OKUMADAN GEÇMEYİN

OKU, BABAN GİBİ VS. VS. VS. 🙂

Kimi görsem aynı dertten muzdarip;” Çocuğum kitap okumuyor, ne yaptıysam olmadı vs.” Hakikaten dert anlayacağınız. makus talihimiz yeni nesille de değişmeyecek gibi duruyor. Maalesef okumayı sevmeyen, düzenli okumayı bir türlü alışkanlık haline getiremeyen bir toplum olduk çıktık. hep mi böyleydik diyeceğim ama yarım yamalak tarih bilgimde  hep ok okuyan paşalar,alimler, bilim insanları mevcut. Demek ki isteyince biz de yapabiliyoruz. Yani bu sonuca göre ya istemiyoruz ya da okumayı neden istememiz gerektiğini bilmiyoruz.

  Birçoğumuzun bildiği meşhur bir araştırma var. Japonya’da 1 kişi yılda ortalama 25 kitap okuyor, Türkiye’de ise 6 kişi 1 kitap okuyor. Yıllar önce bunu ilk duyduğumda her klasik Türk gibi biraz bozulmuştum. Konduramadım zannediyorum. Acı gerçekle yüzleşmek çok geç olmadı 🙂 Maalesef vaktimizi kitap okumaya harcayamayacak kadar kıymetli buluyoruz. Günde ortalama 5 saat televizyona, 3 saat internete harcıyoruz ama okumak için uygun gördüğümüz vakit sadece 1 dakika. Ve insanın yüzüne tokat gibi çarpan bir araştırma daha, Türkiye’ de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sıradaymış. Yani düşünün ki biri bize neye ihtiyacın var, neyin olsun istersin diye soruyor ve 232 tane madde sıraladıktan sonra ” hee bir de kitap ” diyoruz 🙂 Yeni kaybettiğimiz kıymetli deha Stephen Hawking’in meşhur bir sözü vardır hani: “Bilginin en büyük düşmanı bilgisizlik değildir , bildiğini zannetmektir” Bizimki de biraz o hesap kitap okumuyoruz ama bunu bir eksiklik olarak da görmüyoruz.Hayatımızda belki bir kere “yaa neden okumuyorum” dememişiz ya da ” yahu okusam ne kazanırım ” diye düşünmemişiz. Oysa kitap okumanın kazandırdıklarını bir bilsek. Bu lezzete bir alışsak eminim müptelası oluruz 🙂 Evet zor ve sabır gerektiren bir alışkanlık olduğunu kabul ediyorum. Öyle günümüz trendleri gibi sabah patlayıp akşama sönüvermez. Emek ister: Sevgi neydi emekti malum 🙂

Her şeyi hızlı bulan, hızlı seven, hızlı tüketen bir nesil olarak oturup sayfa çevirmek elbette biraz zor. Biz izlediğimiz dizinin yeni bölümü çıkana kadar bile kemirmedik tırnak, yolmadık saç baş bırakmıyoruz. Lakin hayatımız da her şey böyle değil midir? Sıradanlıktan çıkıp kıymetli sıfatını almaya hak kazanan , gençliğin tabiriyle level atlayan meseleler hep en çok uğraştığımız, emek verdiğimiz meseleler değil midir?
Hey gidi… Ne anlatacaktım nerelere geldim. “OKUMA ALIŞKANLIGI İÇİN NELER YAPMALIYIZ?” kısmını anlatacaktım ama daha sonra devam edeceğiz diyelim  ve kısa bir giriş ile bitirelim . Her yıl, çoğu insan, belli sayıda kitap okumak için kendi hedeflerini belirler. Ancak, tıpkı Yeni Yıl kararlarında olduğu gibi, hiç başlanılamamış kararlar gibi oluyorlar.
İyi kitapların okunmasının sayısız faydası vardır. Düşüncelerinizi daha derin düşünebilir, size alanınız hakkında daha çok şey öğretebilir, becerilerinizi geliştirebilir, endişelerinizi azaltabilir ve genellikle bir sonraki seviyeye kadar büyümenize yardımcı olabilirler. Alanınız veya ilgi alanlarınız ne olursa olsun, ufkunuzun ötesini okumak için tutarlı bir model ve alışkanlık yaratmak çok önemlidir.
Okumayı sevmek istediğiniz bir alışkanlık ise, özellikle okuma hedeflerinizden kendinizin sürüklendiğini fark ederseniz, ona yaklaşmanın bazı pratik yolları vardır.

Bununla birlikte, önce süreçte okumak ve büyümek için derin bir istekliliğe sahip olmak önemlidir. Yaklaşımı, hayatınızı eninde sonunda etkileyen eğlenceli, eğlenceli ve dönüştürücü bir etkinlik olarak okumak. Bu türden bir zihniyetle, okuduğunuz kitapların, yaşamınızda ihtiyaç duyulan alanları iyileştirmek ve bu problem alanlarını hedefleyen doğru kitapları okuyarak bir sonraki seviyeye doğru büyümeyi planlayarak öğreneceksiniz. anlamlı bir söz ile  bitirelim şimdilik: “Okuma alışkanlığını kazanmak, kendiniz için yaşamın neredeyse tüm sıkıntılarından bir sığınak inşa etmektir.”  Somerset Maugham

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir