDE BİR AYRI GÜZELDİR BOLU yazısı için tıklayınız…